George kırık kalpli idi.George aveva il cuore spezzato.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.Mi dispiace di avervi deluso.
Kalbi kırık olmanın ne demek olduğunu biliyorum.So cosa vuol dire avere il cuore spezzato.
Geçen geceki konser hayal kırıklığıydı.Il concerto dell'altra sera è stato deludente.
Bir dahakine seni hayal kırıklığına uğratmamayı deneyeceğim.La prossima volta cercherò di non deluderti.
Hem Tom hem Mary hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Sia Tom che Mary sembrano delusi.
Hayal kırıklığına uğramıştım.Ero deluso.
Müziğimle sizi hayal kırıklığına uğratmadığıma eminim!Mi sono assicurata che la mia musica non vi deludesse.
Aşk ve kalp kırıklığı.Dolore e delusione.
Daha sonra Maryse, Alec üzerindeki hayal kırıklığını belirtir, Robert da ona katılır.Poco dopo, Maryse esprime il suo disappunto con Alec, Robert invece offre un sostegno.
Bundan çok hayal kırıklığına uğrayan Magdalena David'e getirdiği yiyecekleri vermeden hemen oradan ayrılır.Delusa dalla notizia, Magdalena si allontana dimenticandosi di dare a David il cibo che aveva portato per lui.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Ha seguito con particolare cura la situazione balcanica.
Bu nedenle Wen, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır.Eva ne rimane un po' delusa.
Bu aşk düş kırıklığıyla sonlanır.Forse si è trattato di un amore deluso.
Quebrada adı (kelime anlamı ile "kırık") derin vadi ya da dağ geçidi anlamına gelmektedir.Il nome quebrada (letteralmente "spaccatura") sta ad indicare una valle profonda o una gola.
Ancak sonuç büyük bir hayal kırıklığı oldu.Ma l'esito fu molto deludente.
Bunlar Kırıkkale 38 adıyla bilinir.38 erano leggermente accorciate.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Questo sarebbe stato seguito da molte altre delusioni e peggio.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Venne quindi fatta richiesta per poter utilizzare il nome come titolo dell'album, ma il permesso venne negato.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Chi spera di più resta continuamente deluso.
Beşinci sezonda gerçekleşen ölümü ise eleştirmenlerin çoğunu hayal kırıklığına uğramıştır.La quinta stagione è stata acclamata dalla critica.
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.Cassio subì una terribile sconfitta.
Bunu kullanmak için izin istediğimde geri çevrildim ve bu benim için bir hayal kırıklığıydı.Mi dovevo nascondere, ed è una cosa che odio.
Kırıkkale'nin KGM kayıtlarındaki 6 il yolunun toplam uzunluğu 140 km.dir.La rete totale di linee gestite dalle VBZ arriva a circa 300 km.
Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.Grazie alle amiche supera la delusione.
Ancak 1984'te ortaya çıkan bir olay herkes için hayal kırıklığı oldu.Il 1984 fu molto più deludente.
Tommy'nin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını belirtti.George è stato più che felice di dimostrargli che aveva torto.
Bu şarkıyı yazdım ve hayal kırıklığımı açığa vurdum."Questo mi ispira totalmente e quella canzone mi ha ispirata".
Hem Millerci önderler hem de izleyicileri çoğunlukla şaşkınlığa ve hayal kırıklığına uğramıştı.Presentatori e conduttori il più delle volte maldestri e improvvisati.
Bu durum babasını hayal kırıklığına uğratır.In seguito a ciò, viene disconosciuto dal padre.
Bu Gökalp için büyük bir hayal kırıklığıdır.È un incantesimo di dissillusione.
Hristiyanların, ayrıcalıklı konuma gelmesi, Müslümanlar için tam bir hayal kırıklığıydı.Nell'863 la campagna dei musulmani contro i cristiani fu particolarmente sfortunata.
Bu yüzden Planck, hayal kırıklığına uğradı.Patrick ne resta deluso.
25. Dönem Kırıkkale Milletvekili olarak tekrar TBMM'ye girmiştir.Il 25 venne nuovamente promosso in MLB.
Hiçbir yerde dalga, hava boşluğu veya kırıklık bulunmayacaktır.Senza strette di mano né parole, senza tristezza né malinconia.
Karayolu, Kırıkkale'nin Delice ilçesinden başlar, Tokat'ın Turhal ilçesinde sona erer.Terminata la delicata fase dell'essiccazione si procede con quella della cottura.
Bu, Nuri Demirağ’da çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Nel caso di Spike Lee, quantomeno è stata una sorpresa».
Hayal kırıklığına uğrayarak eve döndü.Il ritorno è deludente.
Amerika Birleşik Devletleri hakkında hayal kırıklığına uğradığını söylemiştir.È evidenza che è stata negata al popolo americano.
Arkadaşımın burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.Я разочарован, что мой друг не здесь.
Hayal kırıklığına uğramış olarak eve geldi.Она пришла домой разочарованной.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.Я был разочарован новым продуктом.
Biraz hayal kırıklığına uğramıştım.Я немного разочарован.
Diş hekimi onu kırık dişini çekti.Зубной врач вырвал ей сломанный зуб.
Randy hayal kırıklığına uğramış bir şekilde ayrılır, adama "aynısı gibi değil" der.Рэнди уходит разочарованным, говоря беженцу, что это «просто не то же самое».
Zamanla aşınmalar ile düzleşmiş, Neojen sonunda yeniden yükselmeye uğramış kıvrım ve kırıklı dağlardandır.Он протянулся от Ветреных холмов с господствующей вершиной Заветерь (Амон Сул) до реки Бруинен (Гремячей).
Ve bu hâyâl kırıklığıdır.Но это было разочарование.
Aşk ve kalp kırıklığı.Любовь и влюбленность.
Nisan ayında elindeki kırık nedeniyle sezonu erken kapadı.В октябре преждевременно завершил сезон из-за повреждённой правой руки.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Тем не менее, результат в целом оказался удручающим.
Dementieva turnuvadan elendikten sonra "Evet, hayal kırıklığına uğradığımı biliyorsunuz.После вылета сборной из турнира Марадона сказал: «Я разочарован.
Avrupa Şampiyonası kadrosunda yer almadığım takdirde benim için hayal kırıklığı olmayacak" demiştir.Я очень надеюсь на то, что к началу чемпионата мира у него уже не будет никаких проблем со здоровьем».
Tüm bunlar büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.Всё это привело его к разочарованию.
10. yılını kutladığı 2011'de "Kırıklar Atlası" adlı kitap yayımlanmıştır.В 1910 году появилась её книга «Прерванная дружба».
Hayal kırıklığına uğrayarak eve döndü.Домой он вернулся хромым.
Ölümünden sonra kocası, 1967 yılında Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde adına bir kütüphane kurdu.После её смерти её мужем была основана публичная библиотека в 1967 году, носящая её имя.
Yasmin, büyükannesi Umbreen'in doğumgünü kutlamasında onun kırık bir kol saati olduğunu fark eder.Празднуя день рождения своей бабушки Амбрин, Ясмин получает от неё разбитые часы.
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.Но тут Бурцева ожидало серьезное разочарование.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Произрастает преимущественно на Балканах.
Faylar ve kırıklar üzerinde yerleşilmiştir.Она испещрена разломами и хребтами.