kırdı ile cümle
kırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Standard düzenlerin birçok normunu ilk defa kırdılar.Разбиха много норми на установени стандартни практики.
Standard düzenlerin birçok normunu ilk defa kırdılar.הם שברו הרבה נורמות של סטנדרטים קונבנציונלים בפעם הראשונה.
Standard düzenlerin birçok normunu ilk defa kırdılar.فقد قاموا بتحدي الكثير من الثوابت لأول مرة
Standard düzenlerin birçok normunu ilk defa kırdılar.例えば 単一バランスシャフトを用いる車で
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.A mí no me dejaron ver la tele durante una semana porque rompí el plato ese...
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Ich durfte ein Woche nicht fernsehen, weil ich einen Teller zerschlagen habe.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Ik mocht een week niet tv kijken toen ik dat bord gebroken had.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Jag fick inte se på teve en vecka efter att jag hade sönder den där tallriken.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.J'ai été interdit de télé pendant une semaine, quand j'ai fait tomber cette assiette.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Když jsem rozbila talíř, měla jsem týden zakázanou televizi.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Ko sem razbila krožnik cel teden isem smela gledati TV.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Minä en saanut katsoa telkkaria viikkoon, kun rikoin sen lautasen.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Mnie nie pozwolono tego mówić, bo jem z tego talerza. (?)
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Não me deixaram ver a televisão por uma semana, por eu partir um prato!
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Quando io ruppi un piatto, mi fu vietata la tivù per una settimana...
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.Σήριαλ δεν είχε το δικαίωμα για μια εβδομάδα μετά την έσπασα το πιάτο.
Tabağı kırdıktan sonra bir hafta boyunca televizyon izin verilmedi.‐ ごはんよ ‐ 今行く~
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdı물론 난 그냥 계속하고 싶지 않았어 알고 때문에 그의 입이 발생했을 때
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıTermészetesen én nem én csak azt szeretném, hogy szájából tört, mert tudod, hogy mikor
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıЗвичайно, я не я просто хочу, щоб зберегти рот зламався, тому що ви знаєте, коли
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıКонечно, я не я просто хочу, чтобы сохранить рот сломался, потому что вы знаете, когда
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıכמובן שלא, אני רק רוצה לשמור על הפה שלו נשבר בגללך יודע מתי
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıبالطبع لم أكن أريد فقط للحفاظ على كسر فمه بسبب تعرف متى
Tabii ben sadece tutmak istemiyordu biliyorum senin yüzünden ağzını kırdıあなたは、ほとんど壊した保たれた
Tabuyu kırdık.Am înfrânt tabuul.
Tabuyu kırdık.Avevamo spezzato il tabù.
Tabuyu kırdık.Chúng tôi đã phá bỏ được điều cấm kỵ ấy.
Tabuyu kırdık.Habíamos roto el tabú.
Tabuyu kırdık.Kami mematahkan tabu.
Tabuyu kırdık.Megtörtük a tabut.
Tabuyu kırdık.Nós quebrámos o tabu.
Tabuyu kırdık.Nous avons brisé un tabou.
Tabuyu kırdık.Porazili sme tabu.
Tabuyu kırdık.Prolomili jsme tabu.
Tabuyu kırdık.Vi bröt tabut.
Tabuyu kırdık.We hadden het taboe doorbroken.
Tabuyu kırdık.Wir haben das Tabu gebrochen.
Tabuyu kırdık.Złamałyśmy tabu.
Tabuyu kırdık.Σπάσαμε το ταμπού.
Tabuyu kırdık.Мы сломали табу.
Tabuyu kırdık.Нарушихме забраната.
Taliban'ın ivmesini kırdık.Abbiamo fermato lo slancio dei talebani.
Taliban'ın ivmesini kırdık.우리는 탈레반의 모멘텀을 깼습니다.
Taliban'ın ivmesini kırdık.Nous avons brisé l'élan des Talibans.
Taliban'ın ivmesini kırdık.Rompimos el impulso Talibán.
Taliban'ın ivmesini kırdık.Wir brachen dem Taliban seinen Schwung.
Taliban'ın ivmesini kırdık.Zničili sme Talibanský rozmach.
Taliban'ın ivmesini kırdık.強力なアフガン治安部隊を構築し、
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.A silný Bôh zmalátnil moje srdce, a Všemohúci ma predesil.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Bóg zemdlił serce moje, a Wszechmocny zatrwożył mną.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Bůh zajisté zemdlil srdce mé, a Všemohoucí předěsil mne,
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Det är Gud som har gjort mitt hjärta försagt, den Allsmäktige är det som har vållat min förskräckelse,
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Deus macerou o meu coração; o Todo-Poderoso me perturbou.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Dieu a brisé mon courage, Le Tout Puissant m`a rempli d`effroi.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Dio ha fiaccato il mio cuore, l'Onnipotente mi ha atterrito
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Dumnezeu mi -a tăiat inima, Cel Atotputernic m'a umplut de groază.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Gott hat mein Herz blöde gemacht, und der Allmächtige hat mich erschreckt.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Ja, Gud har nedbrudt mit Mod, forfærdet mig har den Almægtige;
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.Jumala on lannistanut minun rohkeuteni, Kaikkivaltias on minut kauhistuttanut.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.하나님이 나로 낙심케 하시며 전능자가 나로 두렵게 하시나니