kış ile cümle
kış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Aylık giderlerimizi kısmak zorundayız.We have to cut down our monthly expenses.
En kısa yoldan istasyona gittik.We took the shortest way to the station.
Toplam olarak on bir kişiyiz.We are eleven in all.
Bizden altı kişi bu hafta sonu sahile bir geziye gidiyoruz.Six of us are going on an excursion to the beach this weekend.
Lütfen elinden geldiği kadar kısa zamanda cevap verir misin?Would you please answer as soon as you can?
Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.A person who makes an easy matter sound difficult does not seem to be so smart.
Zaman kısa, ŞİMDİ hareket etmeliyiz.Time is short, we must act NOW.
Yeterli zamanım olsaydı, Londra'nın daha çok kısmını görebilirdim.If I had had enough time, I could have seen more of London.
Zamanımız bitti ve röportajı kısa kesmek zorunda kaldım.We ran out of time and had to cut short the interview.
Zaman kısa ve programdan bazı konuşmaları çıkarmalıyız.Time is short and we must omit some of the speeches from the program.
Zamanımız bitti, bu yüzden sunumumuzu kısa kesmek zorunda kaldık.We ran out of time, so we had to cut our presentation short.
Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.Only a few people showed up on time.
Sonraki kişi, lütfen.Next person, please.
O kendini düşünen bir kişi.He is a self-oriented person.
İki kişinin aynı anda bir bisiklete binmesi tehlikelidir.Two people riding on a bicycle at the same time is dangerous.
Kişi kendi hatalarını unutmaya yatkındır.One is apt to forget his own faults.
Cinayetin nedeni kıskançlıktı.Jealousy was the motive for the murder.
Arabada bir kişilik yer vardı.There was room for one person in the car.
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me.
Birkaç kişinin iki arabası var.A few people have two cars.
Genç çift çok kısa sürede birbirlerine âşık oldu.The young couple fell in love with each other very soon.
Uzun lafın kısası savaş baltasını gömdük.To make a long story short, we buried the hatchet.
Uzun lafın kısası barış yaptık.To make a long story short, we buried the hatchet.
Proje, kısaca, bir başarısızlıktı.The project, in short, was a failure.
Uzun lafın kısası, önerini kabul edemeyiz.To make a long story short, we cannot accept your offer.
Kısaca söylemek gerekirse, o, onun önerisini geri çevirdi.To put it briefly, she turned down his proposal.
Kısaca budur.That's it in brief.
Bütün ödevlerimi yaptım ve kısa bir ara vermek istiyorum.I have done all of my homework and I'd like to take a short break.
Mevcut kırk kişi vardı.There were forty people present.
Lütfen bana elinden geldiğince kısa süre içinde yaz.Please write to me as soon as you can.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa sürede bize cevabını ver.Please give us your answer as soon as possible.
Onu mümkün olduğunca kısa sürede yap.Do it as soon as possible.
En kısa sürede borcumu ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
En kısa sürede toplantının düzenlenmesini istiyoruz.We want the meeting arranged as soon as possible.
Kış ve Yaz arasında İlkbahar gelir.Spring comes between winter and summer.
Kıştan sonra İlkbahar gelir.Spring comes after winter.
Kadınlar kişisel ilişkileri sürdürmek için konuşmayı kullanırlar.Women use talking to maintain personal relationships.
Bir tüccar malları alan ve satan bir kişidir.A merchant is a person who buys and sells goods.
Steroyu biraz kısar mısın?Would you turn down the stereo a little?
Burada kısa bir süre için kalacağım.I will stay here for a short period.
Kısa bir süre burada kalacağım.I will stay here for a short period.
Seni kısmen izleyebilirim.I can follow you partly.
Kısa bir yürüyüş seni istasyona getirir.A short walk will bring you to the station.
Kısa bir yürüyüş beni göle getirdi.A short walk brought me to the lake.
En azından mevcut yüz kişi vardı.There were at least a hundred people present.
Kız böyle bir kişiyi asla duymadığını söyledi.The girl said that she had never heard of such a person.
İtfaiyeci yangını kısa sürede söndürdü.The fireman soon put the fire out.
Bizi size tavsiye eden kişinin adı nedir?What's the name of the person who recommended us to you?
Akşam yemeğinden sonra arabamda kasabanın etrafında kısa bir gezinti yaptık.After dinner, we took a spin around town in my car.
Birkaç kişi kaygısız.Few people are free from cares.
Yeni bir kişisel bilgisayar almak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to buy a new personal computer.
Yeni açılan kuyumcu, en iyi müşterilerimin bir kısmını elimden aldı.The newly-opened jewelry shop took away some of my best customers.
Mayumi sağlıklı bir kişidir. O neredeyse hiç hastalanmaz.Mayumi is a healthy person. She almost never gets sick.
Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.A nervous person will not be fit for this job.
Ebeveynler en kısa sürede çocuklarının bağımsız olacaklarını umuyorlar.Parents hope their children will become independent as soon as possible.
Bazı kişiler kibardı ve diğerleri kabaydı.Some people were kind and others were unkind.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Bir kişiye zengin olduğu için saygı göstermemelisin.You should not respect a man because he is rich.
Bir kişinin karakterini tanı ve saygı duy.Recognize and respect the personality of a person.
Bir kişinin hayatı geçici bir şeydir.The life of a person is a transient thing.