Lütfen televizyonu kısar mısın?Would you please turn down the TV?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen en kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen TV'yi biraz kısar mısın?Would you please turn down the TV a little?
Lütfen televizyonunun sesini kısar mısın?Could you please turn your television down?
Mümkün olduğunca kısa sürede buraya geleceğim.I'll come here as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede gel.Come as soon as possible.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Ev ödevini elinden geldiğince kısa sürede yaptır.Get your homework done as soon as you can.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede bana yaz.Please write to me as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede alt kata gel.Come downstairs as soon as possible.
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede geri gel.Please come back as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Gelebildiğin kadar kısa zamanda gel.Come as soon as you can.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede babanı aramalısın.You should call your father as soon as possible.
En kısa sürede fiyat teklifini almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to receiving your quote as soon as possible.
Ben kısa sürede sizi ziyaret edeceğim.I will visit you as soon as I can.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.
En kısa sürede yanıtını almak için dört gözle bekliyorum.I look forward to receiving your reply as soon as possible.
Elimden geldiğince kısa sürede kitabı teslim edeceğim.I will return the book as soon as I can.
Tina kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.Tina soon got used to Japanese food.
Kısacası, sorumluluğu kabul etmeliydin.In brief, you should have accepted the responsibility.
Kısa bir barıştan sonra, savaş tekrar patlak verdi.After a brief peace, war broke out again.
Kısa bir takipten sonra polis onu yakaladı.After a short pursuit, the police caught him.
Kısa bir kesintiden sonra tartışma yeniden başladı.Discussion resumed after a short interruption.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Neden kısa bir süre için uğramıyorsun?Why don't you stop by for a little while?
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a short walk?
Bir dachshund uzun gövdesi ve kısa bacakları olan bir Alman köpeğidir.A dachshund is a dog from Germany with a very long body and short legs.
Ben bu kadar kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in so short a time.
Uzun bir mektuptu, ama kısaca "Hayır." dedi.It was a long letter, but in brief, he said, "No."
Sorun kısa sürede ele alınacak.The problem will soon be dealt with.
İsyan kısa sürede polis tarafından bastırıldı.The riot was soon put down by the police.
Bana hırsızın kısa bir açıklamasını verebilir misin?Can you give me a brief description of the thief?
Kente buradan arabayla 20 dakikadan daha kısa bir sürede ulaşılabilir.The city can be reached in less than 20 minutes by car from here.
Sistem kısa bir süre içinde hizmete girecek.The system will go into operation in a short time.
Bebek kısa sürede beşikte uyuyakaldı.The baby soon fell asleep in the cradle.
Kazadan kısa bir süre sonra orada canlı bir hayvan buldular.Soon after the accident they found a live animal there.
O çocuk kısa sürede uykuya daldı.That child soon fell asleep.
Çocuk kısa sürede yatmaya gitti.The boy soon went to sleep.
O, kısa süre içinde çok büyüdü.He grew a lot in no time at all.
Kısa bir süre sonra, uyuklamaya başladım.Soon after that, I began to fall asleep.
Anıtı görmek için harcanan zaman kısadır.The time spent to see the monument is short.
Yabancı kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.The foreigner soon got used to Japanese food.
Kısacası toplantı vakit kaybıydı.The meeting, in short, was a waste of time.
Yangın kısa sürede söndürüldü.The fire was soon extinguished.
O söylenti kısa sürede yayıldı.That rumor soon spread.
Tekne kısa bir halatla bağlıydı.The boat was tied with a short line.
Tekne su almaya başladı ve kısa süre içinde battı.The boat began to take in water and soon sank.
Haberi yüz kelimeye kadar kısalt.Boil the news down to a hundred words.
Pastalar kısa sürede satılabilir.The cakes may be sold out soon.
İstasyondan sadece kısa bir yürüyüş mesafesi.It is only a short walk from the station.
Pardon ama radyoyu kısabilir misin acaba?Would you mind turning down the radio?
Radyoyu kısar mısınız?Would you mind turning down the radio?
Kısa sürede bana cevap vereceğini umarım.I hope you will answer me soon.
Kısa sürede sana yetişeceğim.I'll soon catch up with you.