Peter vazoyu kırmak niyetinde değildi.Peter didn't intend to break the vase.
Onu kırmamak için dikkat etmelisin.You must take care not to break it.
Gözlükleri kırmamak için özen gösterin.Take care not to break the glasses.
Bardakları kırmamaya dikkat edin.Take care not to break the glasses.
Kilidi kırmakta zorlanmadım.I had no difficulty breaking the lock.
Dalları kırma.Don't break the branches.
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
Hatanın onun cesaretini kırmasına izin vermedi.She did not let failure discourage her.
Pencereyi kırmak için bir çekiç kullanıldı.A hammer was used to break the window.
Düşman hatlarını kırmayı denedik.We attempted to break the lines of the enemy.
Yenilgi, onun cesaretini kırmadı.The defeat didn't dampen his spirits.
O, oğlunun sigara içme alışkanlığı kırmaya çalıştı.He tried to break his son's habit of smoking.
O, gözlüğü kırmamak için dikkatliydi.She was careful not to break the glasses.
Pazarlıkta fiyatı kırmada iyidir.She's good at bargaining the price down.
Yumurtaları kırmamaya dikkat et.Take care not to break the eggs.
Yumurtaları kırmadan bir omlet yapamazsın.You cannot make an omelet without breaking eggs.
Lütfen bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful not to break this vase.
Bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful that you don't break this vase.
Yeni bir rekor kırması, onun şöhretini artırdı.Setting a new record added to his fame.
Bir balyoz ile ceviz kırma.Don't crack a nut with a sledgehammer.
Omlet yapmak için bir yumurta kırmak zorundasın.You have to break an egg to make an omelet.
Polis kapıyı kırmak için koçbaşı kullandı.The police used a battering ram to break down the door.
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.I had to get the axes to chop the wood.
Senin kalbini kırmak istemiyorum.I don't want to hurt you.
Onların yaptıkları şey pencereyi kırmaktı.What they did was break the window.
Tom Mary'nin rekor kırmasının imkansız olduğunu düşünüyor.Tom thinks it impossible for Mary to break the record.
Tom Mary'nin kalbini kırmak istemiyordu.Tom didn't want to break Mary's heart.
Kalbimi kırma.Don't break my heart.
Yıllarca bir Noel süsünü kırmadım.I haven't broken a Christmas ornament in years.
Bir yumurtayı iki elimle temiz bir şekilde kırmam imkansız.It is impossible for me to cleanly crack an egg with both hands.
Bu yumurtaları kırmamak için dikkatli ol.Be careful not to break these eggs.
Bu robot yumurtayı kırmadan tutabilir.This robot can hold an egg without breaking it.
Onu kırmadan bu kutuyu açamam.I cannot open this box without breaking it.
Onu kırmadan kutuyu açamayacağım.I will not be able to open the box without breaking it.
Onun gözlükleri kırmasına izin vermeyin.Don't let him break glasses.
Onun bardakları kırmasına izin vermeyin.Don't let him break glasses.
Onların işi odun kırmak.Their job is to chop the wood.
Onu kırmadım.I didn't break it.
Sadece hiçbir şeyi kırma.Just don't break anything.
Kapıyı kırmaya çalıştım, ama bunun imkansız olduğunu öğrendim.I tried to break down the door, but I found out that it is impossible.
Tom'un cesaretini kırmayalım.Let's not discourage Tom.
Tom'un kalbini kırmak istemediğini biliyorum.I know you don't want to hurt Tom.
Tom Mary'nin cesaretini kırmak istemiyor.Tom doesn't want to discourage Mary.
Sadece bunu kırmamaya dikkat edin.Just be careful not to break this.
Tom'un kalbini kırmamaya dikkat et.Be careful you don't break Tom's heart.
Kimseyi kırmadığımı umuyorum.I hope I haven't offended anyone.
Gerçekten kalbimi kırmak istiyor musun?Do you really want to break my heart?
Kurallar kırmak için değil, uyulmak içindir.Rules are meant to be kept, not broken.
Onu kırma.Don't break it.
Cesaretini kırma.Don't be discouraged.
Bir şey kırma.Don't break anything.
Onu kırmadın.You didn't break it.
Tom bileğini kırmadı mı?Didn't Tom break his ankle?
Onun duygularını kırmak istemiyorum.I don't want to hurt her feelings.
Bardakları kırmasına izin verme.Don't let him break the glasses.
Ben senin kupalarını kırmam.I don't crack your mugs.
Özür dilerim, kırmak istememiştim.I'm sorry, I meant no offence.
Eski alışkanlıkları kırmak zordur.Old habits are hard to break.
Sen odun kırmayı seversin.You like to chop wood.
O, odun kırmayı seviyor.He likes to chop wood.