Ana içeriğe geç
Sözlük

kısa ile cümle

kısa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hayat kötü şarap içemeyecek kadar çok kısa.Life's too short to drink bad wine.
Hayat ucuz şarap içemeyecek kadar çok kısa.Life's too short to drink cheap wine.
Kısa saç sana daha çok yakışıyor.Short hair looks better on you.
Kısa saçla daha iyi görünüyorsun.You look better with short hair.
Kısa saç onun üzerinde daha iyi görünüyor.Short hair looks better on her.
O, kısa saçla daha iyi görünüyor.She looks better with short hair.
Kısa saç onda daha iyi görünüyor.Short hair looks better on him.
Afrika'da kadınların daha kısa ve kıvırcık saçları var.Women in Africa have shorter and curlier hair.
Bu kadar kısa sürede nasıl geri geldin?How did you get back so soon?
Tom oldukça kısa sürede burada olmalı.Tom should be here pretty soon.
En kısa zamanda bunu yapmaya çalışacağız.We'll try to do that as soon as possible.
Neden kısa pantolon giyiyorsun?Why are you wearing short pants?
Ne kadar kısa sürede buraya gelebilirsin?How soon can you get here?
Ne kadar kısa sürede burada olabilirsin?How soon can you be here?
Kısa ve özlü olacağım.I'll be brief and concise.
Kısa kesmelisin.You should be brief.
Kısa kesin.Be brief.
En kısa zamanda dönsek iyi olur.We'd better hurry back.
Belki kısa bir mola almalıyız.Perhaps we should take a short break.
Benim tavsiyem en kısa sürede terk etmendir.My advice is to leave as soon as you can.
Ben oldukça kısayım.I'm pretty short.
Yangın başladıktan kısa bir süre sonra benzin istasyonu patladı.Shortly after the fire started, the petrol station exploded.
Kısa süre içinde ona söylesen iyi olur.You'd better tell them soon.
Kısa bir süre önce onları gördüm.I saw them a short time ago.
Kısa bir süre önce onu gördüm.I saw him a short time ago.
Tom yaşına göre kısa.Tom is short for his age.
Tom erkek kardeşinden daha kısa boylu.Tom is shorter than his brother.
Tom üst rafa ulaşamayacak kadar çok kısa.Tom is too short to reach the top shelf.
Tom kısa ama mutlu bir hayat yaşadı.Tom lived a short, but happy life.
Biz iki erkek kısayız.We are two men short.
Dan çok kısa bir süre için Linda'yla flört etti.Dan dated Linda for a very short period of time.
Eğitim için kısa yol yoktur.There is no shortcut to education.
Bu uzatma kablosu çok kısa.This extension cord is too short.
Kısa bir hikaye yazmakla çok meşguldüm.I was very busy writing a short story.
Dan sadece Linda'yla kısaca konuştu.Dan only talked briefly to Linda.
Tom bugün kısa kollu bir gömlek giyiyor.Tom is wearing a short-sleeve shirt today.
Benim vardiya kısa sürede bitti.My shift's over soon.
Bu kısa süre içinde bitebilir.This might be over soon.
Mary'nin eteğinin çok kısa olduğunu düşünüyor musun?Do you think Mary's skirt is too short?
Seninle özel olarak kısa bir süre konuşabilir miyim?May I speak to you for a moment in private?
Lütfen bunu en kısa zamanda yapın.Please do it as soon as possible.
Lütfen en kısa zamanda raporunu bana getir.Please get your report to me as soon as possible.
Seninle kısa bir süre konuşabilir miyim?Can I speak to you a moment?
Bu sadece kısa bir süre alacak.This will only take a moment.
Lütfen oraya elinden geldiği kadar kısa sürede git.Please get there as soon as you can.
Kısa bir ara verebilir miyim lütfen?Could I please take a short break?
Onun ne kadar kısa sürede olacağını düşünüyorsun?How soon do you think that'll be?
Tom kısa sürede uyudu.Tom soon fell asleep.
Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?Can you introduce yourself in a few words?
Kısa cümleler daha iyi.Short sentences are better.
Tom kısa sürede Mary'nin tüm parasını çaldığını fark etti.Tom soon realized that Mary had stolen all his money.
Tom'la konuyu ne kadar kısa sürede açıklığa kavuşturursan o kadar iyi olur.The sooner you clear the matter up with Tom, the better.
Bu metin hiçbir kısaltılma gerektirmiyor.This text requires no abridgement.
Tom kısa süre önce hapisten çıktı.Tom recently got out of prison.
Belki Tom bu kadar kısa sürede burada olamayı planlamadı.Maybe Tom didn't plan to be here this soon.
Bu kadar kısa sürede tekrar buraya geri döneceğimi beklemiyordum.I wasn't expecting to be back here again so soon.
Tom'a en kısa sürede onunla konuşmam gerektiğini söyle.Tell Tom I need to talk to him as soon as possible.
En kısa sürede orada olacağım.I'll be there as soon as possible.
Tom, kızlarda uzun saçı mı yoksa kısa saçı mı seversin?Tom, do you like long hair or short hair on girls?
Büyük babam yüzlerce kısa hikaye anlatır.My grandfather tells hundreds of anecdotes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod