kısıtlı ile cümle
kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.No se puede empezar a construir un sistema de salud para seis millones de personas con recursos tan limitados.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.Невозможно начинать строить систему здравоохранения для 6 миллионов человек с такими ограниченными ресурсами.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.Не може да започнете изграждането на здравна система за шест милиона човека с такива ограничени ресурси.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.לא ניתן להתחיל לבנות מערכת בריאות לשישה מליון תושבים עם משאבים כה מוגבלים.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.لا يمكنك الشروع في بناء نظام صحي لستة ملايين نسمة مع هذه الموارد المحدودة.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.構築できません 私がタンザニアで会った少女はどうでしょう
Buna tarih yazılıp imza atılır. Ayrıca iki kısıtlı olmayan şahidin imzaları onaylaması gerekir.Además, requiere la declaración de conformidad por parte de dos testigos libres de impedimentos.
Buna tarih yazılıp imza atılır. Ayrıca iki kısıtlı olmayan şahidin imzaları onaylaması gerekir.Соглашение должно иметь дату и подписи супругов, а также двух независимых свидетелей.
Buna tarih yazılıp imza atılır. Ayrıca iki kısıtlı olmayan şahidin imzaları onaylaması gerekir.婚姻协议须以书面方式签订,并具有双方签名及协议日期。协议同时需要两位具有完全民事能力的见证人签名。签名后的协议书需递交给民事登记处注册。签订协议前,最好获得专业律师的咨询。
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Assim, poderíamos limitar o tamanho do nosso expoente.
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Czyli moglibyśmy ograniczyć wysokość potęgi.
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Så vi kan för att begränsa vår exponenten storlek.
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Така че трябва да ограничим стойността на нашата степен.
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Это ограничивает нас в размере степени.
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.ともあれ、これは問題ないと願います。
Bunun için özür dilerim. Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.Et comme vous pouvez le voir, je n'ai pas un exposant sur ce cheapo Windows fourni simulateur j'utilise.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Alueita voidaan laajentaa hiukan sademetsien kustannuksella, mutta rajat tulevat piakkoin vastaan.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.우리는 열대우림을 희생하여 그 땅을 조금 넓힐 수도 있습니다. 하지만 아주 금새 한계가 나타날 것입니다.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Môžeme túto plochu trochu zväčšiť na úkor dažďových pralesov, ale to len do určitej miery.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Możemy trochę zwiększyć ich powierzchnię kosztem lasów deszczowych, ale wkrótce to nie wystarczy.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Můžeme zvýšit území, ale za cenu deštných pralesů, ale je tu určitý limit, které brzy dosáhneme.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Nous pouvons l'augmenter un peu au détriment des forêts tropicales, mais on atteint très bientôt une limite.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Podemos aumentar essa percentagem à custa das florestas tropicais, mas rapidamente chegaremos a um limite.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Podemos aumentarlas un poco a expensas de las selvas tropicales, pero pronto tenemos otro límite.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Possiamo aumentarlo un po', alle spese della foresta pluviale, ma raggiungeremo un limite molto presto.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Putem mări suprafaţa acestuia în defavoarea pădurilor tropicale, dar curând ne vom lovi de o limită.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Tovább növelhetjük az esőerdők kárára, de nagyon hamar korlátokba ütközünk.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Vi kan öka det lite, på bekostnad av regnskogarna, men det finns en gräns väldigt snart.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.We kunnen dit iets doen toenemen ten koste van regenwouden, maar zeer binnenkort wordt een grens bereikt.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Μπορούμε να την αυξήσουμε λίγο σε βάρος των τροπικών δασών, αλλά σύντομα θα υπάρξει περιορισμός.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Ми можемо трошки збільшити їх за рахунок тропічних лісів, але дуже швидко упремося в межу.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Можем да я увеличим малко за сметка на тропическите гори, но ще достигнем ограничение много скоро.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.Мы можем немножко увеличить их за счёт тропических лесов, но очень быстро упрёмся в предел.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.אנחנו יכולים להגדיל את השטחים האלו מעט על חשבון יערות הגשם, אבל בקרוב מאד נגיע לגבול.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.نستطيع زيادة ذلك نسبياً على حساب الغابات المطيرة، ولكن هناك حدود بلا شك
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.多少の農地を増やすことはできますが それも遠からず 尽きてしまうでしょう 70%も農作物を増やさなければ
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.Để làm điều đó, chúng ta phải tìm ra một thứ thay thế cho thủy tinh, với kích cỡ đơn vị rất rất nhỏ.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.Hogy ezt megtehessük, alternatívát kellett találnunk az üvegre, mert annak igencsak korlátozott a mérete.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.그러기 위해서 단위 크기가 무척 한정되어 있는 유리의 대체품을 찾아야만 했습니다.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.Pentru asta trebuia să găsim o alternativă sticlei, aceasta fiind foarte limitată datorită dimensiunii sale.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.Untuk melakukannya kami harus mencari alternatif dari kaca, yang ukuran satuannya sangat terbatas.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.Для этого нам нужно было найти альтернативу стеклу, т.к. оно сильно ограничивает размер отдельных частей.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.וכדי לעשות זאת היינו צרכים למצוא תחליפים לזכוכית, שהיא למעשה מאוד מוגבלת במונחים של גודל יחידה.
Bunu yapmak için birim boyutları kısıtlı olan cam dışında bir alternatif bulmamız gerekiyordu.それはサイズの面でかなり限りがありました 自然界には沢山の例があります
Burada açıklığa kavuşturduğum şey bir özel durum olduğu. KKA'daki A geniş açıysa seçenekleriniz daha kısıtlı.Chcel som vám ukázať, že existuje prípad, keď uhol vo vete SSU je tupý, a potom to je už jasnejšie.
Burada açıklığa kavuşturduğum şey bir özel durum olduğu. KKA'daki A geniş açıysa seçenekleriniz daha kısıtlı.Chtěl jsem vám ukázat, že existuje případ, když úhel ve větě ssu je tupý, a pak to je už jasnější.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Di rumah sakit ini, kami merawat cedera anak-anak dengan kemampuan pengobatan yang sangat terbatas.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Här på sjukhuset har vi mycket begränsade behandlingsalternativ och kapacitet för att hantera barns skador.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Hier im Krankenhaus behandeln wir die Kinderwunden mit unseren sehr beschränkten Behandlungsmöglichkeiten.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Qui nell'ospedale, abbiamo a che fare con bambini feriti, con le nostre cure molto limitate.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Tu v bolnici, se ukvarjamo z zdravljenjem otroških poškodb z zelo omejenimi zmožnostmi.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.Tu, w szpitalu, zajmujemy się urazami dzieci mając bardzo ograniczone możliwości leczenia.
Burada hastanemizde, biz çocukların yaralanmalarıyla çok kısıtlı kapasitemizle ilgilenebiliyoruz.هنا بالمستشفى، نتعامل مع إصابات الأطفال باستخدام إمكانيات العلاج المحدودة للغاية لدينا.
Bu yüzden diyorum ki, politik bir karar söz konusuysa, hukuki açıdan yapabileceğimiz şey çok kısıtlıDaarom zeg ik dat als het om een politieke beslissing gaat, kan je er weinig tegen in brengen
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Ça n'a pas besoin de réfrigération, pas besoin d'eau, dont on manque souvent.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Det behöver inte vara kylt, det behöver inte vatten, som ofta saknas.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Es muss nicht gekühlt werden, es braucht kein Wasser, welches oft fehlt
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Het behoeft geen koeling, geen water, wat vaak ontbreekt.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.이것은 냉장보관할 필요도 없고, 자주 고갈되는 그런 물이 필요하지도 않습니다.
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.Não precisa de frigorífico, não precisa de água, que muitas vezes falta.