Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Đó là nỗi kinh hoàng bí mật đã đẩy tôi đi khuất.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Câu nói này đã làm nhiều người than phiền, thất vọng.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Tuy nhiên, kết quả thu được lại đáng thất vọng.
Bu durum babasını hayal kırıklığına uğratır.Câu trả lời làm họ thất vọng.
Salih bir gün kanadı kırık bir martı yavrusu bulur.Một ngày, một con gấu có thể phá nát một sào ngô, sắn.
Tommy'nin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını belirtti.Đầu tiên, Tom thất vọng vì bị mất ngày nghỉ.
Tüm bunlar büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.Nhưng thực tế đã làm ông thất vọng.
Hayal kırıklığına uğramış olarak, Arabistan'a gittiler.Thất vọng, họ quay trở lại Đức.
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.Nhưng Dekisugi cũng có một cuộc sống rất tốt.
Sonuç Türk halkında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı.Cuộc đại suy thoái gây ra những hậu quả trầm trọng đối với Thổ Nhĩ Kỳ.
Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açar.Cuộc hôn nhân bị chống đối khiến Mary rất thất vọng.
Tom kalbi kırık olduğunu söyledi.Tom nói rằng anh ấy rất đau lòng.
Tom kalbi kırık olduğunu söyledi.Tom nói rằng tim anh ta tan nát.
Neredeyse kırık burun.「ほとんど潰れた鼻。
Beşinci sezonda gerçekleşen ölümü ise eleştirmenlerin çoğunu hayal kırıklığına uğramıştır.最終シーズンとなる第5シーズンもまた批評家から広範な絶賛を受けた。
Örneğin dang hummasına "kırık kalp humması" ve "la dengue" dendiği de oldu.そのほか、過去に使用された用語に「激しい発熱(breakheart fever)」や「ラ・デング(la dengue)」がある。
Kırıklar, bunların esas heykellerden koptuğunu düşündürmektedir.将軍、これが貴方の割ってきた岩であることを恐れる。
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.ロイスは強い不満を感じた。
Quebrada adı (kelime anlamı ile "kırık") derin vadi ya da dağ geçidi anlamına gelmektedir."Quebrada"という名前(「壊れた」の意味)は、深い谷や渓谷として解釈される。
Hayal kırıklığına uğrayarak eve döndü.彼女は絶望して帰っていく。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.その際、落ちるのとは別の言い知れぬ恐怖を感じていたという。
Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı.あなたは、政党から見放されてよかった。
Sonra, Hava Kuvvetleri Akademisi'nden ret bildirimi aldığında hayal kırıklığına uğruyor.そのため、家族に発覚するのを恐れ、空軍航空アカデミーに出願した。
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.喪中のため解任を求めたが、許されなかった。
Yoksa takımınızın performansından dolayı hayal kırıklığına uğrayabilirler.その結果、チームの逆転サヨナラ負けにつながってしまう。
Kirikomi (切り込み): Kılıcın sırtındaki çentik.裏すき - 刃の裏側のえぐれ。
Hiçbir yerde dalga, hava boşluğu veya kırıklık bulunmayacaktır.二空に戦果・喪失なし。
Her an seçim olacakmış gibi Kırıkkale'den bugün startı veriyoruz” dedi.毎日毎日やって来る困難を取り除く」と語った。
Cesetlerin kırıkları olmasına karşın dışarıdan darbe aldıkları görülmüyor.戦闘中に内部のものが壊されても外側からは壊されているようには見えない。
Yasa tasarısının düşmesiyle oluşan hayal kırıklığı WSPU’nun yaklaşım tarzının değişmesine neden olmuştur.民会の意思を読み間違えたために、戦略的状況は変わってしまった。
Tezkerenin reddedilmesi Amerikalılarda hayal kırıklığı yaratmıştır.その一言で、僕はすごくアメリカに幻滅を感じた。
Aşk ve kalp kırıklığı.利己主義だったり失望だったり。
Müziğimle sizi hayal kırıklığına uğratmadığıma eminim!とはいえ音楽を捨てた訳ではない。
2010 sezonunda bu dönüş bir kısım tarafından hayal kırıklığı olarak nitelendirildi.2010年シーズンを以て退団することが発表された。
Hayal kırıklığına uğramış olarak, Arabistan'a gittiler.しかし、彼女は逃げのび、アラビアまで逃げていった。
Üzerine bardağı dolduracak şekilde kırık buzlar koyulur.ガラス玉やコップに入った色水など。
Hristiyanların, ayrıcalıklı konuma gelmesi, Müslümanlar için tam bir hayal kırıklığıydı.最初のムスリムの侵入に対して、キリスト教徒の抵抗は弱々しかった。
Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.一般的な骨折とはこの完全骨折を意味する。
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.辛辣な性格をしており、ベラを良く思っていない。
Ve bu hâyâl kırıklığıdır.我恐怕是失望了。
Ayrıca Kepler’in hayal kırıklığı üzerine Galileo, Astronomia Nova hakkındaki hiçbir reaksiyonu yayınlamadı.但是令开普勒失望的是,伽利略从未发表过其对《新天文学》的(任何)反应。
Tüm bunlar büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.這令大家十分失望。
Hiçbir yerde dalga, hava boşluğu veya kırıklık bulunmayacaktır.不讨便宜不折本,也无欢乐也无愁。
Nisan ayında elindeki kırık nedeniyle sezonu erken kapadı.8月,他因腳筋拉傷而提前結束球季。
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.可怕的事情使人完全失望。
Bu durum babasını hayal kırıklığına uğratır.這樣的行為令他的父親十分失望。
Örneğin dang hummasına "kırık kalp humması" ve "la dengue" dendiği de oldu.其它历史上的术语还包括「breakheart fever」和「la dengue」。
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.但是罗穆卢斯面临着一个巨大的问题。
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.所以我以為我們的失敗,並不能怨人,亦是這個道理。
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.我不得已拒之,蒙天之祐,获殄灭之。
Çünkü hayranlarımı hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum." dedi.請恕我不能背叛大人」。
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.他们尤其排斥海地的影响。
MÖ 1300-1100 yıllarına tarihlenen çömlek kırıkları bulunmuştur.當地已發現了一些可追溯至1300到1100年前的陶器碎片。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.领导们恐慌忧惧,这份忧惧也传染给我们。
Kirikou ve Cadı尸女或即巫儿。
Fakat keçilerden biri kırık kemiği olduğu için topallamaktadır.受刑人會因爲骨頭被鈍擊砸碎而死亡。
Yaşattığı hayal kırıklığından dolayı tüm hayranlarından ve ülkesinden özür diledi.无论对敌方还是对我方,他都打从心底感到歉意。
Kırıklı aşiretleri bu boyun nişanesidir. c) Bekteli / Beğdili: Ulu, aziz anlamındadır.그리하여 거기에서 구명된 원인은 즉 범부가 갖는 갖가지 마음의 미혹(迷惑)·번뇌·욕망(欲望:渴愛)에 있다.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.특히 중화민국에 많은 영향을 주었다.
İtalya bu turnuvada hayal kırıklığı yarattı.이 시기 이탈리아는 경기 침체를 겪었다.