kış ile cümle

kış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gerçekten mi? Onun evlenecek son kişi olduğunu düşünüyordum.Really? I thought she'd be the last person to get married.
Fransızca konuşabilen bir kişi istiyorum.I want a person who can speak French.
Sahanlıkta sadece bir kişi daha vardı.There was only one other person on the platform.
Platformda iyi bir çok kişi vardı.There were a good many people on the platform.
Bay Brown meslektaşının başarısını kıskanıyor.Mr Brown is jealous of his colleague's success.
Paris'e en kısa yoldan gidin.Take the shortest route to Paris.
Kişisel bilgisayarımı kırdım.I broke the personal computer.
Kişisel bilgisayarlar çok faydalıdırlar.Personal computers are of great use.
Bilgisayar kullanma kılavuzu yazabilen bir kişi arıyorum.I am seeking a person who can write a personal computer manual.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
İki gece için banyolu tek kişilik bir oda istiyorum.I'd like to have a single room with a bath for two nights.
Tek kişilik banyolu ada, lütfen.A single room with bath, please.
Yapbozun bu kısmını bitiremiyorum.I can't finish this part of the puzzle.
Pasaportta ismi olan kişi kelimelerle tanımlanıldı.The person whose name was on the passport was described with words.
Pasaportta adı olan kişi kelimelerle tanımlandı.The person whose name was on the passport was described with words.
Otobüs elli kişi alır.The bus takes fifty people.
Birkaç kişi otobüsle gitti, diğerleri trenle.Some people went by bus, and others by train.
Kısa-süreli iş arıyorum.I'm looking for a part-time job.
Partide yalnızca altı kişi vardı.Only six people were present at the party.
Partide 100'ün üzerinde kişi vardı.Over 100 people were present at the party.
Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde kışın çok kar olur.In such countries as Norway and Finland, they have lots of snow in winter.
Fareler ekmeğin bir kısmını yedi.The mice ate some of the bread.
New York'ta kış çok soğuk olabilir.Winter in New York can be very cold.
O hâlâ genç olabilir fakat gerçekten güvenilebilir bir kişi.He may still be young, but he really is a reliable person.
En kısa sürede doktoru görmeye gelmek istiyorum.I'd like to come to see the doctor as soon as possible.
Mümkün olan kısa süredeki bir cevaba müteşekkir kalırım.I would appreciate a reply as soon as possible.
Öyle bir kişiye ödünç para vermemeliydin.You should not have lent the money to such a person.
Tom hayatının büyük kısmını boşa geçirdiğine pişman oldu.Tom regretted having wasted a great deal of his life.
Tom iyi bir kişidir.Tom is a good sort.
Tom'un karısı onun özgürlüğünü kısıtlıyordu.Tom's wife keeps him on such a short rope.
Hangi yolun en kısa olduğunu merak ediyorum.I wonder which way is the shortest.
Onlar soğuk kışı o çadırda nasıl geçirecek?How will they get through the cold winter in that tent?
Lütfen televizyonu kısar mısın?Would you please turn down the TV?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen en kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
TV'nin sesini kıs.Turn down the TV.
Televizyonun senini kıs.Turn down the TV.
Televizyonu biraz kısın. Ben uyumaya çalışıyorum.Turn down the TV a little. I'm trying to go to sleep.
Lütfen TV'yi biraz kısar mısın?Would you please turn down the TV a little?
Televizyonu kısın.Turn down the television.
Televizyonun sesini kıs.Turn down the television.
Televizyonun sesini kısın.Turn down the television.
Lütfen televizyonunun sesini kısar mısın?Could you please turn your television down?
Mümkün olduğunca kısa sürede buraya geleceğim.I'll come here as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede gel.Come as soon as possible.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Ev ödevini elinden geldiğince kısa sürede yaptır.Get your homework done as soon as you can.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede bana yaz.Please write to me as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede alt kata gel.Come downstairs as soon as possible.
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede geri gel.Please come back as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Gelebildiğin kadar kısa zamanda gel.Come as soon as you can.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede babanı aramalısın.You should call your father as soon as possible.
En kısa sürede fiyat teklifini almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to receiving your quote as soon as possible.
Ben kısa sürede sizi ziyaret edeceğim.I will visit you as soon as I can.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.

İlgili Sayfalar