Topun dönüş açısı pek fazla değildi ve mürettebatı koruyacak bir üst kısım yoktu.Ook was het zicht zeer slecht en boden de deuren geen bescherming voor de bemanning.
Filmin bazı kısımları, gerçekten de Ambassador Oteli'nde çekildi.De receptie van de koningin werd gefilmd in het Ambassador Hotel.
Alt kısımlarıda gri renktedir.Wel ligt er een grijze laag op.
İşte, atılan o kısımdan köpek yaratılır.Toen werd de Hondsrug gevormd.
Bazı süvariler çatışmaya karar verdiler ama bir kısım şövalyeler öldürüldü.Ze namen deel aan veldslagen en sommige werden tot ridder geslagen.
Çiçek örtüsü 6 kısımlıdır.Het roze cirkeltje heeft dus de waarde 6.
1961'de alçı sargıları ile beden kısımları yapmaya başladı.In 1961 stopte hij met wielrennen.
Bu sayede büyük bir kısım arazi sulanır durumdadır.Zo kwamen grote stukken grond vrij.
Taşıt hareket hâlinde iken en önde kalan kısımdır ve pupa (kıç) kavramının zıttıdır.De voorrand is bovenaan scherp maar onderaan afgerond terwijl de achterrand juist onderaan scherper is.
İlerleyen kısımlarda Gordon da Dr. Breen tarafından yakalanır.Uiteindelijk wordt Gordon overmeesterd en naar het kantoor van Dr. Breen gevoerd.
Onun sahip olduğu eserlerin bir kısımını Özege satın aldı.Hij bekraste één kant van de munt die hij nog steeds in zijn bezit had.
Bıçağın sap kısmının üst noktasından itibaren bıçağın üst kısımları düz bir hata sahiptir.De achterkant van de schacht van het zitbeen heeft bovenaan een vrij scherpe uitstekende rand.
Daha sonra ise tekrar verilen hakla bir kısım eski soyadları olan Sarıalioğlu'na dönüş yapmıştır.Nettelrodt haalde hem terug en plaatste hem op zijn vroegere post.
Bu kısımda dört İtalyan dansçı da kendisine eşlik eder.Dit samen met vier danseressen.
Diğer gitarlarla elektro gitarların kısımları aynıdır.De andere nummers worden namelijk allemaal met elektrische gitaren gespeeld.
Atların vücutlarının ancak bir kısmı görülür, arkada kalan kısımları saklanmıştır.In een deel van de cabine werden de stoffelijke resten van enkele slachtoffers gevonden.
Vals, Rumba bu kısımda kullanılan müziklerdendir.De rumba box droeg hierbij het basgedeelte van de muziek.
Geri kalan kısım ise kuzey Afrika'dan gelmiştir.Tuinkers is afkomstig uit Noord-Afrika.
Bu uzun bir yolculuk oldu ve bazı kısımları zordu.De tocht was lang en men stond bloot aan diverse ontberingen.
O kısımları kazarak ışığa ulaştılar.Hun onderkanten zijn licht bol.
Alt kısımları beyaz ya da pembedir.De onderzijde is wit of lichtroze.
Geri kalan kısım savaşın daha şiddetli olduğu Hocalı'ya gönderildi.De rest van het land werd zonder veel geweld heroverd.
İki kısımdan meydana gelir: Saidin ve Saidar.Daarbij voert de weg door twee landen, namelijk Jordanië en Saoedi-Arabië.
İlk kısım Edward'ın Bella'yı eve bırakması ile sona ermektedir.Edward is in paniek en brengt Bella onmiddellijk naar huis.
Çeşmede bulunan ikinci kitâbe ve suyun aktığı kısım.Zo werd het zoete en het zoute water gescheiden gehouden.
Kısım I: genel teori.Verdragsdeel I over Grondbeginselen.
Çok şükür ki, şehrin daha eski kısımları müttefiklerin bombalarından korundu.Gelukkig werden de oudere stadsdelen beschermd tegen bommen van bondgenoten.
Yüksek kısımlarında, Neptün atmosferi %80 hidrojen, ve %19 helyumdan oluşur.Na dużych wysokościach atmosfera Neptuna składa się w 80% z wodoru i 19% z helu.
