Ana içeriğe geç
Sözlük

kısa ile cümle

kısa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
En kısa sürede başlamalısın.You should set off as soon as possible.
Kısa bir ziyaretten sonra birdenbire ayağa kalktı ve ayrıldığını söyledi.After a short visit, he suddenly stood up and said he was leaving.
O bir kısa dalga radyo istasyonu dinliyor.He listens to a short wave radio station.
Patty o kadar kısaydı ki dala yetişemedi.Patty was so short that she couldn't reach the branch.
Kısa saç ona gerçekten yakışıyor.Short hair really suits her.
Gün kısa ve çok iş var.The day is short and there is much work.
Elektrik prizine reçel döktüm ve bir kısa devre vardı.I spilled jam on the electric outlet and there was a short circuit.
Güzellik, kısa ömürlü zorbalıktır.Beauty is a short-lived tyranny.
Güzellik kısa süreli zulümdür.Beauty is a short-lived tyranny.
Güzellik kısa süreli tiranlıktır.Beauty is a short-lived tyranny.
Bu neyin kısaltmasıdır?What is this the abbreviation for?
Kısa bir ara verelim.Let's take a short pause.
O kısa bir süre orada kaldı.She stayed there for a short while.
O, kısa bir süre o bölgede kaldı.She stayed in that area for a short while.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
Daha fazla zamanım olsaydı daha kısa bir mektup yazardım.If I'd had more time, I'd have written a shorter letter.
Böyle bir uzun mektup yazdığım için üzgünüm. Kısa yazmak için vaktim yoktu.I am sorry to write such a long letter. I didn't have time to write a short one.
Onlar kısa bir flört yaşadılar.They had a brief date.
Tom kısa bir konuşma yaptı.Tom gave a brief talk.
Onlar kısa bir tatile çıktılar.They took a brief vacation.
Öğretmen kısa bir açıklama yaptı.The teacher gave a brief explanation.
Bu buz küpleri kısa sürede eriyecek.These ice cubes will melt soon.
Tom bana eğlenceli bir kısa mesaj gönderdi.Tom sent me a funny text message.
En kısa zamanda bana yaz!Write soon!
Hayat kısa.Life is short.
Umarım kısa zamanda birbirimizi tekrar görürüz.I hope we see each other again soon.
Ay ayı takvim ayından daha kısa.The lunar month is shorter than the calendar month.
Hayat böyle şeyler hakkında endişe etmek için çok kısa.Life is too short to worry about things like that.
"Chinese People's Political Consultative Conference"' in kısaltılmış şekli "CPPCC"'dirThe abbreviation of "Chinese People's Political Consultative Conference" is "CPPCC".
"Sam "kelimesi Lojban'da "computer " kelimesinin kısaltılmış şeklidir.The word "sam" is short for "computer" in Lojban.
Lütfen ısıyı kısar mısın?Could you please turn down the heat?
Bir farenin sadece tek bir deliği varsa, kısa sürede ölür.If a mouse only has one hole, it will soon perish.
Sana daha kısa sürede bildirmeliydim.I should have let you know sooner.
Kısa bir mücadele sonrası, onlar kazandı.After a brief fight, they won.
Anderson'a kısa bir not uzattılar.They handed Anderson a short note.
Kısaydı ve saçını kaybediyordu.He was short and was losing his hair.
Belgeleri aldıktan kısa bir süre sonra öldü.He died soon after he received the documents.
Yeni askerler kısa sürede savaşta kaybedenlerin yerini alacaklardı.New soldiers would soon take the place of those lost in battle.
Onun politikası kısa sürede test edildi.His policy was soon tested.
Douglas, kısa, ağır bir adamdı.Douglas was a short, heavy man.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.Soon, their hunger turned to anger.
O, çok kısa mesafeden ateş etti.He fired at point blank range.
Bir aydan kısa bir süredir Çin'de bulunuyorum.I've been in China for less than a month.
Kısa sürede diğer Erasmus öğrencilerini tanıdı.He soon got to know the other Erasmus students.
Çok kısa bir uyarı veya açıklama akıllı bir kişi için yeterlidir.A very brief warning or explanation is enough for an intelligent person.
Toplantı, kısa bir aradan sonra iki saat içinde tekrar toplanacak.The meeting will reconvene in two hours after a brief recess.
Biz insan hakları konusunda kısa bir tartışma yaptık.We had a brief discussion about human rights.
Paul dün gece bir kısa hikaye okuyordu.Paul was reading a short story last night.
O, onun mümkün olan en kısa sürede onunla iletişim kurmasını istiyor.She'd like him to get in touch with her as soon as possible.
O etek çok kısa değil mi?Isn't that skirt too short?
O etek çok kısa, değil mi?That skirt's too short, isn't it?
Bu etek çok kısa, değil mi?That skirt's too short, isn't it?
Kısa sürede onunla buluşmaya gideceğim.I'll go meet him soon.
Kışın, günler daha kısadır.In the winter, days are shorter.
Silgini kısa süreliğine ödünç alabilir miyim?Can I borrow your rubber for a moment?
Kısa sürede vize almak imkansız olacak.It'll be impossible to get a visa on short notice.
Kısa sürede konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech on short notice.
Elimden geldiğince kısa sürede bir iş bulmayı düşünüyorum.I plan to get a job as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
Elinden geldiğince kısa sürede bunun hakkında gidip bir doktorla görüşmeni öneririm.I suggest that you go and see a doctor about this as soon as you can.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod