Planlarımın bir kopyasını en kısa sürede size göndereceğim.I will send you a copy of my plans as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede sana bu resmin bir kopyasını göndereceğim.I will send you a copy of this picture as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede orada olacağım.I'll be there as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede tekrar arayacağım.I'll call back as soon as I can.
Elimden geldiği kadar kısa sürede onu teslim edeceğim.I'll deliver it as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Eliimden geldiğince kısa sürede size geri ödeyeceğim.I'll pay you back as soon as I can.
Kısa sürede yiyecek bir şey almazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz.If we don't get something to eat soon, we'll all starve to death.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
O, kısa süre dinlenmemizi önerdi.He suggested that we take a short rest.
O çocuk kısa süre içinde çok büyüdü.That child grew a lot in a short amount of time.
Tom üst rafa yetişmek için çok kısaydı.Tom was too short to reach the top shelf.
Tom kısa bir süre önce buradaydı.Tom was here a while ago.
Tom bir kısayol bilir.Tom knows a shortcut.
Tom kısa.Tom is short.
Tom'un kısa saçı var.Tom has short hair.
Tom'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.The workers at Tom's company are demanding shorter working hours.
Tom Mary'nin yeni mayosunun ne kadar dar ve kısa olduğunu gördüğüne şaşırmıştı.Tom was surprised to see how skimpy Mary's new swimsuit was.
Tom kısa sürede Mary'ye yetişti.Tom soon caught up with Mary.
Tom Mary'den daha kısadır.Tom is shorter than Mary.
Tom Mary'den daha kısa boylu.Tom is shorter than Mary.
Tom Mary'nin kısa zamanda geri gelmesini umuyor.Tom expects Mary to come back soon.
Tom daha kısa sürede Mary'ye söylemediği için özür diledi.Tom apologized for not having told Mary sooner.
Daha kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't answer sooner.
Tom yatağına yığıldı ve kısa sürede hızlıca uyudu.Tom flopped onto his bed and was soon fast asleep.
Tom 2.30'da vardı, Mary kısa bir süre sonra vardı.Tom arrived at 2:30 and Mary arrived a short time later.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Başarılı olmayan devrimler kısa sürede unutulur.Revolutions that don't succeed are soon forgotten.
BK, Birleşik Krallık'ın kısaltmasıdır.UK is the abbreviation for the United Kingdom.
Mary Tom'a söyledi: "Kısa bir cümle ile başlayalım, ve daha sonra göreceğiz..."Mary told Tom: "Let's begin with a short sentence, and then we'll see..."
Kısa siyah saçlı küçük bir kız gördün mü?Have you seen a little girl with short black hair?
Tom Mary'nin ne kadar kısa sürede akşam yemeğini hazırlayacağını merak etti.Tom wondered how soon Mary would have dinner ready.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede bir doktor görmek istiyor.Tom wants to see a doctor as soon as possible.
Tom Mary'ye bu kadar kısa sürede çıkamayacağını söyledi.Tom told Mary she couldn't quit on such short notice.
Tom hiç kısa pantolon giyer mi?Does Tom ever wear short pants?
Böyle kısa bir sürede beni gördüğünüz için teşekkürler.Thanks for seeing me on such short notice.
Böyle kısa bir sürede geldiğiniz için teşekkürler.Thanks for coming on such short notice.
Pantolonum çok kısadır.My pants are too short.
Burada bekle. Ben kısa zamanda dönerim.Wait here. I'll return shortly.
Aynı şeyi söylemenin çok daha iyi ve kısa bir yolu yok mu?Isn't there a much better and shorter way of saying the same thing?
Kısa bir deneme yaz.Write a short essay.
Uzun lafın kısası ben kovuldum.Long story short, I was fired.
Tom genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.Tom usually takes a short snooze after lunch.
Hayat deli olmak için çok kısadır.Life is too short to be mad.
Onlar kısa kızlar için mükemmeldir.They are perfect for short girls!
TV'nin sesini kısabilir miyim?May I turn down the TV?
Tom Mary'nin eteğinin çok fazla kısa olduğunu düşündü.Tom thought Mary's skirt was way too short.
Profesör, çalışmasının konusunu kısa ve açık bir biçimde anlattı.The professor briefly and clearly described the topic of his study.
Ondan daha kısayım.I'm shorter than him.
Yol kısa mı yoksa uzun mudur?Is the road short or long?
Sözlüklerde "m.n." eril isim için kısaltmadır.In dictionaries, "m.n." is abbreviation for masculine noun.
Kamyon sürücüsü "Bu en kısa yoldur" sonucuna vardı."This is the shortest way," the truck driver concluded.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede geleceğim.I'll come as soon as possible.
İllüzyonlar kısa ömürlüdür.Illusions are short lived.
Bu kısa aradan sonra geri döneceğiz.We'll be back after this short break.
Bütün alıştırmaları yarım saatten kısa bir sürede çözdüm.I solved every exercise in less than half an hour.
Kısacası, ben katılmıyorum.In short, I disagree.
Kısaca, ahlak sistemleri yalnızca duyguların işaret dilidir.In short, systems of morals are only a sign-language of the emotions.