Bedeninin diğer kısımlarına silah işlemez.W pozostałych odcinkach nie używa broni.
İlk kısım Üç fizikçi birbirlerine aslında deli olmadıklarını açıklar.Część pierwsza: Fizycy przyznają współmieszkańcom, że nie są szaleni.
Baskı ve çizimler bölümü, kağıt üzerine işlenmiş olan eserlerin sergilendiği kısımdır.Dział Rysunku i Grafiki gromadzi dzieła wykonane na papierze.
Bir kısım halk da Hindistan'a sığındı.Część była też brana przez Indian do niewoli.
Hükümet binaları ve yabancı elçilikler ayrıca bu yeni kısımda bulunmaktaydı.Siedziba rządu i ambasad znajduje się również w nowej części miasta.
Bir kısım türleri ise Güneydoğu Asya'da subtropikal iklimlerinde yetişir.Obydwa rodzaje obejmują ważki występujące w subtropikalnej Azji.
En kısa depolama ömrü biyolojik kısımdadır.Największy udział w procesach rozkładu ma rozkład biologiczny.
Gölün çevresindeki diğer kısımlar tarım için kullanılır.Okolice jezior są wykorzystywane rolniczo.
Sol kolun iç kısımında bulunur.Przewiązuje się go przez lewe ramię.
Filogenetik olarak en eski beyin kısımlarındandır.Jądro pasma samotnego należy do najstarszych filogenetycznie części mózgowia.
Kısım I: genel teori.Część I – Zasady Ogólne.
Bu kısım verimli bir ovadır.Ta sekcja jest zalążkiem.
Bu konu üstündeki deneyler sadece bir kısımda başarılı oldular.Eksperyment powiódł się tylko częściowo.
İç kısımda da pek çok değişiklik yapılmıştı.We wnętrzu również zaszło sporo zmian.
Tahrip olan yapının bir kısım oturma sıraları görülmektedir.Rozważana jest odbudowa zniszczonej części wieży.
Şehir iki kısımdan oluşur.Miasto składało się z dwóch części.
10 kısımdan oluşur.Składa się z dziesięciu części.
"2. kısım: Ramazan risalesi".Part II. „Crocodilian”.
İlk kısım Edward'ın Bella'yı eve bırakması ile sona ermektedir.Odcinek kończy się odesłaniem Borga do domu.
Yapraklar uç kısımdan çürür ve tabandan büyümeye devam eder.Ma palący smak i rośnie tylko pod bukami.
Diğer kısım da, başlarına koyun derisinden kara papak koyarak Sünni olduklarını bu yolla vurgulamıştır.Na końcu dodał, że będzie obdzierać dzieci ze skóry.
Birinci kısım kapalıdır.Pierwszy odcinek otwarty.
Bu sonucu de Broglie'nin teorisini destekleyen bir kısım deney izledi.Okazało się więc, że wyniki badań doskonale potwierdzają teorię de Broglie’a.
Geri kalan kısımları 200 metrelik bir ortalamayla sığ bir denizdir.Obecnie jego resztki pokrywają obszar około 200 metrów kwadratowych.
Eğer var ise larvalı kısımlar kesilip atılır.W przeciwnym razie roztrzaskam je na kawałki.
İki kısımdan meydana gelir: Saidin ve Saidar.W zawodach tych rozdzielił dwóch rodaków: Ryō Aono i Kazu’umiego Fujitę.
Bu kısımda 30 km ham yol, 13 km toprak yol vardır 2015).Arteria według projektu ma być długa 67 km, na 2015 rok wybudowano 15 km drogi.
University Union binası iki kısımdan oluşur: doğu ve batı.Dzielnica składa się z dwóch części: wschodniej i zachodniej.
Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır.W Rosji rośnie zarówno w europejskiej, jak i azjatyckiej jej części.
Çünkü bu sayılarda devreden bir kısım yoktur.Wynika to z braku tej części mowy w polszczyźnie.
Ülkenin güney kısımı ABD tarafından kuzey kısımı ise Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi.W ten sposób wschodnia część Przemyśla znalazła się pod okupacją ZSRR.
Aynı zamanda buraya kadar olan kısımda kanalizasyon suları da tahliye edilmiştir.Co jakiś czas były również przerywane dostawy wody.