Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.Но Иудеи, увидев народ, исполнились зависти и,противореча и злословя, сопротивлялись тому, что говорил Павел.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.ויהי כראות היהודים את המון העם וימלאו קנאה ויכחישו את דברי פולוס הכחש וגדף׃
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.فلما رأى اليهود الجموع امتلأوا غيرة وجعلوا يقاومون ما قاله بولس مناقضين ومجدفين.
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.但 猶 太 人 看 見 人 這 樣 多 、 就 滿 心 嫉 妒 、 硬 駁 保 羅 所 說 的 話 、 並 且 毀 謗
Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle Pavlusun söylediklerine karşı çıktılar.但 猶太 人 看見人 這樣 多 、 就 滿心 嫉妒 、 硬 駁 保羅 所 說的話 、 並且 毀謗
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Abang-abang Yusuf iri hati kepadanya, tetapi ayahnya tetap memikirkan mimpi itu
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.A jeho bratia mu závideli, ale jeho otec pozoroval na vec.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Các anh lấy làm ganh ghét chàng; còn cha lại ghi nhớ lấy điều đó.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Các anh lấy_làm ganh_ghét chàng ; còn cha lại ghi_nhớ lấy điều đó .
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Fraţii săi au început să -l pismuiască; dar tatăl său a ţinut minte lucrurile acestea.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.I nienawidzili go bracia jego; ale ojciec jego pilnie uważał tę rzecz.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Irígykednek vala azért reá az õ bátyjai; az õ atyja pedig elméjében tartja vala e dolgot.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.I suoi fratelli perciò erano invidiosi di lui, ma suo padre tenne in mente la cosa
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Ja hänen veljensä kadehtivat häntä; mutta hänen isänsä pani tämän mieleensä.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.그 형들은 시기하되 그 아비는 그 말을 마음에 두었더라
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Och hans bröder avundades honom; men hans fader bevarade detta i sitt minne.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Og hans Brødre fattede Avind til ham, men hans Fader gemte det i sit Minde.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Og hans brødre var misunnelige på ham; men hans far gjemte det i sitt minne.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Ses frères eurent de l`envie contre lui, mais son père garda le souvenir de ces choses.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Seus irmãos, pois, o invejavam; mas seu pai guardava o caso no seu coração.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Sus hermanos le tenían envidia, pero su padre guardaba en mente el asunto
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Tedy záviděli mu bratří jeho; ale otec jeho měl pozor na tu věc.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Und seine Brüder beneideten ihn. Aber sein Vater behielt diese Worte.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Zavidali so mu torej bratje njegovi, oče njegov pa je to besedo ohranil v misli.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Και εφθονησαν αυτον οι αδελφοι αυτου ο δε πατηρ αυτου εφυλαττε τον λογον.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Братья его досадовали на него, а отец его заметил это слово.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.И завидяха му братята му; а баща му запомни тия думи.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.ויקנאו בו אחיו ואביו שמר את הדבר׃
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.فحسده اخوته. واما ابوه فحفظ الامر
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.他 哥 哥 們 都 嫉 妒 他 . 他 父 親 卻 把 這 話 存 在 心 裡
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.他 哥哥 們 都 嫉妒 他 . 他 父親卻 把 這話 存在 心裡
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Alebo či nemám práva urobiť so svojím, čo chcem? Alebo či je tvoje oko zlé, že ja som dobrý?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Ali mar ne smem jaz s svojim storiti, kar hočem? Je li oko tvoje hudobno, ker sem jaz dober?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Azaż mi się nie godzi czynić z mojem, co chcę? Czyli oko twoje złośliwe jest, iżem ja jest dobry?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Eller har jeg ikke Lov at gøre med mit, hvad jeg vil? Eller er dit Øje ondt, fordi jeg er god?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Eller har jeg ikke lov til å gjøre med mitt hvad jeg vil? eller er ditt øie ondt fordi jeg er god?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Enkö saa tehdä omallani, mitä tahdon? Vai onko silmäsi nurja sentähden, että minä olen hyvä?`
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›내 것을 가지고 내 뜻대로 할 것이 아니냐 내가 선하므로 네가 악하게 보느냐
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Mag ik mijn geld niet weggeven als ik dat wil? Of neemt u mij kwalijk dat ik goed ben?'
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Não me é lícito fazer o que quero do que é meu? Ou é mau o teu olho porque eu sou bom?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Ne m`est-il pas permis de faire de mon bien ce que je veux? Ou vois-tu de mauvais oeil que je sois bon? -
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›¿No me es lícito hacer lo que quiero con lo mío? ¿O tienes envidia porque soy bueno?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Non posso fare delle mie cose quello che voglio? Oppure tu sei invidioso perché io sono buono
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Nu pot să fac ce vreau cu ce -i al meu? Ori este ochiul tău rău, fiindcă eu sînt bun?`
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Ta há không có phép dùng của cải ta theo ý muốn ta sao? Hay là ngươi thấy ta ở tử tế mà lấy mắt ganh sao?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Ta há không có phép dùng của_cải ta theo ý_muốn ta sao ? Hay_là ngươi thấy ta ở tử_tế mà lấy mắt ganh sao ?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Zdaliž mi nesluší v mém učiniti, což chci? Čili oko tvé nešlechetné jest, že já dobrý jsem?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Η δεν εχω την εξουσιαν να καμω ο, τι θελω εις τα εμα; η ο οφθαλμος σου ειναι πονηρος διοτι εγω ειμαι αγαθος;
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›разве я не властен в своем делать, что хочу? или глаз твой завистлив от того, что я добр?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›Хиба ж не вільно менї робити, що хочу, з добром моїм? Чи того твоє око лихе, що я добрий?
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›הלא אוכל לעשות בשלי כרצוני האם תרע עינך על אשר טוב אנכי׃
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›او ما يحل لي ان افعل ما اريد بما لي. أم عينك شريرة لاني انا صالح.
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›我 的 東 西 難 道 不 可 隨 我 的 意 思 用 麼 . 因 為 我 作 好 人 、 你 就 紅 了 眼 麼
Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?›我的東 西難道 不 可 隨 我 的 意思 用 麼 . 因為 我 作 好人 、 你 就 紅 了 眼麼
Kesinlikle. Partinin keyfini çıkarıyor musunuz, efendim? Bilirsin beta, ben seni kıskanırım.- Totalmente. - ?Está disfrutando la fiesta, senor? ?Sabes, hijo?
Keşke Reggie de burada olsaydı çünkü kıskançlıktan çatlardı!Eu apenas gostaria que o Reggie estivesse aqui, porque ele ia ficar cheiooo de inveja!
Keşke Reggie de burada olsaydı çünkü kıskançlıktan çatlardı!Ich bin nicht besorgt.
Keşke Reggie de burada olsaydı çünkü kıskançlıktan çatlardı!Je ne m'en fais pas.
Keşke Reggie de burada olsaydı çünkü kıskançlıktan çatlardı!Vorrei solo che Reggie fosse qui sarebbe così invidioso!
Keşke Reggie de burada olsaydı çünkü kıskançlıktan çatlardı!Δεν ανησυχώ.