Sigara içmeyin. Sigara içmek penisinizi kısaltabilir.Don't smoke. Smoking can shorten your penis.
Tom'un kısa sürede döneceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will be back soon?
Düğün töreni Tom'un onun olmasını umduğundan daha kısaydı.The wedding ceremony was shorter than Tom expected it to be.
Ne kadar kısa sürede Tom'la karşılaşabilirim?How soon can I meet Tom?
O , kısa, yaşlı, kalın gözlüklü bir adamdı.He was a short, elderly man with thick glasses.
Mümkün olan en kısa sürede annene söylemelisin.You should tell your mother as soon as possible.
Mary'nin kısa, kıvırcık kahverengi saçları var.Mary has short, curly brown hair.
Kısacası, misafirler ve gezginler arasında bir fark vardır.In short, there is a difference between guests and travellers.
En kısa sürede gitmek istiyorum.I want to leave as soon as possible.
En kısa sürede ayrılmak istiyorum.I want to leave as soon as I can.
En kısa sürede buradan çıkmak istiyorum.I want to get out here as soon as possible.
En kısa sürede bunu tamir ettirmek istiyorum.I want this fixed as soon as possible.
Affedersiniz, sizinle kısa bir süre konuşmak istiyorum.Excuse me, I'd like to talk with you for a moment.
Askerler kısa sürede kaleyi istila ettiler.The soldiers soon overran the fortress.
Kısa bir uykudan sonra ödevimi yaptım.I did my homework after I took a nap.
Burada kış uzun ve yaz kısadır.Winter was long here and summer short.
Münkün olan en kısa zamanda bunu polise bildirmeniz gerekiyor.You are supposed to report it to the police as soon as possible.
Kısa süre içinde seni aramadığım için üzgünüm.I'm sorry I haven't called you in a while.
Elimden geldiği kadar kısa sürede dönmeye çalışacağım.I'll try to get back as soon as I can.
Bu kadar kısa sürede bunu yapabileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can do it that soon.
Bunu kısa kesmek zorunda kalacağım.I'm going to have to cut this short.
Tom korkunç derecede kısa.Tom is awfully short.
Tom'un boyu çok kısa.Tom is awfully short.
Tom aşırı kısa boylu.Tom is awfully short.
Tom çok kısa.Tom is very short.
Açılış töreninde kısa film gösterimi yapılacak.A short movie will be shown during the opening ceremony.
Benim tırnaklarım çok kısa.My nails are too short.
Dün, on çift yeni kısa çorap satın aldım.Yesterday, I bought ten new pairs of ankle socks.
Kısa bir sessizlik vardı.There was a brief silence.
En kısa sürede her şeyi geçmişe gömmek istiyorum.I want to put all this behind me as soon as possible.
En kısa sürede bunu Tom'a göstermek istiyorum.I want to show it to Tom as soon as possible.
En kısa sürede tam bir değerlendirme istiyorum.I want a full evaluation as soon as possible.
En kısa sürede yola çıkmak istiyorum.I'd like to get under way as soon as possible.
Kısa bir süredir Boston'da olduğunu hatırlıyorum.I do remember you were in Boston for a short while.
Ben bunu kısa yapacağım.I'll make this brief.
Bunu çok kısa yapacağız.I'll make this very brief.
Tom kısa ama güçlü.Tom is short, but he's strong.
O neredeyse kısa kesiyor.That about wraps it up.
Bunda kısa saman çektiğin için üzgünüm.I'm sorry you drew the short straw on this.
Ben kısa bir ara rica etmek istiyorum.I would like to request a short recess.
Bunu çok kısa yapabilirim.I can make this very short.
Tom kısaca gülümsedi.Tom smiled briefly.
Misafirlerimiz kısa süre içinde ayrılıyor olacaklar.Our guests will be leaving shortly.
Tom kısaca başını salladı.Tom nodded curtly.
Ne kadar kısayız?How much are we short?
Tom en kısa zamanda buraya gelmeni istiyor.Tom wants you to get here ASAP.
Tom en kısa zamanda onu aramanı istiyor.Tom wants you to call him ASAP.
Tom en kısa sürede ehliyetini almak istedi.Tom wanted to get his driver's license as soon as he could.
Tom en kısa sürede buraya gelmeni istiyor.Tom wants you to get here as soon as possible.
Tom en kısa sürede onu aramanı istiyor.Tom wants you to call him as soon as possible.
En kısa sürede tam bir rapor istiyorum.I want a full report as soon as possible.
Sadece kısa ve basit bir şey söyle.Just say something short and simple.
Tom elinden geldiği kadar en kısa sürede ehliyetini almak istiyor.Tom wants to get his driver's license as soon as he can.
Elinden gelen en kısa sürede beni görmeye gel.Come and see me as soon as you can.
Benim tavsiyem en kısa sürede ayrılmak olurdu.My advice would be to leave as soon as you can.
Eliden gelen en kısa sürede geri gel.Come back as soon as you can.
Kısa bir tatil yapman gerekebileceğini düşünüyorum.I think you might need to take a short vacation.
Eğer kısa sürede hastaneye götürmezsek Tom kan kaybından ölebilir.Tom might bleed to death if we don't get him to a hospital soon.
Kısa sürede onunla ilgilensen iyi olur.You'd better take care of it soon.
Sesi biraz kısar mısın?Could you lower the volume a little?