Ana içeriğe geç
Sözlük

kısa ile cümle

kısa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer beni bu şekilde tanımıyor idiysen, kısaca beni tanımamışsın demektir.If you didn't know me that way then you simply didn't know me.
Bir telgraf gönderdiğinde, kısalığı önemli çünkü her kelime için ücretlendirileceksin.When you send a telegram, brevity is essential because you will be charged for every word.
Öğrenci gereksiz ayrıntıları çıkararak raporunu kısaltmaya karar verdi.The student decided to abridge his paper by taking out unnecessary details.
Bir tavşanın uzun kulakları ve kısa bir kuyruğu var.A rabbit has long ears and a short tail.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede eve gitsen iyi olur.You'd better go home as soon as possible.
O kadar kısa sürede buraya varmanı beklemiyordum.I didn't expect you to get here so soon.
Para kısa sürede gider.Money soon goes.
Ben kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you soon.
Ben kısa sürede seninle tekrar görüşmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to meeting you again soon.
Ben kısa sürede sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you again soon.
Lütfen tatilinizi kısa kesin ve geri dönün.Please cut short your vacation and return.
Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking.
Kısa zevk, uzun tövbe.Short pleasure, long repentance.
Hor görüldüğü zaman tehlike en kısa sürede gelir.Danger comes soonest when it is despised.
Kısa sürede seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you soon.
Kısa sürede seninle görüşmeye can atıyoruz.We are looking forward to seeing you soon.
Kısa ve öz bir açıklamaya ihtiyacım var.I need a concise explanation.
Bu, okula bir kısa yoldur.It's a shortcut to the school.
O buluşmanın olabildiğince kısa sürede düzenlenmesinde ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
En kısa sürede bir toplantı düzenlenmesini ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
Akşam yemeğinden sonra kısa bir toplantı için toplandık.We got together for short meeting after dinner.
Biz mali olarak sıkıntılıydık, uzun lafın kısası, biz iflastaydık.We were financially troubled, in short, we were bankrupt.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Çiçekler koparıldığında kısa sürede soldu.Flowers soon fade when they have been cut.
Sesi kısar mısın?Can you keep the noise down?
Söylenti kısa sürede yayıldı.The rumor soon went about.
Biri uzun ve diğeri kısa.One is tall and the other is short.
En kısa sürede buradan ayrılmalıyız.We should lose no time in leaving here.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Büyük dahilerin kısa biyografileri var.Great geniuses have the shortest biographies.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
En kısa sürede kötü bir alışkanlığa son vermem gerekiyor.We must put an end to a bad habit as soon as possible.
Üç saat o konuyu tartışmamız için çok kısa.Three hours is too short for us to discuss that matter.
İp birkaç metre çok kısaydı.The rope was a couple of meters too short.
Lütfen radyoyu kısar mısın?Will you please turn down the radio?
Radyoyu kısar mısın?Could you turn down the radio?
Radyonun sesi çok yüksek. Biraz kısabilir misiniz?The radio is too loud. Can't you turn it down a little?
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Kısacası, tüm çabalarımız boşa gitti.In short, all our efforts resulted in nothing.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Kleopatra'nın burnu daha kısa olsaydı dünyanın bütün yüzü değişmiş olurdu.If Cleopatra's nose had been shorter, the whole face of the world would have been changed.
Mozart'ın ömrü çok kısaydı.Mozart's life was very short.
Madem ki saat sekiz, Sanırım kısa zamanda okula gitmelisin.Seeing that it is 8 o'clock, I think you should leave for school soon.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Kısa etekler yeniden moda oldu.Mini-skirts are back in fashion again.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Kısa süre sonra yağmur yağmaya başladı.Soon after, it began to rain.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Margaret'e kısaca Meg denir.Margaret is called Meg for short.
Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.It's only a short way, so you can walk there in a few minutes.
Sesi kısar mısınız?Would you mind turning down the volume?
Paris'e en kısa yoldan gidin.Take the shortest route to Paris.
Kısa-süreli iş arıyorum.I'm looking for a part-time job.
En kısa sürede doktoru görmeye gelmek istiyorum.I'd like to come to see the doctor as soon as possible.
Mümkün olan kısa süredeki bir cevaba müteşekkir kalırım.I would appreciate a reply as soon as possible.
Hangi yolun en kısa olduğunu merak ediyorum.I wonder which way is the shortest.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod