"Zihni Göktay: 'Kıskançlıktan deliriyorlar'".Είχα έναν άγριο έρωτα γεμάτο ζήλεια»).
Lichas da Dejanira'nın giderek artan kıskançlığını gözlemektedir.Πολλές φορές ανταλλάσσει σχόλια ζηλοφθονίας με την Δήμητρα.
Kıskanç Kırmızı Kraliçe Alice'in kellesinin vurulmasını emreder.Υπονοείται ότι η Κόκκινη Βασίλισσα αποκεφάλισε τον πρώην σύζυγό της.
İnatçıdır ve kıskanacak kadar ailesine bağlanır.Είναι καχύποπτος και ζηλεύει τη γυναίκα του σε παρανοϊκό βαθμό.
Sonunda Geumhwa'nın oğulları onu kıskanmaya başladı ve Jumong, Dongbuyeo'dan ayrılmak zorunda kaldı.Til sidst blev Geumwas sønner jaloux på ham, og Jumong blev tvunget til at forlade det Østlige Buyeo.
Marcello'nun da hemen kıskançlığı ortaya çıkar.Marcello brænder af jalousi.
Asla kıskanç olma.Aldrig af sentimentalitet.
Kıskanmak fiilini de barındırır.Desuden forværredes forholdet af jalousi.
Ağ çıkış yolu Salticidae familyası gibi kıskaçlarının arasındadır.Stregbredpanden hører som skråstregbredpanden under slægten Thymelicus.
Sadece Carl'ı kıskandırmak için onunla beraber olmuştur.I følge denne historie var det Ann, der dræbte Laura i jalousi.
Ama kızının bu yeni arkadaşlığını kıskanan Leman'ın da farklı planları vardır.Det lykkes imidlertid Egon at begejstre begge sine kammerater med sin nye plan.
Kıskaçların şekli türlere göre değişiklik gösterir.Rodnettet er som nævnt variabelt.
Joe'nun popülerliği Peter'ın onu kıskanmasına neden olur.Men deres venskab forårsager også at Paulo bliver jaloux.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Ved siden af disse hændelser er Unns søn, Mord Valdgardsson, som på grund af jalousi hader Gunnar.
Mike'ı çok kıskanır.Monica bliver meget jaloux.
(Üçlü: Di geloso amor sprezzato - "Kıskanç sevginin ateşi" ).Sammen hylder de "leuchtende Liebe, lachender Tod" (lysende kærlighed, leende død").
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Johann var misunnelig på Jakobs stilling og de to prøvde ofte å overgå hverandre.
Jakob’un ölümünden sonra bu kıskançlık kendi yetenekli oğlu Daniel için devam etti.Etter Jakobs død gikk Johanns sjalusi over til hans talentfulle sønn, Daniel.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.Etter sigende gjorde dette synet Stalin sjalu.
Tebrik: Kıskançlığın medenileşmiş hali.Vrangforestillinger med sjalusitematikk.
Ancak siyah bu kıskaçtan 1...Hvis svart spiller 1. ...
Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır.Han tok seg av brødrenes sønner etter at disse falt fra.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Denne bilen blir kjørt av kvinnens sjalu kjæreste.
Piyade Tümeni, güney kıskacı ise 106.Diserud søndre eller Landmark 106.
Ben olsam kıskanırdım".«Jeg blir så forbanna!».
Amcası Kral olan babasını kıskanmıs ve öldürmüştür.Kongen har blitt forrådt og myrdet av sin egen bror.
Zeus'un kıskanç eşi Hera, Semele hamileyken ilişkiden haberdar olur.Zevs' hustru Hera oppdaget affæren mens Semele var gravid.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Blanche er sjalu på at søsteren får all oppmerksomheten.
Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.Navnet betyr min Gud er Jahve.
Lavender, Ron'un Hermione ile olan arkadaşlığını kıskanır.Lavendel blir også veldig sjalu over hvor oppmerksomme Ronny og Hermine er på hverandre.
Kıskanmak fiilini de barındırır.Iteung pun cemburu.
Zeus'un kıskanç eşi Hera, Semele hamileyken ilişkiden haberdar olur.Istri Zeus, Hera, mengetahui perselingkuhan suaminya ketika Semele sedang hamil.
Basit şöhret namına ardı ardına koşan yeteneksiz Qaranəfəs'in (Rəsmi Cəbrayılov) ise ona kıskançlığı tutar.Barang siapa yang melepaskan (hak kisas) nya, maka melepaskan hak itu (menjadi) penebus dosa baginya.
Bunun üzerine Vika, Bakü'de olan her şeyi kıskanır.Maka dia mengenakan segala upakara (perlengkapan) upacara dan melakukan yoga samadi.
Kıskançlığa kapılır.Kemudian terjadi kecemburuan.
Ablasını kıskanır.Hal ini membuat kakak cemburu.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Hal itu membuat Utari merasa cemburu.
Ama karısı Rosa'yı kıskanmaktadır ve onun kendisini aldatacağından korkmaktadır.Tapi bagi Rose sendiri, dia merasa dirinya gila.
Çok kıskançtırlar.Cemburu Nih..
Mac'i kıskanır.Dan membuat Duke cemburu.
Mike'ı çok kıskanır.Hal itu membuat Alan cemburu.
Melkor onu kıskandı.Kayla merasa cemburu.
Sonunda Geumhwa'nın oğulları onu kıskanmaya başladı ve Jumong, Dongbuyeo'dan ayrılmak zorunda kaldı.Hal tersebut membuat putra mahkota iri dan ia memaksa Jumong pergi meninggalkan istana Dongbuyeo.
Anne'i her şeyiyle kıskanır.Petunia merasa cemburu akan hal ini.
Kitapta yazar kıskançlık üzerine ruhsal çözümlemeler yapmaktadır.Melalui tulisan terjadi otonomisasi teks.
Bu yüzden, her zaman kıskançlık içinde kıvranır durur.Hal ini sering memunculkan kecemburuan.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Rencana Septian membuat cemburu Amanda berhasil.
Blossom'ı kıskanır.Poppy pun makin cemburu.
Aylin'i Soner'den dolayı kıskanmaktadır.Dia cemburu dengan penggemar Sonny.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.Rakai Gurunwangi yang lebih tua merasa cemburu.
Uberto/Kral James bunu kıskanır.Hal ini membuat Ramon (Atin Martino) cemburu.
Diğer köpeklerle arası iyidir; ama bazen kıskançlığı tutar ve ısırmaya çalışabilir.Lucy: Mooch: Anjing penggembala campuran yang kadang suka diganggu tetapi punya hati emas.
Asla kıskanç olma.Đừng ghen tị.
Ben olsam kıskanırdım".“Khi phụ nữ ghen”.
Lavender, Ron'un Hermione ile olan arkadaşlığını kıskanır.Trong khi đó, Lavender lại ghen vì mối quan hệ của Ron với Hermione.
Fernand’ın Mercedes’e karşı ilgisi vardır ve onları kıskanır.Santana khá ghen tị và đã gây gổ với Mercedes.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Vị làm người đa nghi lại ghen tuông.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Tuy nhiên, em trai ông là Seth đâm ra ghen tức vì sự được lòng dân chúng của ông.
Ağabeyleri Yusuf'u çok kıskanıyorlardı.Do vậy, Mộ Dung Tuấn rất ghen tị với người em trai của mình.
Ancak siyah bu kıskaçtan 1...Nếu Đen đi trước: 1...