Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Ellos ponen sus vidas en juego por nosotros, por ti, y no podemos defraudarlos.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Họ đã đặt mạng sống của mình trên tuyến hào, vì chúng ta, vì các bạn, và chúng ta không thể làm họ thất vọng.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Ils mettent leurs vies en jeu, pour nous, pour vous, et nous ne pouvons pas les laisser tomber.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Kładą swoje życie na szali dla nas, dla was, i nie możemy ich zawieść.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.그들은 여러분, 당신들을 위해서 그들의 삶을 걸었습니다. 그들을 실망시킬 순 없습니다.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Mettono le loro vite a repentaglio per noi, per voi, e non possiamo voltar loro le spalle.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Nasazují své životy, za nás, za vás, a nemůžeme je zklamat.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Sie setzen ihr Leben aufs Spiel für uns, für Sie, und wir können sie nicht im Stich lassen.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Zij zetten hun leven op het spel, voor ons, voor jullie en we kunnen ze niet in de steek laten.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Ρισκάρουν τη ζωή τους, για εμάς, εσάς, και δεν πρέπει να τους απογοητεύσουμε.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Вони ризикують своїм життям за нас, за вас, і ми не можемо їх підвести.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Они рискуют жизнью ради нас, ради вас, и мы не в праве их подвести.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.Те излагат на риск техния живот, за нас, за вас, и ние не бива да ги предаваме.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.הם מסכנים את חייהם על קווי החזית, עבורנו, עבורכם, ואין אנו יכולים לאכזבם.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.فهم يضعون حياتهم على المحك من أجلنا .. من أجلكم ولايمكننا أن نخذلهم
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.命を危険に晒しています 我々は彼らを見捨てることはできません ぜひ尊敬していただけることを望みます、
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.아니야 승조가 기대한댔는데 그래 승조를 실망 시킬 순 없어
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.<i>そう、スンジョをガッカリさせるわけには行かないよ</i> S.J HEARTS H.N Happy Love
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Nein,Seung Jo erwartet,dass ich es mache. Stimmt,ich darf Seung Jo nicht enttäuschen.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.NEj, Seung Jo förväntar sig att jag gör detta.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Nie, Seung Jo oczekuje, że to zrobię. Racja, nie mogę zawieść Seung Jo.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Non, Seung Jo s'attend à ce que je le fasse. Oui, je ne peux pas décevoir Seung Jo.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.No, Seung Jo si aspetta che lo faccia. Certo, non posso deludere Seung Jo.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Nu, Seung Jo se asteapta ca eu sa o fac. Asa este, nu il pot dezamagi pe Seung Jo.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Tidak, Seung Jo mengharapkan aku untuk melakukan ini. Benar, aku tidak boleh mengecewakan Seung Jo.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Όχι, ο Σουνγκ Τζο περιμένει να το κάνω. Σωστά, δε μπορώ να απαγοητεύσω τον Σουνγκ Τζο.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.Нет, Сын Чжо ждет, что я сделаю это. Да, я не могу расстроить Сын Чжо.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.لا. سونغ جوو يتوقع مني فعل ذلك نعم, لا يمكنني إحباط سونغ جوو
(Hepsi harika görünüyor. Hayal kırıklığına uğramak için sabırsızlanıyorum.)덜 만족을 하게 만듭니다.
(Hepsi harika görünüyor. Hayal kırıklığına uğramak için sabırsızlanıyorum.)حتى وإن كانت نتائج جيدة.
(Hepsi harika görünüyor. Hayal kırıklığına uğramak için sabırsızlanıyorum.)マーケティング業界は誰もこれを知りません [どれも素晴らしそう 間違いなくがっかりする]
Hepsi süprüntü bunların! Kırık, dökük, iğrenç. Hepsi için beş kron veririm.Σκουπίδια είναι κι ελαττωματικά Πέντε κορώνες για όλα.
Hepsi süprüntü bunların! Kırık, dökük, iğrenç.Rotos, hechos un asco.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.En cada calle, están surgiendo decenas de casas vacías con ventanas rotas, o con carteles de ‘Se vende’.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.In ogni strada ci sono decine di case vuote con le finestre rotte e il cartello “in vendita”.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.Больше, чем где-либо еще в Португалии, Порто превращается в город-призрак.
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Có không giao hàng nhanh hơn?" Và dường như khá thất vọng khi cô ấy trả lời, "Không" Cô ấy khá chắc chắn?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Det finns inget snabbare resultat?" Och verkade ganska besviken när hon svarade, "Nej" Var hon riktigt säker?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Ei ole nopeuttamiseen?" Ja näytti melko pettynyt, kun hän vastasi, "No" Oliko hän aivan varma?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Er is geen snellere levering?" En leek heel teleurgesteld toen zij antwoordde: "Nee" Was ze helemaal zeker?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Il n'ya pas plus rapide de livraison?" Et semblait assez déçu quand elle a répondu: "Non" Etait-elle sûre?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?그녀가 대답하면 매우 실망 "아니요"는 그녀는 아주 확실 되었습니까?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Není rychlejší dodání?" A zdálo se, velmi zklamaný, když odpověděla: "Ne!" Byla naprosto jistý?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Nie je rýchlejší dodania?" A zdalo sa, veľmi sklamaný, keď odpovedala: "Nie!" Bola celkom istý?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Nie ma szybsze dostawy?" I wydawało się bardzo rozczarowany, kiedy odpowiedział: "Nie" Czy ona pewien?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Ni hitrejšo dostavo?" In zdelo zelo razočaran, ko je odgovorila: "Ne" Je bila povsem prepričani?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Nincs gyorsabb szállítás?", És úgy tűnt, nagyon csalódott, amikor azt válaszolta, "Nem" Vajon elég biztos?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Non c'è nessuna consegna rapida?" E sembrava molto deluso quando lei rispose: "No." Era molto sicuro?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Tidak ada pengiriman cepat?" Dan tampak cukup kecewa ketika dia menjawab, "Tidak" Apakah dia cukup yakin?
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?"Δεν υπάρχει ταχύτερη παράδοση;" και φάνηκε quite απογοητευμένος όταν απάντησε, "Όχι" Ηταν σίγουρος;
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?بخيبة أمل كبيرة عندما أجاب "لا" هل كانت متأكدة تماما؟
"Hızlı teslimat?" Görünüyordu diye yanıtladı oldukça hayal kırıklığına, "Hayır" diye oldukça emin oldu?以上行くとトラップとの人間か?
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.A nie preto, že by ľudia boli šťastní alebo neboli frustrovaní.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.Dan itu bukan karena orang-orang merasa senang atau orang-orang tidak merasa frustrasi.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.Dat was niet omdat de mensen gelukkig waren, of niet gefrustreerd.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.Điều đó không phải bởi vì người dân sống hạnh phúc hay là họ không cảm thấy thất vọng.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.E non perché le persone fossero contente oppure per mancanza di frustrazione.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.És nem azért, mert az emberek boldogok voltak, vagy ne lettek volna csalódottak.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.이는 그저 사람들이 행복하거나 실망하지 않았기 때문은 아니었습니다.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.Não porque as pessoas estivessem felizes ou não estivessem frustradas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod