Burada önemli olan, kargaların arabaları cevizleri kırmak için kullanması değildir.Та найцікавішим у цьому є не те, що ворони використовують автомобілі для подріблення горіхів.
Burada önemli olan, kargaların arabaları cevizleri kırmak için kullanması değildir.Това, което е важно тук не е, че враните използват колите да им чупят орехите.
Burada önemli olan, kargaların arabaları cevizleri kırmak için kullanması değildir.הדבר המשמעותי הוא לא העובדה שעורבים משתמשים במכוניות כדי לפצח אגוזים.
Burada önemli olan, kargaların arabaları cevizleri kırmak için kullanması değildir.إذاً الشئ الهام حول هذا ليس أن الغربان تستفيد من السيارات في كسر الجوز.
Burada önemli olan, kargaların arabaları cevizleri kırmak için kullanması değildir.これはカラスには朝飯前なのです
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Bojuje se s odporem a uzavřeností toho, koho zpovídáte.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.C'est en quelque manière contre la résistance et l'astuce du coté de l'interviewé
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Das führt ein wenig zu Abwehr und Zurückhaltung seitens des Befragten.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Điều này nhằm chống lại sự kháng lại và thoái thác vốn là 1 phần của người được phỏng vấn.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Dit is een beetje tegen verzet en voorzichtigheid van de kant van de geïnterviewde.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Esto es de alguna forma contra la resistencia y cautela por parte del entrevistado.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.어느 정도 거부반응과 허술함을 보이지 않으려는 긴장감을 가집니다.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Questo è in qualche modo contro le resistenze e l'astuzia dalla parte dell'intervistato.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Robi się je jak gdyby wbrew oporowi i nieufności po stronie osoby udzielającej wywiadu.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Αυτό είναι κάπως ενάντιο στην αντίσταση και την εξυπνάδα από τη μεριά του συνεντευξιαζόμενου.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Това среща известна съпротива и потайност от страна на интервюирания.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.Это в каком-то смысле столкновение с неуступчивостью и скрытностью интервьюируемого.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.זה בעצם מול התנגדות וזהירות מצידו של המרואיין.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.وهي نوعاً ما يقابلها مقاومة و شعور بالتقيد من ناحية ضيف الحوار.
Bu yönteme genellikle röportaj verenin direncini ve ketumluğunu kırmak için başvurulur.向き合うのです 有名人が行うインタビューは
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Am hotarat ca voi dobori recordul mondial live, la televizor, la ora de maxima audienta.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Decidi que ia bater o recorde mundial, ao vivo, em horário nobre na televisão.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Decidí que iba batir el récord del mundo en vivo por televisión en hora de máxima audiencia.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Decisi che avrei battuto il record mondiale in televisione, in diretta in prima serata.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Elhatároztam, hogy a világcsúcsot élő televízióadásban fogom megdönteni.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Ich beschloss den Weltrekord zu brechen, Live und zur Hauptsendezeit im Fernsehen.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Ik besloot dat ik het wereldrecord live op prime-time televisie ging breken.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Jag bestämde mig för att slå världsrekordet live under bästa ständningstid på tv.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.J'ai décidé que je briserais le record mondial en direct, à une émission passant à une heure de grande écoute.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Jeg besluttede at jeg ville slå verdensrekorden live i tv i den bedste sendetid.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Päätin rikkoa maailmanennätyksen suorassa lähetyksessä.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Rozhodl jsem se, že světový rekord překonám naživo v televizi v hlavním vysílacím čase.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Rozhodol som sa, že prekonám svetový rekord naživo v hlavnom vysielacom čase v televízii.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Tôi quyết định rằng tôi sẽ phá kỷ lục thế giới trực tiếp trên truyền hình thực tế.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.저는 황금시간대 TV에서 생방송으로 세계 기록을 깰 것이라고 결심했습니다.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Zdecydowałem, że pobiję rekord świata na żywo w telewizyjnym prime-time.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Αποφάσισα ότι θα προσπαθούσα να σπάσω το παγκόσμιο ρεκόρ ζωντανά στην τηλεόραση.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Реших, че ще подобря световния рекорд на живо в най - гледаното телевизионно време.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.Я решил, что я побью мировой рекорд в прямом эфире в пиковое телевизионное время.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.החלטתי שאני הולך לשבור את שיא העולם בשידור חי בטלוויזיה בזמן צפיית שיא.
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.قررت أنني سوف احطم الرقم القياسي العالمي مباشرةً على التلفاز
Canlı yayında prime-time'da dünya rekorunu kırmaya karar verdim.世界記録を破ろうと決めました 世界記録は8分58秒で
Çünkü siz biliyorsunuz ki, siz de rekoru kırmak için şöyle bir cümle yazabilirsiniz: " Guinness여러분도 기록을 깰 수 있다는 것을 아니까요. 즉, "기네스는 포크너가 쓴 것을
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.A cana trilhada, não a quebrará, nem apagará o pavio que fumega; em verdade trará a justiça;
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.bryder ej knækket Rør og slukker ej rygende Tande. Han udbreder Ret med Troskab,
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.상한 갈대를 꺾지 아니하며 꺼져가는 등불을 끄지 아니하고 진리로 공의를 베풀 것이며
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Megrepedt nádat nem tör el, a pislogó gyertya belet nem oltja ki, a törvényt igazán jelenti meg.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Nalomenej trstiny nedolomí a tlejúceho knôtu nevyhasí; súd bude vynášať podľa pravdy.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.No quebrará la caña cascada, ni apagará la mecha que se está extinguiendo; según la verdad traerá justicia
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Trestia frîntă n'o va zdrobi, şi mucul care mai arde încă, nu -l va stinge. Va vesti judecata după adevăr.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Trsta nalomljenega ne zlomi in tlečega stenja ne pogasi; po resnici bo oznanjeval pravico.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Třtiny nalomené nedolomí, a lnu kouřícího se neuhasí, ale soud podlé pravdy vynášeti bude.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Trzciny nałamanej nie dołamie, a lnu kurzącego się nie dogasi; ale sąd wyda według prawdy.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.Смазана тръстика няма да пречупи, И замъждял фитил няма да угаси; Ще постави правосъдие според истината.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.трости надломленной не переломит, и льна курящегося не угасит; будет производить суд по истине;
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.קנה רצוץ לא ישבור ופשתה כהה לא יכבנה לאמת יוציא משפט׃
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.قصبة مرضوضة لا يقصف وفتيلة خامدة لا يطفئ. الى الامان يخرج الحق.
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.壓 傷 的 蘆 葦 、 他 不 折 斷 . 將 殘 的 燈 火 、 他 不 吹 滅 . 他 憑 真 實 將 公 理 傳 開
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak.壓傷 的 蘆葦 、 他 不 折斷.將殘 的 燈火 、 他 不 吹滅 . 他 憑真實將 公理 傳開
Ezilmiş kamışı kırmayacak, Tüten fitili söndürmeyecek, Ve sonunda adaleti zafere ulaştıracak.han skal ikke knuse et knekket rør og ikke slukke en rykende tande, før han har ført retten frem til seier.