Sanırım eteğin çok kısa.I think your skirt's too short.
Bence eteğin çok kısa.I think your skirt's too short.
Onun saçı kısa kesiliydi ve o temiz tıraşlıydı.His hair was cut short and he was clean-shaven.
Kısa sürede bir şeyler olmasını bekleme.Don't expect anything to happen too soon.
Lütfen kısaca kendini tanıtır mısın?Could you please briefly introduce yourself?
Yangın kısa sürede söndürülmüştü.The fire was quickly extinguished.
Ben genellikle sadece öğle yemeğinden sonra kısa bir yürüyüş için dışarı çıkarım.I often go out for a short walk just after lunch.
Televizyonun sesini kısabilir misin?Could you lower the volume of the television?
Kısa kollu giyiyorsun. Üşümüyor musun?You're wearing short sleeves... aren't you cold?
Onu şimdi söyleyebilirim ama kısa bir süre önce senden nefret ediyordum.I can say that now, but a little while ago I hated you.
Açılıştan sonra lütfen en kısa sürede yemeğinizi yiyin.After opening, please eat as soon as possible.
Bir çalışma günü hayatı 8 saat kısaltır.A working day shortens life by 8 hours.
İşte kısa bir liste.Here's a short list.
Tom Thomas için kısa.Tom is short for Thomas.
Her gün kısa bir yürüyüşe çıkın.Take a short walk every day.
İçe dönük kimselerin dışa dönük kimselerden daha kısa ömürleri mi var?Do introverts have shorter lives than extroverts?
En kısa sürede onu tamir edecek birini gönderebilir misin?Can you send someone to fix it as soon as possible?
O kısa bir konuşmaydı.It was a short conversation.
Sen mümkün olduğunca kısa sürede buradan çıksan iyi olur.You'd better get yourself out of here as quickly as possible.
Bu kısa günün kârıdır.This is better than nothing.
Kamuoyunun aksine hayat kısa değildir.Life is not short, contrary to public opinion.
Kısasa kısas.An eye for an eye.
Ben sadece tırnaklarımı kısalttım.I just clipped my nails.
O kısaca Tom'a baktı.She looked up at Tom briefly.
Kocam gözle görülür derecede kısa kolları olan şişman ve bodur biridir.My husband is broad-shouldered, with distinctly short arms.
Ben kısa bir açıklamayı düşünemedim.I couldn't think of a brief explanation.
Yüz yıldan fazla sürse bile hayat kısa.Life is short, even if it lasts more than a hundred years.
Benim kısa kollarım var.I have short arms.
Kollarım kısa.I have short arms.
Aşil Hektor'u yendi, fakat kısa bir süre sonra kendisi savaşta öldürüldü.Achilles defeated Hector, but after a short time he himself was killed in battle.
Mutluluk kısa sürdü.Happiness was short-lived.
Markus, Mario'dan daha kısadır.Markus is shorter than Mario.
Kısa bir yürüyüşe gittim.I went for a short walk.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu yapmanı istiyorum.I want you to do that as soon as possible.
Mümkün olan en kısa sürede Boston'a geri dönmek istiyorum.I want to get back to Boston as soon as possible.
Elimden geldiği kadar kısa sürede hazır olmak istiyorum.I want to be ready as soon as I can be.
Acele et. Tren sadece kısa bir süre için burada durur.Hurry up. The train only stops here for a short time.
Toplantıda ne söylendiğini kısaca özetleyebilir misin?Can you briefly sum up what was said at the meeting?
Eğer zevk kısacık ise, çaba da öyledir.If pleasure is fleeting, so is the effort.
Tom kısa bir süre sonra gitti.Tom left a short time later.
Tom üzerinde uyuduğu yatak çok kısa.The bed Tom sleeps on is too short.
Tom kısa bir süre sonra öldü.Tom died shortly afterwards.
Ben onun kısa sürede ulaşacağına inanıyorum.I believe she'll arrive in a short time.
Resmi yazılı İngilizce you're, won't ve can't gibi kısaltmalardan kaçınır.Formal written English avoids contractions, such as you're, won't, and can't.
Bu araba benim babamın ama kısa bir süre içinde o benim olacak.This car is my father's, but in a little while it will be mine.
Kısa cümleler, uzun olanlardan çoğu kez daha iyidir.Short sentences are often better than long ones.
Siparişiniz en kısa sürede gönderilecektir.Your order will be shipped as soon as possible.
Parçanız en kısa sürede gönderilecektir.Your item will be shipped as soon as possible.
Şunu kısabilir misin?Can you turn that down?
Şunun sesini kısabilir misin?Can you turn that down?
Bir Haiku çok kısa bir şiirdir.A Haiku is a very short poem.
Tom kısa bir zaman boyunca Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston for a short time.
Tom kısa bir süre için Boston'da yaşadı.For a short time, Tom lived in Boston.
Mary başını Tom'un omzuna koydu ve kısa sürede uykuya daldı.Mary laid her head on Tom's shoulder and soon fell asleep.
Tom yaşına göre kısa boyludur.Tom is small for his age.
Tom genç bir kız ve onun köpeği hakkında kısa bir öykü yazdı.Tom wrote a short story about a young girl and her dog.
O orada kısa bir süre kaldı.He stayed there a little while.
"İyi" "kötü"'nün karşıt anlamlı sözcüğü ve "uzun" "kısa"'nın karşıt anlamlı sözcüğüdür."Good" is the antonym of "bad" and "tall" is the antonym of "short."
Biz çocukken Tom benden daha kısaydı.Tom was shorter than me when we were kids.
Kısa bir mola vereyim.Let me take a short break.