Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.Навколо неї у нас хрящ, і це цілком логічно.
Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.Тя е изградена от хрущялни пръстени, което Напълно разбираемо.
Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.מבנה די קשוח. יש לו סחוס מסביבו, וזה די הגיוני שיש
Çevresinde kıkırdak vardır ve gerçekten etrafında kıkırdak olması mantıklıdır.حولها غضروف وهي توحي بذلك
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.El año pasado, este grupo fue capaz de remover todas las células de un corazón, dejando sólo el cartílago.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Tavaly ez a csapat képes volt minden sejtet lefejteni egy szívről, és csak a porcot hagyták meg.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Vorig jaar wist deze groep alle cellen van een hart te verwijderen en alleen het kraakbeen over te houden.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Πέρυσι, αυτή η ομάδα μπόρεσε να αφαιρέσει όλα τα κύτταρα μιας καρδιάς αφήνοντας μόνο το χόνδρο.
Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.Миналата година тази група успяла да вземе всички клетки от едно сърце, оставяйки само хрущяла.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.모든 세포를 들어내는데 성공했습니다.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.lăsând doar acest cartilagiu.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.lasciando solo la cartilagine.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.ולהשאיר רק את הסחוסים.
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.تاركين فقط الخلايا الغضروفية .
Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı.その心臓にマウスの幹細胞を塗布しました
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, az unitárius volt egy első foga törött és Henfrey megsérült az porc az ő füle.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, den unitariska hade en framtand bruten, och Henfrey skadades i brosk i hans öra.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, de unitaire, had een gebroken voortand en Henfrey raakte gewond bij de kraakbeen van zijn oor.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, el unitario, tenía un diente roto, y Henfrey resultó herido en el el cartílago de la oreja.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps는 유니테어리언교은 깨진 앞 이빨이 있었고, Henfrey이에 부상 당했는데 그의 귀가 연골.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, je Unitarian, imel spredaj zdrobljen zob, in Henfrey je bilo ranjenih v hrustanca uho.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, l'Unitarian, avait une dent de devant cassée, et Henfrey a été blessé dans la cartilage de l'oreille.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, l'unitario, aveva un incisivo rotto, e Henfrey è stato ferito in cartilagine di un orecchio.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, o Unitário, tinha um dente da frente quebrado, e Henfrey foi ferido no cartilagem da orelha.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, unitaariseen, oli edessä hammas rikki ja Henfrey ei loukkaantunut rusto hänen korvaansa.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, Unitariana, a avut un dinte din faţă spart, şi Henfrey a fost rănit în cartilaje de ureche.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, Unitarian, đã có một răng cửa bị hỏng, và Henfrey bị thương trong sụn tai của mình.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, Unitarian, memiliki gigi depan yang patah, dan Henfrey terluka di tulang rawan telinganya.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, unitarne, miał przed złamany ząb i Henfrey został ranny w chrząstki ucha.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, unitářské, měl zlomený přední zub a Henfrey byl zraněn v chrupavky v uchu.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, Unitársku, mal zlomený predný zub a Henfrey bol zranený v chrupavky ucha.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Phipps, η ενωτική, είχε ένα σπασμένο δόντι μπροστά και Henfrey τραυματίστηκε στο χόνδρο του αυτιού του.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Фиппс, унитарное, имел передний зуб сломан, и Henfrey был ранен в хрящ уха.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Фипс, унитарист, преден счупен зъб и Henfrey е пострадал в хрущяла на ухото му.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.Фіппс, унітарна, мав передній зуб зламаний, і Henfrey був поранений в хрящ вуха.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.وكان فيبس ، والموحدين ، وكسر الأسنان الأمامية ، وأصيب في Henfrey غضروف أذنه.
Phipps, Üniteryen bir ön diş, kırık vardı ve Henfrey yaralandı. kulağına kıkırdak.彼の耳の軟骨。 Jaffersは、顎の下に打たれ、、旋回、その何かをキャッチされた
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Acum îi plantăm cartilajul.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Bây giờ nó đang được cấy sụn
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Det blir nu sått med brosk.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Det bliver nu dækket med brusk.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Elle est en train d'être ensemencée avec du cartilage.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Está a ser semeado com cartilagem.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Es wir hier mit Knorpel bepflanzt.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.지금 연골 조직세포를 도포하고 있는 모습이고요.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Lo stanno disseminando con cartilagine.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Nu wordt hij bezaaid met kraakbeen.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Primero se cubre con cartílago.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Siihen laitetaan rustoa.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Tady mu dodají chrupavku.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Tutaj jest pokrywane tkanką chrzęstną.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Τώρα περιχύνεται με χόνδρο.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Вот хрящ покрывается клетками.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.На нього наноситься хрящовина.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.Сега се засява с хрущял.
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.זה המתקן דמוי התנור;
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.و هي الان تزرع بالمادة الغضروفية
Şimdi kıkırdak dokuyu ektik.細胞で覆った後は オーブンのような装置に
Sürekli ufak ufak yollara ayrılıyorlar ve en sonunda kıkırdakla çevrelenmemeye başlıyorlar.계속 이렇게 더 작고 작은 관으로 나눠져서, 어느 지점에서부터는 연골을 갖고있지 않습니다.
Sürekli ufak ufak yollara ayrılıyorlar ve en sonunda kıkırdakla çevrelenmemeye başlıyorlar.Oskrzela dzielą się dalej, na coraz mniejsze rurki, które od pewnego momentu tracą chrzęstne usztywnienie.