kırsal ile cümle

kırsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Daha çok ormanlarda ve kırsal bölgelerde yaşarlar, ama şehirlerin içinde de görüldükleri olur.Najviše obitavaju u šumama, ali isto tako mogu živjeti u poljima i gradovima.
Kırsal bölgeleri korur.Chránené krajinné oblasti .
Bu kayıp özellikle kırsal kesimlerde insanların büyük bir tahliyesine neden oldu.Toto enormné osídlenie bolo dané najmä silnou migráciou v stredoveku.
Kent II. Dünya Savaşı sonuna kadar genellikle kırsal olan bir kent karakterinde bir yerleşke idi.Napriek tomu malo mesto ešte pred druhou svetovou vojnou stále prevažne agrárny charakter.
Stranger Things, 1980'lerin başında kurgusal kırsal kasaba olan Hawkins, Indiana'da geçmektedir.Seriál sa odohráva vo fiktívnom vidieckom meste Hawkins v Indiane začiatkom 80-tych rokov 20. storočia.
Kırsal alanda 5 aylık Akbaşlar sürülere çobanlık yapmaya başlarlar.Švajčiarsky durič sa už vo veku 5 mesiacov začína prejavovať ako poľnovnícky pes.
Çin, Polinezya ve kırsal alt-Sahara Afrika bölgesinde yaygın hale gelmiştir.Bolezen je postala običajna na Kitajskem, v Polineziji in urbani podsaharski Afriki.
Termal turizm özellikle kırsaldaki küçük ilçelerin gelişimine önemli katkı yapar.Trgovsko ni zelo pomembno, predvsem zaradi političnih trenj v regiji.
Nohuad, kırsal köy hayatından zevk alıyordu.Berthold je rad fotografiral kmečke ljudi pri njihovem delu.
Kırsal refahı artırmak.Močno je povečal deželne dohodke.
1983 yılından beri Alaska kırsalında araştırma ve koruma çalışmaları yapmaktadır.Že od leta 1984 deluje na področju preventive proti hivu in aidsu.
Kırsal mahalleler (köylerin) yarısı arazi ve yerleşim durumu itibarıyla ova üzerindedir.Kai kurios gyvenvietės (9 čia) turi tarpinį statusą tarp kaimo ir miesto.
1983 yılından beri Alaska kırsalında araştırma ve koruma çalışmaları yapmaktadır.Nuo 1989 m. atliko gamtinės aplinkos racionalaus naudojimo ir apsaugos tyrimus.
Sanayi devrimi ile birlikte kırsal alanlardan kentlere göç arttı.Pramonės revoliucijos metu žmonėms kraustantis iš provincijos į miestus.
Şiddet kırsala yayıldı ve birçok Azeri Ermeni güçler tarafından öldürüldü.Sudaryta taika, ir dalis afarų paskirta į valdžios postus.
Depremin ardından ulaşım yetersizlikleri nedeniyle kırsal bölgelere yardımların ulaştırılması gecikti.Vėliau gyvenvietės augimą stabdė maisto trūkumas.
Bu ona Tanzanya'nın kırsal bölge ve ilçelerinde halk tabanında çalışma fırsatı verdi.See andis talle võimaluse töötada rohujuuretasandil Tansaania maapiirkondades.
Kırsal kesimlerde su tüketim miktarları kişi başı 55 – 60 l gibi çok düşük bir seviyededir.Nad on nähtavad märksa madalamatel laiustel kui tekivad, isegi laiustel 55°–60°.
19. yüzyıla kadar bölge kırsal alan idi.Piirkond jäi XIX sajandini põllumajanduslikuks alaks.
Bu kayıp özellikle kırsal kesimlerde insanların büyük bir tahliyesine neden oldu.See tõi kaasa nende peaaegu täieliku kadumise rekreatsioonipiirkondades.
A.B.D'deki hayırseverlerin bağışlarının sadece yüzde 6.8'i kırsala ulaşabiliyor.현재 미국에서 모아지고 있는 자선 기금의 단 6.8% 만이 시골 지역의 발전을 위해 사용되고 있습니다.
A.B.D'deki hayırseverlerin bağışlarının sadece yüzde 6.8'i kırsala ulaşabiliyor.מטיבות עם קהילות כפריות. ועם זאת 20 אחוז מהאוכלוסייה שלנו גרה שם.
A.B.D'deki hayırseverlerin bağışlarının sadece yüzde 6.8'i kırsala ulaşabiliyor.تفيد المجتمعات الريفية, مع أن 20 في المائه من سكاننا يعيشون هناك.
A.B.D'deki hayırseverlerin bağışlarının sadece yüzde 6.8'i kırsala ulaşabiliyor.農村部で暮らしているのです そして、バーティ郡は単なる農村地域ではなく、極度に貧しい地域です
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.-Al! Imaginem, mudar de nome e viver escondido, aqui no campo.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.-Al! Muutitte nimenne ja piileskelette täällä maaseudulla.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Non immaginavo che avesse cambiato nome e che vivesse nascosto qui in campagna.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Pomyśleć tylko - zmieniona tożsamość i kryjówka na wsi.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Tænk, du skiftede navn - - og gemte dig herude på landet.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Tänk... Du bytte namn- -och gömde dig här på landet.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Vaya, así que cambió su nombre y vive escondido aquí en el campo.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.Άλλαξες το όνομά σου και κρύβεσαι εδώ στην επαρχία.
Adınızı degi,stirip burada, kırsal kesimde saklanarak ya,sıyorsunuz.- Ал! Надо же, вы изменили имя и укрылись здесь, в деревне.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Abszolút viszonylatban azonban, a vidékfejlesztési kiadások szintje hasonló.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Contudo, em termos absolutos, o nível das despesas de desenvolvimento rural é idêntico.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Generelt er udgi6 sniveauet for udvikling af landdistrikter dog ens.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.I absoluta tal ligger dock anslagen för landsbygdsutveckling på ungefär samma nivå.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.In absoluten Zahlen liegen die Ausgaben für die Entwicklung des ländlichen Raums jedoch auf gleicher Höhe.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.In absolute zin is het uitgavenniveau voor pla0 elandsontwikkeling echter gelijk.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.In termini assoluti, comunque, il livello di spesa destinata allo sviluppo rurale è analogo.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Jednak w wartościach bezwzględnych poziom nakładów na rozwój obszarów wiejskich jest podobny.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Maaseudun kehi ämiseen käyte ävien varojen absoluu inen taso on kuitenkin sama.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.Toutefois, dans l'absolu, le niveau des dépenses pour le développement rural est similaire.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.V absolútnych číslach je však úroveň výdavkov na rozvoj vidieka podobná.
Ancak, mutlak anlamda, kırsal kalkınma harcama seviyesi benzerdir.В действителност, обаче, обемът разходи за развитие на селските райони е сходен.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ale vůbec jsem netušil, že jej najdu v odlehlé části buše Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Dar habar n-aveam că-l voi găsi în tufişurile din îndepărtatul Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Dù không có ý niệm gì, nhưng tôi tìm ra điều đó tại một nơi hẻo lánh trong rừng Zimbabwe
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ich hatte jedoch keine Ahnung, dass ich sie im Busch von Zimbabwe finden würde.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ik had echter nooit verwacht dat ik het zou vinden in een afgelegen deel van de Zimbabwaanse bush.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.I tak się stało, choć nie wiedziałem, że znajdę go w odległym buszu Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Jag hade ingen aning däremot, att jag skulle hitta den långt ute i Zimbabwes vildmark.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.그래도 그걸 짐바브웨의 외딴 풀숲에서 찾게 되리라곤 상상도 하지 못했었죠.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ma non avrei mai immaginato di trovarlo in una zona remota del bush dello Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Mégis, nem gondoltam, hogy Zimbabwe egy eldugatott részén fogom ezt megtalálni.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Namun tidak pernah terpikir sebelumnya, bahwa saya akan menemukannya di tempat terpencil di hutan Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.No sabía, sin embargo, que lo encontraría en una zona remota de las selvas de Zimbabue.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Par contre, je ne savais pas que je le trouverai dans la brousse du Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Δεν είχα ιδέα, όμως, πως θα τον έβρισκα σε ένα απομακρυσμένο μέρος της ζούγκλας της Ζιμπάμπουε.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.И представа си нямах, обаче,че ще го намеря в пущинака на един от затънтените райони на Зимбабве.

İlgili Sayfalar