kış ile cümle
kış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.He was envious of her way of living.
O, çok önemli bir kişidir.He is a very important person.
O, babasından kısa bir süre sonra yurt dışına gitti.He went abroad soon after his father.
o, kitap kurdu diyebileceğin bir kişidir.He is what you might call a bookworm.
Her Kış Hokkaido'da kayak yapar.He skis in Hokkaido every winter.
O kaba bir kişidir.He is a rude person.
O, arkadaşlarını kıskanıyordu.He was the envy of his friends.
O, arkadaşının terfisini kıskanıyordu.He was envious of his friend's promotion.
O kısaca gerekçelerini gösterdi.He gave his reasons in brief.
Bir sonraki kişiyle koltukları değiştirdi.He exchanged seats with the next person.
Onlar kısa süre önce evlendiler.They got married only recently.
Onların zamanının çoğu kısmi zamanlı işlerde harcanır.A lot of their time is spent on part-time jobs.
Onlardan önce uzun bir kış vardı.There was a long winter before them.
Onlar kısa ve zayıf.They are short and thin.
Onlar beşer kişilik gruplar oluşturdular.They formed themselves in groups of five.
Onlar kısa sürede birbirlerine oldukça alıştılar.They soon became quite accustomed to each other.
Kısa sürede yiyecek stoklarını tükettiler.They soon used up their food supplies.
Onların hepsi yeni arabamı kıskandı.They all envied my new car.
Giderlerini kısacaklar.They will cut down on their expenses.
Eski kısıtlamayı kaldırmaya karar verdiler.They decided to abolish the old restriction.
Son kişiye kadar döğüştüler.They fought to the last man.
Onlar başarımızı kıskanıyorlar.They are jealous of our success.
Yaşam giderlerini kıssalar iyi olur.They had better cut down their living expenses.
Onlar hepsi beş kişiler.They are five in all.
Onlar çok kısa sürede geldi.They arrived too soon.
Kışın onlar her zaman kayak yapmaya giderler.They always go skiing in winter.
Giderlerini kısmak zorunda kalacaklar.They will have to cut down their expenses.
Duvarın bir kısmını yıktılar.They broke down part of the wall.
Her Kış Nozawa'ya kayak yapmaya giderler.They go skiing at Nozawa every winter.
Daha kısa çalışma saatleri istiyorlar.They are demanding shorter working hours.
Onu ikna edebilecek tek kişi sensin.You're the only person that can persuade him.
O dahil altı kişi var.There are six people including him.
Kısa sürede bu bulaşıkları toplayacak.She will soon clear away these dishes.
Çok az kişi onun partideki yokluğunu fark etti.Few people noticed her absence from the party.
O sevgisini kaybettiği için değil, daha kısa saç sevdiği için saçını kestirdi.She had her hair cut because she liked shorter hair, not because she had lost her love.
Kısa sürede yeni okula alıştı.She soon adjusted herself to the new school.
Haberi ona söyleyen kişi ben olmak istemem.I don't want to be the one who breaks the news to her.
O, akşamı sıkıcı ve ilgi çekmeyen, kısaca, bir zaman kaybı buldu.She found the evening boring and uninteresting, in short, a waste of time.
Onun sıcak kişiliği güzelliğine çekicilik katıyor.Her warm personality adds charm to her beauty.
Ben onu neşeli kişiliğine bayılıyorum.I get a kick out of her cheerful personality.
O neşeli bir kişiliğe sahiptir.She has a cheerful disposition.
Başarısı onu kıskançlık hedefi haline getirdi.Her success made her the target of jealousy.
Kadının saçı oldukça kısadır.The woman's hair is quite short.
Onun saçı çok kısa.Her hair is very short.
Onun kısa saçı vardır.She has short hair.
Onun burnu biraz daha kısa olsaydı, o oldukça güzel olurdu.If her nose were a little shorter, she would be quite pretty.
On yıl önceki kişi değil.She is not what she was ten years ago.
O altı kişilik masa hazırladı.She laid the table for six.
O, kuzeninin başarısını kıskanıyordu.She was envious of her cousin's success.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.She soon adjusted to his way of life.
O bir kıskançlık çıkınıydı.She was a bundle of jealousy.
Kıskançlık abidesiydi.She was a bundle of jealousy.
Kişiliğini tamamen değiştirdi.She has totally changed her character.
Onun harika bir kişiliği var.She has a wonderful personality.
O, onunla kişisel olarak ilgilendi.She gave it her personal attention.
Kazada hayatta kalan tek kişiydi.She was the only one to survive the crash.
O çok kıskanılacak bir konuma sahiptir.She has a very enviable position.
O, çok kısa bir sürede yemeği hazırladı.She prepared the meal in a very short time.
O, radyonun sesini kıstı.She turned down the radio.