kısıtlı ile cümle

kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Nem szükséges lehűteni, nem kell hozzá víz, ami gyakran hiányzik.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Nemusí to být chlazené, nepotřebuje to vodu, která často chybí.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Nie musi być przechowywana w chłodzie, nie potrzebuje wody, której zresztą często brakuje.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.No hay que refrigerarlo y no requiere agua, que a menudo es escasa.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Nó không cần nước hay phải làm lạnh, là những thứ thường xuyên bị thiếu.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Non è necessario tenerlo al fresco, non è necessaria acqua, che spesso manca.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Nu are nevoie să fie refrigerat, nu are nevoie de apă, care adesea lipsesc.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Paket ini tak perlu didinginkan, tak butuh tambahan air, di sana sering kesulitan air.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Δεν χρειάζεται ψυγείο ή νερό, που πολλές φορές λείπει.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Не нужен холодильник, не нужна вода, которой часто не хватает.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Няма нужда да се замразява, не му трябва вода, която често липсва.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.אין צורך לאחסנו במקרר, הוא לא זקוק למים שבדרך כלל חסרים
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.لا يتطلب أن يحفظ بارداً، لا يحتاج للماء، والذي غالباً لا يكون موجوداً.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.必要はありません こうした科学技術が
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.Będę starał się przejść od razu do rzeczy z powodu limitu czasowego.
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.시간 제한 때문에 짧고 간단하게 설명하자면
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.Попросту говоря, и я буду очень краток из-за ограничения по времени,
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.בצורה הכי פשוטה, ואני ממש מקצר בגלל מגבלות הזמן כאן,
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.وأنا، بشكل مبسط، أعرفه بإختصار بسبب عامل الوقت،
Çok basitçe, burada zaman kısıtlı olduğu için gerçekten kisa tutuyorum.基本的には 国の持つ文化や政治的価値
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --Daca ai doar paşaport iranian, poţi vizita un număr limitat de ţări, cu braţele deschise:
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --Jeśli masz tylko Irański paszport, jest ograniczona liczba państw, które cię przyjmą z otwartymi ramionami:
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --만약 이란 여권을 가지고 있다면 당신이 마음대로 갈 수 있는 나라들이 한정되어있을 것입니다.
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --Koska Iranin passilla on melko rajoitettu määrä maita, joihin voi mennä, jos ymmärrätte --
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --Lebo ak máte len iránsky pas, počet krajín, ktoré môžete navštíviť a ktoré vás radi privítajú, je obmedzený.
Çünkü eğer sadece İran pasaportunuz varsa, size kollarını açacak ülkelerin sayısı kısıtlıdır, --行ける国は限定されていて 迎えてくれる国と言えば シリア ベネズエラ 北朝鮮
Damon Lindelof ve ben, temelde diziyi yaratırken oldukça kısıtlı bir zamanımız vardı.저는 이 시리즈를 제작하면서 말그대로 힘든 일들을 했습니다 시간이 정말 짧았거든요.
Damon Lindelof ve ben, temelde diziyi yaratırken oldukça kısıtlı bir zamanımız vardı.Mieliśmy stworzyć nowy serial w bardzo krótkim czasie.
Damon Lindelof ve ben, temelde diziyi yaratırken oldukça kısıtlı bir zamanımız vardı.שיצר איתי את התכנית, המטלה שלנו היתה ליצור את הסדרה הזו
Damon Lindelof ve ben, temelde diziyi yaratırken oldukça kısıtlı bir zamanımız vardı.والذي ألف هذا المسلسل معي ، والمنوط بنا في الأساس تأليف المسلسل
Damon Lindelof ve ben, temelde diziyi yaratırken oldukça kısıtlı bir zamanımız vardı.ごく短期間で行うことを求められていました 11 週間半の間に-
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.첨탑이나 탑, 돔 등을 제외하고 워싱턴 내의 건물들의 고도를 130피트로 제한하는 것이었습니다.
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.C.での建物の高さは 尖塔やドーム、ミナレットを除いて 約40メートル(130 フィート) 以下に制限されています
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.limita la altura de los edificios en D.C. a 40 metros, excepto las agujas, torres, cúpulas y alminares.
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.Mieć więcej niż 40 m. Wyjątkiem są wieże, kopuły oraz minarety.
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.מגביל את גובה הבניינים בוושינגטון ל 42 מטר, חוץ ממגדלי כנסיות, מגדלים, כיפות וצריחי מסגד.
D.C.'deki binaların yüksekliğini 40 metre ile kısıtlıyor, kuleler, hisarlar, kubbeler ve minareler dışında.يحد من ارتفاع المباني في العاصمة. إلى 130 قدما، وباستثناء القمم المستدبة والأبراج والقباب والمآذن.
Dini uygulamalar ibadethaneler ile kısıtlı kalmalı.La práctica religiosa debe restringirse a los templos.
Dini uygulamalar ibadethaneler ile kısıtlı kalmalı.La pratique religieuse doit se cantonner aux lieux de culte.
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı.Ceci limite votre capacité à communiquer dans d'autres parties du monde,
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı.Das verhindert effektive Kommunikation mit anderen Teilen der Welt.
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı. Sosyal sınıflar ve bunlar gibi şeyler.Esto limita tu habilidad para comunicarte en otras partes del mundo, o con otras clases sociales, etc.
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı. Sosyal sınıflar ve bunlar gibi şeyler.Questo limita la tua abilità a comunicare in altre parti del mondo, classi sociali etc.
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı.Това ограничава възможността ви да общувате в останалите части на света.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Naturalmente, se não o conseguirmos só se poderá cuidar de uma quantidade limitada de pessoas.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Naturalmente, si fracasamos en eso sólo se puede cuidar de una cantidad limitada de personas.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Naturellement, si nous échouons, le nombre de personnes dont on pourra prendre soin sera limité.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Sollte uns das nicht gelingen, können wir auch nur für eine begrenzte Anzahl Menschen sorgen.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Разбира се, ако не постигнем това, ще може да се погрижим само за ограничен брой хора.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Anda perlu menggunakan sumber daya yang langka.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Bisogna utilizzare le scarse risorse.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Hasznosítani kell az erőforrásokat mikor azok szűkösek.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Je moet schaarse middelen gebruiken.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Je potřeba nakládat s omezenými zdroji.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.여러분은 희소한 자원을 사용할 필요가 있습니다.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Man muss knappe Ressourcen nutzen.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Moramo uporabiti omejene vire.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Należy docenić, co się ma.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Phải biết tận dụng nguồn tài nguyên ít ỏi
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.Trebuie să utilizezi resurse limitate.

İlgili Sayfalar