Ana içeriğe geç
Sözlük

kırılmış ile cümle

kırılmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Nakliye sırasında kırılmış olmalı.It must have been broken during shipping.
Kırılmış pencere nedeniyle odayı sıcak tutamadık.With the window broken, we could not keep the room warm.
Kilit kırılmış olmalı.The lock must be broken.
Tom kırılmış bazı camların üstünde kendini kesti.Tom cut himself on some broken glass.
Bu kapıyı kapayamam. Kırılmış.I can't close this door. It's broken.
Ne kadar şanslısın! Kırılmış bir şey yok.How lucky! There's nothing broken.
Tom cesareti kırılmış.Tom is unnerved.
Tom cesareti kırılmış görünüyor.Tom looks discouraged.
O makinede bir şey kırılmış olmalı.Something on that machine must be broken.
Bir parça kırılmış cama bastım.I stepped on a piece of broken glass.
Sanırım bacağım kırılmış olabilir.I think my leg might be broken.
Ahırın kilidi kırılmış.The lock on the stable is broken.
Piyano tellerinden birisi kırılmış.One of the piano strings is broken.
Tom, kırılmış cam parçalarını yerden aldı.Tom picked up the broken pieces of glass off the floor.
Tom kırılmış bir bardağı temizliyordu.Tom was cleaning up some broken glass.
Mary onu terkettiğini söylediği zaman, Tom'un kalbi kırılmıştı.Tom was heartbroken when Mary told him she was leaving him.
Kalbim kırılmıştı.My heart was broken.
Kırılmış bir kalbi nasıl tamir edebilirsin?How can you mend a broken heart?
Menteşe kırılmış.The hinge is broken.
Saatim kırılmış görünüyor.My watch seems to be broken.
Yumurtalar kırılmış.The eggs are broken.
Arka kapı kırılmıştı.The backdoor was broken.
Onun boynu kırılmış.His neck is broken.
Kapılardan biri kırılmıştı.One of the doors was broken.
Vazo kırılmış. Onu ödeyeceksin.The vase is broken. You'll pay for it.
Anne'in bileği kırılmıştı.Anne's ankle was broken.
Tom kalbi kırılmış olmalı.Tom must be heartbroken.
Bence Tom'un hevesi kırılmış.I think Tom is discouraged.
Tom'un cesareti kırılmış olmalı.Tom must've been discouraged.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış olduğunu düşünmedi.Tom didn't think Mary was discouraged.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış olmadığını söyledi.Tom said Mary wasn't discouraged.
Tom çok cesareti kırılmış.Tom is very discouraged.
Cesareti kırılmış görünüyorsun.You look discouraged.
Tom cesareti kırılmış gibi görünüyordu.Tom looked like he was discouraged.
Tom'un cesareti kırılmış gibi.Tom looks like he's discouraged.
Tom bana Mary'nin cesaretnin kırılmış olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was discouraged.
Mary Tom'un cesaretinin kırılmış olacağını düşündüğünü söyledi.Mary said she thought Tom would be discouraged.
Tom, Mary'nin cesaretinin kırılmış olacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be discouraged.
Tom Mary'nin cesareti kırılmış göründüğünü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary looked discouraged.
Tom, Mary'nin cesareti kırılmış olduğunu söyledi.Tom said that Mary was discouraged.
Tom cesaretimin kırılmış olduğunu biliyordu.Tom knew that I was discouraged.
Piyanonun bazı tuşları kırılmış.Some of the keys on the piano are broken.
Tom'un çok cesareti kırılmıştı.Tom got very discouraged.
Ekran kırılmış.The screen's cracked.
Ayak bileği kırılmış.The ankle is broken.
Tom cesareti kırılmış, değil mi?Tom is discouraged, isn't he?
Onuru kırılmış bir kadının gazabı cehennemden beterdir.Hell hath no fury like a woman scorned.
Jane gerçek bir iç dünyaya sahip, kalbi kırılmış.”Jane has a real interior world, she has her heart broken."
Stonewall Inn'in içerisinde neredeyse her şey kırılmıştı.Almost everything in the Stonewall Inn was broken.
Çiftçiyi buluyorlar ama kalbi kırılmış olan Shaun'u tanımıyor.They find the farmer, but he does not recognise Shaun, who is heartbroken.
114 Kaicheng Taş Klasikleri'nden 40 tanesi depremde kırılmıştır.Of the 114 Kaicheng Stone Classics, 40 were broken in the earthquake.
Romanın son cümlesi şöyledir: "Kapı kırılmıştı.The last line of the (translated) novel reads: "The door was burst in.
Ana bahar kırılmıştı.The main spring had broken.
Bununla birlikte duygusal olarak kırılmıştım ki yazmaya yazmaya başladım.And then I was so emotionally broken that I just started to write...
Ertesi sabah yangın söndürülecek ve cevher kırılmış olacaktı.The next morning the fires would be put out and the ore broken loose.
Kariyeri bittiğinde 32 yaşındaydı o zamanda araba çarpması sonucunda ayağı kırılmıştır.Coleman's playing career ended at the age of 32, when his leg was broken in a car crash.
Kırılmış buz ve ardından rom ilave edilir ve son olarak soda eklenir.Crushed ice is then added, followed by rum and topped off with club soda.
Rekorlar; uzun kulvar (50 metre) ya da kısa kulvar (25 metre) yüzme havuzlarında kırılmıştır.Records can be set in long course (50 metres) or short course (25 metres) swimming pools.
Sheremetieva'nın 2006'da bacağı kırılmış bu sebeple o ve Kuznetsov 2006/2007 sezonunu kaçırmıştır.Sheremetieva broke her foot in 2006 and, as a result, the pair missed most of the 2006–2007 season.
(Ne kırılmış?)What's broken?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod