kırk ile cümle
kırk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bugün kırk yaşına girdi.Today he turned forty.
O kırk civarında olmalı.He should be around 40.
Bugün hava sıcak. Sıcaklık kırk beş santigrat dereceye ulaşıyor.It's hot today. The temperature is up to 45° C.
Gün batımından yaklaşık kırk beş dakika sonra vardık.We arrived about forty-five minutes after sunset.
Sınıfımda kırk öğrenci var.There are 40 students in my class.
Kırk sekiz saat, kaç dakikadır?Forty-eight hours is how many minutes?
Burada kırk dereden su getirmeyelim! Ben hamileyim ve sen çocuğun babasısın.Let's not beat around the bush here! I'm pregnant, and you're the kid's father.
Ben kılı kırk yaranım.I'm fussy.
Kılı kırk yarıyorsun.You're splitting hairs.
Sen kılı kırk yarıyorsun.You're splitting hairs.
Kılı kırk yarıyorsunuz.You're splitting hairs.
Sıcaklık sıfırın altında kırk derece.The temperature is forty below.
Kırk yaşın üzerindedir.He's over forty.
Neredeyse kırk yaşındayım ve hâlâ bekârım.I am almost 40 years old and I am still single.
Kırk beş dakikalığına gitmiştim.I was gone for 45 minutes.
Yüz kırk dördün karekökü on ikidir.The square root of one hundred forty-four is twelve.
Ben yirmi iki kasım bin dokuz yüz kırk sekizde doğdum.I was born on the twenty second of November, nineteen forty eight.
Japonca okumaya başlayalı kırk yıl oldu.It's been forty years since I began to study Japanese.
Koyunları kırkıyorum.I am shearing the sheep.
O kılı kırk yaran bir kimse gibi görünüyor.He seems to be a hairsplitter.
Son kırk sekiz saatte üç saatten daha az uyudum.I've had less than three hours of sleep in the last forty-eight hours.
Kırk dört misafirimiz var.We have forty-four guests.
Kırk sekiz saat uyumadım.I haven't slept in forty-eight hours.
Tom kırk beş dakika geç kaldı.Tom was forty-five minutes late.
Onun kırk yaşının üzerinde olduğunu düşünüyorum.I think she's over forty.
Senin kırk tarakta bezin var.You have too many irons in the fire.
Çocukluğun ilk kırk yılı en zorudur.The first 40 years of childhood are the most difficult.
Böyle bir fırsat ancak kırk yılda bir gelir.A chance like this only comes along once in a blue moon.
Mavi yüzgeçli orkinos kırk yıla kadar yaşayabilir.Bluefin tuna can live up to 40 years.
Ben yaklaşık kırk yaşındayım ve hâlâ evli değilim.I am nearly forty and still not married.
Ben yaklaşık kırk yaşındayım ve hâlâ bekarım.I am nearly forty and still unmarried.
Maral'ın annesi kırk üç yaşında.Maral's mother is forty-three.
O neredeyse kırk yaşında.He is nearly 40.
Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.This never crosses my mind.
Kırk farklı dili kabaca konuşabilirsin.You can speak roughly forty different languages.
Amerika Birleşik Devletlerinde yiyeceklerin yüzde kırkı israf edilmektedir.Forty percent of food in the United States is wasted.
"Kaç yaşındasın?" - "Kırk ve on.""How old are you?" - "Forty ten."
İki kere kırk beş doksan yapar.Forty-five times two is ninety.
Bir haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşıyor olamaz.Nobody who works forty hours a week should be living in poverty.
Kılı kırk yarmayalım.Let's not split hairs.
Haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşamamalı.No one who works forty hours a week should live in poverty.
O, kırk yaşındayken on altı tane dili konuşabilirdi.When she was forty, she could speak sixteen languages.
O kırk yaşındayken on altı dil konuşabiliyordu.When he was forty years old, he could speak sixteen languages.
Dedem kırk dokuz yaşında iken Brezilya'ya göç etti.When he was forty-nine years old, my grandfather emigrated to Brazil.
Kırk dereden su getirmeyelim.Let's not beat around the bush.
Kırk dereden su getirmeyi bırakalım.Let's stop beating around the bush.
Bir adam kırklı ve ellili yaşlarında hala yürümeye başlayan bir çocuktur.In his forties and fifties, a man is still a toddler.
Amcam kırklarında.My uncle is in his forties.
Dayım kırklarında.My uncle is in his forties.
Her gün bir bin dört yüz kırk dakikadır.Every day has one-thousand four-hundred and forty minutes.
Fadıl henüz kırk yaşındaydı.Fadil was just forty years old.
O kırk yaşında saltanat sürmeye başladı.He began to reign at the age of forty.
Leyla kırk dördüncü doğum gününden sonra inme geçirdi.Layla suffered a stroke days after her forty fourth birthday.
Tom kırk üç yaşında.Tom is forty-three.
Kırk beş yıl boyunca bir hücrede çalıştıktan sonra emekli oldum.I became a retiree after working for forty-five years in a cubicle.
Tom kırk yılda bir geç kalır.Tom is seldom, if ever, late.
Sami daha kırk yaşındaydı.Sami was just forty years old.
Sami artık kırk altı yaşında.Sami is now forty-six years old.
Mary kırklı yaşlarının ortasındadır.Mary is in her mid-forties.
Tom'un giyinmesi kırk saat sürdü.Tom took forever to get dressed.
İlgili Sayfalar