Dana eti kırmızıyken tavuğunki beyazdır.Chicken meat is white, whereas that of an ox is red.
Bu şarap kırmızıdır.This wine is red.
Bu, kırmızı şarap.This is red wine.
Ben hiç kırmızı bir deniz görmedim.I've never seen a red sea.
Tom'un pijamalarına basılmış sevimli küçük kırmızı bir sincap resmi var.Tom's pajamas have a picture of a cute little red squirrel printed on them.
Tom bir şişe ucuz kırmızı şarap aldı.Tom bought a bottle of cheap red wine.
Ben kırmızı şarabı beyaz şaraptan daha çok seviyorum.I like red wine much more than white wine.
Senin kırmızı yanakların masumiyet saçıyor.Your red cheeks radiate innocence.
Genellikle kırmızı şarap ile ne yersin?What do you usually eat with red wine?
Sen kırmızı biberi seversin, değil mi?You love chili, don't you?
O, kırmızı biberi seviyor.He loves chili.
Tom kırmızı biberi seviyor.Tom loves chili.
Kırmızı biberi sever.She loves chili.
Mary kırmızı biberi seviyor.Mary loves chili.
Biz kırmızı biberi seviyoruz.We love chili.
Onlar kırmızı biberi seviyor.They love chili.
O, sinyal kırmızı iken caddeyi geçti.He crossed the street when the signal was red.
Kırmızı kıyafetler ona uygun.Red clothes suit her.
O yeni kırmızı üstü açılabilir bir araba sürüyordu.He was driving a new red convertible.
Bu bir araba için gerçekten kırmızının garip bir tonu.That's a really weird shade of red for a car.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.Tom and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Tom üç şişe kırmızı şarap aldı.Tom bought three bottles of red wine.
Tom kırmızı ışıkta geçti.Tom ran a red light.
Mary üstü açılabilir kırmızı spor arabasıyla uzaklaşırken Tom izledi.Tom watched as Mary drove away in her red convertible sports car.
Bana kırmızı bir kalem verin.Give me a red pencil.
Sosun biraz daha kırmızı bibere ihtiyacı var.The sauce needs more chili.
Daha fazla kırmızı biber gerekip gerekmediğini görmek için sosun tadına bak.Taste the sauce to see if it needs more chili.
Elmalar genellikle yeşil, sarı veya kırmızıdır.Apples are usually green, yellow, or red.
Çiçek kırmızı.The flower is red.
O kırmızı kuşaklı kız kim?Who's that girl with the red sash?
Kırmızı, Mary'nin üzerinde iyi görünmüyor.Red doesn't look good on Mary.
Güller kırmızı.The roses are red.
Evinin önüne park etmiş kırmızı bir kamyonet var.There's a red pickup truck parked in front of your house.
Araba kırmızıdır.The car is red.
O neden kırmızı ve kabarık değil?Why isn't it red and puffy?
Kırmızı bir arabam var.I have a red car.
Bu elma kırmızı değildir.This apple is not red.
Futbolda bir oyuncu kırmızı kartla ihraç edilir.In soccer, a player is sent off with a red card.
Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir kazaya neden olma riskini göze alırsınız.If you run a red light, you risk causing an accident.
İtalyan bayrağının renkleri beyaz, kırmızı ve yeşildir.The colors of Italian flag are white, red and green.
Bu evin kırmızı bir çatısı var.This house has a red roof.
Kırmızı kravat takan adam burada tanıdığım tek kişi.The man wearing the red tie is the only one here I don't know.
Bu kırmızı kazak mavi olanlardan daha ucuz.This red sweater is cheaper than the blue one.
Köpeğin tasması kırmızı.The dog's collar is red.
Onun kitabı kırmızı.His book is red.
Kırmızı fiyat etiketi ile ürünler satışa sunulmuştur.Items with a red price tag are on sale.
Sana aldığım kırmızı kravat nerede?Where's the red tie I bought you?
Mary biraz parlak kırmızı ruj sürdü.Mary put on some bright red lipstick.
Tom Mary'nin ona verdiği kırmızı gömleği mavisiyle değiştirdi.Tom exchanged the red shirt Mary had given him for a blue one.
Senin en sevdiğin renk kırmızı, değil mi?Your favorite color is red, right?
O kırmızı ışık neden yanıp sönüyor?Why's that red light blinking?
Şu kırmızı şey ne?What's that red stuff?
Tom'un gözleri kırmızı ve o çok yorgun görünüyor.Tom's eyes are red, and he looks very tired.
Tom'un gözleri bugün kırmızı.Tom's eyes are red today.
O kampa gittiği her zaman aynı kırmızı flanel gömleği giyer.Tom wears the same red flannel shirt every time he goes camping.
Tom kırmızı bir kafa bandı giyiyordu.Tom was wearing a red headband.
Tom kırmızı kravatla gri bir takım elbise giyiyordu.Tom was wearing a gray suit with a red tie.
Tom beyaz gömleğine biraz kırmızı şarap döktü.Tom spilled some red wine on his white shirt.
Tom susuz kırmızı şarap içmeyi tercih eder.Tom prefers to drink dry red wine.
Tom bisikletini kırmızıya boyadı.Tom painted his bicycle red.