Ana içeriğe geç
Sözlük

kıska ile cümle

kıska kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Forsepsler başlangıçta düz bir kıskaç biçimindeydi.De knopschubben zijn in het begin nog kort behaard.
Bu yeni kuvvetler Fastov'u geri almak için, bir kıskaç hareketi icra edecek biçimde ileri sürüldü.Door zijn nieuwe ploeg Quick Step werd hij op non-actief gezet.
Ancak siyah bu kıskaçtan 1...Neemt zwart daadwerkelijk de dame, 1. ...
Bu aşk öyle güçlüdür ki melekler bile kıskanır.Tegenzang: omdat een aantal engelen jaloers is op de mens.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Haar broer, de koning van Tyrus, was jaloers op hun welvaart.
Bunların bir kısmı kuşatma kıskaçlarının dışına çıkmayı başarmıştır.Een deel van hen vestigde zich in het Vleutense.
Rhett, Ashley'i kıskanmaktadır.Burr is jaloers op de politieke macht van Hamilton.
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Kandaulus kan zijn jaloezie nauwelijks onderdrukken.
Melkor onu kıskandı.Annemieke wordt jaloers.
Bayan B'yi kıskanır.Zijn jaloerse bazin, mrs.
Ben kıskancım.Ik ben jaloers.
Maria kıskanç değildi.Maria was niet jaloers.
Aynı sıralarda, başka bir şair, Elizabeth F. Ellet, Poe'ya aşık oldu ve Osgood'u kıskandı.W tym samym czasie inna poetka, Elizabeth F. Ellet, zakochała się w Poem i była zazdrosna o Osgood.
Diğerlerini kıskanmadı, öğüt verdi ve dinledi.Dawał im wtedy rady i pouczenia.
Ben olsam kıskanırdım".A i ludzie byliby zachwyceni".
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.Nie udaje mu się jednak zmylić zazdrosnego męża.
Bunların bir kısmı kuşatma kıskaçlarının dışına çıkmayı başarmıştır.Zdołał wtedy wyprowadzić część oddziału z okrążenia.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Syn Unnr, Mördr Valgardsson, bardzo nienawidzi Gunnarra i zazdrości mu jego reputacji.
Anne'i her şeyiyle kıskanır.Marianna była bardzo zazdrosna o swoją matkę.
İki Alman panzer ordusunun zırhlı iki kıskacı, 18 Temmuz'da birbirine 16 km. yaklaşmıştı.18 lipca dwa potężne ramiona dwóch niemieckich grup pancernych miały już tylko 16 km do zamknięcia się.
Onu çok kıskanır.Jest o niego bardzo zazdrosna.
Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür.Zaczyna być w stosunku do Pabla bardzo władczy i chorobliwie zazdrosny.
Develerin kıskanç olduklarını bilmiyordum.Los rozbitków był nie do pozazdroszczenia.
Finn ve Jake'i sürekli kıskanır ve arkadaş olmaya çalışır.Mimo że jest wrogiem Finna i Jake’a często jest też wobec nich przyjacielski.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.To tkliwość, to zazdrość.
Çok kıskançtırlar.Bardzo zazdrosna.
Kimi kıskandığı için dövüyordu, kimi öldürüyordu.Była to zmowa osób, które zazdrościły mu sławy.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Odtąd już nie zazdrościł tyranowi.
Joe'nun popülerliği Peter'ın onu kıskanmasına neden olur.Dziewczyna postanowiła więc wykorzystać Davida, by wzbudzić w Nicku zazdrość.
Aralarında kıskançlık yoktur ve kendilerine ait olmayan şeyleri açgözlülük ve hırsla istemezler.Wśród nich nie było sławnych ludzi, nie dzierżyli też oni żadnych urzędów.
Erkeğin kıskacı dışta küçük bir kabartıya sahiptir.Męska część oddzielona niewielką przerwą.
Asla kıskanç olma.Nigdy nie traćmy nadziei!
Sadece Carl'ı kıskandırmak için onunla beraber olmuştur.By wzbudzić w nim zazdrość, spotykała się z Markiem.
Bunun üzerine Şaul damadı Davud'u kıskanır ve öldürülmesini emreder.Oto) są imiona zmarły(ch: Mi)kołaj, sługa Boży, (Ripsymia) i Dawid.
Fakat Tosca çok kıskanç bir kadındır.Według Herodota Amestris była zazdrosną kobietą.
Hırslı, azimli ve kıskançlığa varabilecek hazımsızlık gibi kişilik özellikleri bulunmaktadır.Mamy tu do czynienia z typowym zjawiskiem zazdrości czy zawiści.
(Sento avvampar nell'anima - "Çok kızgın bir kıskançlık hissediyorum ve bu ruhumu sanki ateşe vermekte").("A mój pocałunek roztopi ciszę, która czyni cię moją!")
Ayrıca çok kıskançtır.Potrafi być bardzo zazdrosna.
Entrika, aşk, kıskançlık konularını işlemektedir.Przyjaźń, miłość, intrygi i rozgrywki mafijne.
"Zihni Göktay: 'Kıskançlıktan deliriyorlar'".Men deras bedyranden präglades av ursinne och avundsjuka.”
Bu da müthiş bir kıskançlık krizine sebep olur ve tekrar birleşirler.Men kan avundsjuka få dem att bli tillsammans igen?
Ben olsam kıskanırdım".Han var en bland de avundsvärda."
Homer, Ned Flanders'ın yeni karavanasını kıskanır ve bir tane almak için yola koyulur.Homer blir avundsjuk på Ned Flanders då han skaffat en ny husbil.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Kimi kıskandığı için dövüyordu, kimi öldürüyordu.Han mördades av en svartsjuk man vars hustru han försökte förföra.
Develerin kıskanç olduklarını bilmiyordum.Dessa förändringar var inte serberna till glädje.
Ayrıca çok kıskançtır.Hon har även lätt att bli svartsjuk.
Kıskanç ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonra Mısırlılara köle olarak satılmıştır.På grund av svartsjuka från hans bröder kom han att säljas som slav till Egypten.
Kıskanmak fiilini de barındırır.Hans svartsjuka älskarinna skjuter honom.
Sadece Carl'ı kıskandırmak için onunla beraber olmuştur.Hon medger att hon bara försökte göra Ted svartsjuk.
Amcası Kral olan babasını kıskanmıs ve öldürmüştür.Kungen har förråtts och mördats av sin egen broder.
Kardeşlerinin Yusuf'u kıskanması babası İsrail'in de aklına takılmıştı ancak bu konuda bir şey yapmadı.Mose övertalade Herren att inte förgöra Israels folk.
Asla kıskanç olma.Aldrig i verlden!
Melkor onu kıskandı.Hermione blir då avundsjuk.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.För andra betydelser, se Ljubojno.
Içteki kuzey kıskacı, 100.Råsundavägen 100.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.För andra betydelser, se Lac Jaloux.
Buddy'i çok kıskanır.Fanny blir svartsjuk.
Adamın karısı, kıskanç ve ihtiras dolu.Hans spelstil var manlig, mänsklig och full av fantasi och temperament.
Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır.Брати зростали сиротами.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod