Onu çok kıskanır.Я заздрю тобі.
Kardeşi Don'u çok kıskanır ve ondan nefret eder.Дуже любить брата і ревнує його до Рен.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Він стає все більш збентеженим, ревнивим і жорстоким до стосунків Рози з Джеком.
Ross, Rachel'ı iş arkadaşı Mark'tan kıskanır.Рос почав її ревнувати до Марка, одного з її співробітників.
Asla kıskanç olma.Не будьте заздрісним.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.А найбільше зло породжується заздрістю.
Çok genç olmalarına rağmen yüreklerindeki aşk ateşi öyle yoğundur ki melekler onları kıskanmaya başlar.Хоча вони були молоді, їх любов один до одного розгорілася з такою силою, що їм позаздрили ангели.
Ayrıca çok kıskançtır.Дуже ревнива.
Ben olsam kıskanırdım".Всі ми йому заздрили».
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Все людство йому заздрило, а він заздрив усьому людству.
Kimi kıskandığı için dövüyordu, kimi öldürüyordu.Вважається, що ними були дівчина до якої він ревнував, а також її товариш .
Ağabeyleri Yusuf'u çok kıskanıyorlardı.Каїн заздрив своєму братові.
Tebrik: Kıskançlığın medenileşmiş hali.Помилкові ревнощі, викликані манією ревнивця.
Öte yandan Erdal giderek İdris'i kıskanmaya başlar.Після появи Отонаші починає ревнувати його до Юрі.
Sevgileri, nefretleri, kıskançlıkları çoktan bitmiştir.Підозри, сумніви, ревнощі — все пройшло.
Ross, Mark ve Rachel'ın arasında bir şeyler olmasından korktuğu için onu kıskanmaktadır.Рейчел переживає через те, що між її сестрою і Россом з'являються якісь почуття.
Bu yüzden, her zaman kıskançlık içinde kıvranır durur.Він постійно переслідує її, ревнує.
Erik aşırı sahiplenicidir ve hemen kıskanmaya eğilimlidir.Донадоні надзвичайно ревнивий, але намагається себе стримувати.
Ben 10'i kıskanmıştır.Митарство заздрості 11.
Bilal başlarda kıskanır, daha sonra ilişkilerine izin verir.Голлі ревнує і починає сумніватися в їх дружбі.
Onu kıskandırmak istiyorum.Я хочу примусити його ревнувати.
Onu kıskandırmak istiyorum.Я хочу, щоб він ревнував.
Onlar sadece kıskanç.Вони просто заздрять.
Sonradan eşi olacak Britt Ekland'a kıskançlığı yüzünden saldırdı.Ze žárlivosti napadl svou budoucí manželku Britt Eklandovou.
Anne'i her şeyiyle kıskanır.Žárlí na Joan.
Ayrıca çok kıskançtır.Je značně žárliví.
Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.Já jsem Hospodin, tvůj Bůh, Bůh žárlivě milující.
Christina'yı Francis'ten deli gibi kıskanmaktadır.Na Františka zoufale žárlí.
"Anne" kişiliği Mary'yi öldürdü, çünkü "o" Norman'a başka bir kadın için duyduğu sevinci kıskanmıştı.Mary zabil jako svoje matka, která žárlila na Normana proto, že pocítil náklonnost k jiné ženě.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Začíná z toho být na nebožtíka až chorobně žárlivý.
Ross, Rachel'ı iş arkadaşı Mark'tan kıskanır.Jejich vztah se začal rozpadat, protože Ross žárlil na kolegu Rachel Marka.
Kıskançlığa kapılır.Zmocňuje se ho žárlivost.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.V přihlížející Jan to skutečně vzbuzuje žárlivost.
Uberto/Kral James bunu kıskanır.Žárlícího Antonia to však vyvádí z míry.
Sürekli Harry'le rekabet eder ve kıskançlığı başına sürekli işler açar.Žárlila na něj, protože Harry trávil veškerý čas s ním.
Cinayet çoğu kez olduğu gibi kıskançlık yüzünden işlenmiştir.Způsobem vraždy bylo většinou zardoušení.
Ama süper kahramanları kıskandıracak kadar süper bir yeteneği vardır.Pořadatel má mimořádnou schopnost dělat si nepřátele.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.Typická je právě žárlivost.
Mac'i kıskanır.Je zřejmé, že Ralphovi závidí.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Ovšem jejich vztah je poznamenán vypravěčovou žárlivostí.
Blossom'ı kıskanır.Clyde žárlí.
Houyi diğer ölümsüzlerin kıskandığı birisiydi ve diğer ölümsüzler ona iftira attılar.Lich je mág, který se pomocí temných rituálů změnil na nemrtvého, aby tak získal nesmrtelnost.
Melkor onu kıskandı.Oriane jim závidí.
Bu mektup Ferdindand’ın eline geçer ve kıskançlık gibi kindar duygular uyanmaya başlar.Tento dopis se dostane k Ferdinandovi a vyvolá to v něm naprosté zoufalství.
Içteki kuzey kıskacı, 100.Severní předsíň 10.
Şu ana kadar hiç kimseyle çıkmamıştır, kızlarla arası iyi olması bakımından Dan'i kıskanır.Netuší, že David je do něj zamilovaný a na Hannah žárlí.
Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu.Ochabovala i nacionalistická agitace.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Později se ale vztah zkalil Marianiho žárlivými výstupy.
Sonunda Geumhwa'nın oğulları onu kıskanmaya başladı ve Jumong, Dongbuyeo'dan ayrılmak zorunda kaldı.În cele din urmă, fii lui Geumwa au devenit geloși, iar Jumong a fost forțat să părăsească Dongbuyeo.
Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır.Iosif este înlăturat de către frații săi invidioși și este aruncat într-o fântână.
Buddy'i çok kıskanır.Prietenul său este Eugene și este foarte gelos pe Buddy.
Vikisöz 'de Kıskanmak (roman) ile ilgili özlü sözler bulunur.La Wikicitat găsiți citate legate de Invidie.
Konstantin Trigorin'in yaklaştığını görünce, kıskançlıkla orayı terkeder.Treplev îl vede pe Trigorin apropiindu-se, motiv pentru care pleacă gelos.
Tiepolo İspanya'dayken Anton Raphael Mengs'in kıskançlığına ve keskin eleştirilerine maruz kaldı.În Spania, a întâmpinat gelozia și asprimea opoziției lui Anton Raphael Mengs.
Tanrılar nirvana’ya ulaşmamışlar, dolayısıyla kıskançlık, öfke, yanılgı ve keder gibi duygulara sahiptir.Zeii nu au atins Nirvana, și sunt încă supuse emoții, inclusiv gelozia, furia, iluzii, durere, etc...
Onlar, Birinci Bölük'ü kıskanırlar ve sık sık kendi değerlerini kanıtlamak için olsalık içindedirler.A colaborat la Gândirea încă de la primul număr, fiind asociat adesea curentului gândirist.
Gün sonunda kuzey kıskacı sadece 10 km'lik bir ilerleme sağlayabilmişti.Până la sfârșitul zilei, sovieticii avansaseră cel mult 10 km.
Susan'la bazen birbirlerini kıskanırlar.Ea și Watson se simt atrași unul de celălalt.
Prenses, Orphée'ye aşık olmuştur ve kıskandığı Eurydice'i yok etmeyi düşünür.Orasia este o regină tracă îndrăgostită de Orfeu, care se face vinovată de moartea Euridicei.
Sadece Carl'ı kıskandırmak için onunla beraber olmuştur.Și el este îndrăgostit de Mia, care iese cu el doar pentru a-l face gelos pe Miguel.