Ana içeriğe geç
Sözlük

kırmak ile cümle

kırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Peter vazoyu kırmak niyetinde değildi.Peter didn't intend to break the vase.
Kilidi kırmakta zorlanmadım.I had no difficulty breaking the lock.
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
Pencereyi kırmak için bir çekiç kullanıldı.A hammer was used to break the window.
Omlet yapmak için bir yumurta kırmak zorundasın.You have to break an egg to make an omelet.
Polis kapıyı kırmak için koçbaşı kullandı.The police used a battering ram to break down the door.
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.I had to get the axes to chop the wood.
Senin kalbini kırmak istemiyorum.I don't want to hurt you.
Onların yaptıkları şey pencereyi kırmaktı.What they did was break the window.
Tom Mary'nin kalbini kırmak istemiyordu.Tom didn't want to break Mary's heart.
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Tom'un kalbini kırmak istemediğini biliyorum.I know you don't want to hurt Tom.
Tom Mary'nin cesaretini kırmak istemiyor.Tom doesn't want to discourage Mary.
Gerçekten kalbimi kırmak istiyor musun?Do you really want to break my heart?
Kurallar kırmak için değil, uyulmak içindir.Rules are meant to be kept, not broken.
Onun duygularını kırmak istemiyorum.I don't want to hurt her feelings.
Özür dilerim, kırmak istememiştim.I'm sorry, I meant no offence.
Eski alışkanlıkları kırmak zordur.Old habits are hard to break.
Ben dünya rekoru kırmak için eğitiliyorum.I am trained to break the world record.
Biz kapıyı kırmak zorunda kaldık.We had to break open the door.
Tom kapıyı kırmak için uğraşmaya başladı.Tom began trying to break down the door.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Üzgünüm, seni kırmak istemedim.I'm sorry, I didn't mean to offend you.
Her şeyi kırmak istiyorum.I want to break everything.
Buzkıranlar kargo taşımak ve buz kırmak için kullanılır.Icebreakers are used to carry cargo and break ice.
Onların onurunu kırmak istemiyorum.I don't want to insult them.
Ben hiç onun kalbini kırmak istemedim.I never wanted to hurt him.
Ben asla onun kalbini kırmak istemedim.I never meant to hurt him.
Biz onların kalbini kırmak istemiyorduk.We didn't mean to hurt them.
Biz onun kalbini kırmak istemiyorduk.We didn't mean to hurt him.
Bazen parmaklarını kırmak istiyorum.Sometimes I want to break your fingers.
Gülü kırmak isterseniz dikenlerin sıkışmasından korkmayın.Don't fear the stinging of the thorns if you want to break the rose.
Tom kırmakla ve girmekle suçlanıyordu.Tom was accused of breaking and entering.
Odun kırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like chopping wood.
Bazı alışkanlıkları kırmak zordur.Some habits are difficult to break.
Sami arkadaşlarıyla olan tüm bağları kırmak istedi.Sami wanted to break all ties with his friends.
Tom'un hevesini kırmak istemiyorum.I don't want to discourage Tom.
Vazoyu kırmak istemedim.I didn't intend to break the vase.
Şampanya kırmak yerine uçağa kırmızı, beyaz ve mavi su püskürtüldü.Instead of champagne, red, white, and blue water was sprayed on the aircraft.
Böylece, bir çifti kırmak için bir tanesi tüm diğer çiftlerin enerjilerini değiştirir.Therefore, in order to break a pair, one has to change energies of all other pairs.
2005, 2006 ve 2007 yıllarında MD5'ı kırmak için daha fazla ilerleme kaydedildi.Further advances were made in breaking MD5 in 2005, 2006, and 2007.
Beraber ekmek kırmak için onu davet edin" diye devam etti.Invite him for supper to break bread."
Aydın'ın genç karısı ise bu döngüyü kırmak için tavır alan tek kişi gibi görünmektedir.Their mother, it seems was the only one who could span this divide.
Masa maçında kazanmanın tek yolu rakibinle masayı kırmaktır.In a tables match, the only way to win is to put your opponent through a table.
Onları kırmak istemedim.He didn't want them to break up.
Kırmak için en azından taş kazma gereklidir.Only the rear plate is required to be stickered.
Bir kola şişesini kırmak neredeyse imkansızdır. Denemek ister misin?It's nearly impossible to break a Coke bottle.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.This is somewhat against resistance and caginess on the part of the interviewee.
Bu da şu anlama geliyor ki, artık bu salgının belini kırmak için araçlarımız var.What that means is we have the tools to break the back of this epidemic.
Bence en büyük hakaret, bir Meksikalıyı kırmak için en kötü yol annelerine hakaret etmenizdir.I think the biggest insult, the worst way you can offend a Mexican is to insult their mother.
Beni tekrar görürse bacaklarımı kırmakla tehdit ediyordu!He threatened to break my legs if he saw me again!
Şapkacı sessizliği kırmak için ilk oldu.The Hatter was the first to break the silence.
Olan şey şu, ısı enerjisi kristal yapıyı kırmak için kullanılıyor.What's happening is that heat energy is being used to kind of break the lattice structure.
Ve bir sloganımız var: Bir çocuğun bir oyuncakla yapabileceği en iyi şey onu kırmaktır.And we have a slogan that the best thing a child can do with a toy is to break it.
JULIET O, break my heart - kötü bankrout, bir defada kırmak!JULlET O, break, my heart!--poor bankrout, break at once!
Sizleri kırmaktan nefret ediyorum ama davranışımızı... ...kontrol eden başka bir beden parçası yok.I hate to break it to you, those aren't other body parts controlling your behavior.
Ayrıca, camı kırmak da berbat bir terim.And also, "shattering the glass ceiling" is a terrible phrase.
Kapıyı kırmak istiyor.He is someone who would break it down.
Korkunç bir fırtına geliyor, gemi kırmak gibidir.A dreadful storm comes on, the ship is like to break.
Ve bu gun yapmaya calisacagim sey özgüveninizi kırmak olacak.And so what I'm going to try to do today is to shake your confidence.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod