Ana içeriğe geç
Sözlük

kısa ile cümle

kısa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmalarımı kısalttım.I shortened my speeches.
Kısa kollu ile üşümüyor musun?Aren't you cold in short sleeves?
Bir yıldan kısa bir zaman içinde sağlık hizmeti kariyerinize başlayın.Start your health care career in less than one year.
Kısacası, bilmiyorum.In short, I don't know.
Mümkün olan en kısa zamanda size o resmin bir kopyasını göndereceğiz.I'll send you a copy of that picture as soon as possible.
Kısa bir süre sonra, o saçma sapan konuşmaya başladı.After a short while, he began to talk nonsense.
Kısa bir süre sonra o saçmalamaya başladı.After a short while, he began to talk nonsense.
"Neden benim vazomu kırdın?" "Kısasa kısas.""Why did you break my vase?" "Tit for tat."
Kısa sürede İngilizceye hakim olmak çok önemli.It is very important to master English in short time.
Bugün, o gelmeden önce her zamankinden daha kısa süre bekledim.Today, I waited for a shorter amount of time than usual before he arrived.
Eğer konsantre olursanız, daha kısa zaman aralığında bitirebileceksiniz.If you concentrate, you'll be able to finish within a shorter time interval.
Ben kısa bir süre için daha yoğun egzersiz yapmaya başladım.I've started exercising more intensively for a shorter amount of time.
Onlar umduğumdan daha kısa bir süre tartıştı.They debated for a shorter amount of time than I'd expected.
"PDF" kısaltmasının nereden geldiğini biliyor musun?Do you know where the acronym "PDF" comes from?
İnsanların hayatları kısadır.The lives of people are short.
Gelecek kış onların kısa sürede unutmayacakları bir kış olacak.The coming winter would be one they would not soon forget.
Bu, Paris'e giden en kısa yoldur.This is the shortest route to Paris.
Lütfen müziğin sesini kısar mısın?Could you turn down the music, please?
Ayının kısa bir kuyruğu var.The bear has a short tail.
Çok kısa öpüştük.We kissed very briefly.
Bu sabah kısa bir sunum yaptım.I did a short presentation this morning.
Bu sabah kısa bir sunum verdim.I gave a short presentation this morning.
Biz kısa süre içinde dönmüş olacağız.We'll be back shortly.
Biz kısa sürede arkadaş olduk.We quickly became friends.
Kısa sürede yakınlaştılar.They quickly became close.
Bu okuduğum en kısa kitaplardan biri.This is one of the shortest books I've read.
Müziğin sesini biraz kısabilir misin?Could you turn down the music a little?
Sorunlar kısa sürede gelişti.Problems soon developed.
Tom kısa sürede iyileşti.Tom got well soon.
Kısa süre içinde herkes gülüyordu.Soon everyone was laughing.
Kristal met, kristal metamfetaminin kısaltmasıdır.Crystal meth is short for crystal methamphetamine.
Tom, Mary'den biraz daha kısadır.Tom is a bit shorter than Mary.
Yatak çok kısaydı.The bed was too short.
Tom kısa sürede Mary'yi kalmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom soon realized it was useless to try to convince Mary to stay.
Kısa cevap, evet.The short answer is yes.
Kısa cevap, hayır.The short answer is no.
Tinder'deki birçok kişi sadece kısa vadeli bir ilişki arıyor.Many people on Tinder are just looking for a short-term relationship.
Güzel. Gel gör ki, geç kalıyorum ve kısa tutman gerek.Fine. However, I'm running late and you need to keep it brief.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede parasını geri istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it very clear that he wanted his money back as soon as possible.
Kısa süreli belleğimin çok kötü olduğunu unutmuşum.I had forgotten that my short-term memory is terrible.
Tom geleceğini düşündüğümden daha kısa sürede eve geri geldi.Tom got back home sooner than I thought he would.
Genç çocukların kısa dikkat süreleri var.Young children have short attention spans.
En kısa sürede Tom'a telefon etmelisin.You should phone Tom as soon as you can.
En kısa sürede Tom'a telefon etmelisin?You should call Tom as soon as possible.
Tom'un kısa sürede buraya dönmesi gerekiyor.Tom needs to get back here soon.
Tom kısa sürede gerçeği öğrenecek.Tom will soon learn the truth.
İşte kısa bir açıklama.Here is a brief explanation.
İşte kısa bir tanımlama.Here is a brief description.
Onu kısaca açıklayabilir misin?Can you explain it briefly?
Bugün Tom'u kısaca gördüm.I saw Tom briefly today.
Kabanın kollarından biri diğerinden daha kısa.One of the coat's sleeves is shorter than the other.
Tom en kısa çöpü çekti.Tom drew the shortest straw.
Sanırım elinden gelen en kısa sürede gelmelisin.I think you should leave as soon as you can.
Olayı kısa bir süre gördüm.I've seen the incident for a short time.
Neden kısa bir ara vermiyoruz?Why don't we take a short break?
Yazın kısa kollu gömlekler giyerim.In the summer, I wear short-sleeve shirts.
O kısaca baktı ve dikişine geri döndü.She looked up briefly then returned to her sewing.
Kısa bir süre için kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pencil for a bit?
Tom benden üç yaş daha büyük ama o benden daha kısa.Tom is three years older than I am, but he's shorter than I am.
Kısa sürede iş bulabildiğine sevindim.I'm happy that you were able to find a job so quickly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod