Melez canlılar genelde kısır oldukları için, bu, hayvanlar aleminde yaygın olarak görülmez.Difere de estábulo pois ali normalmente não pernoitam os animais.
Cezaları kısırlaştırmaktı ve bu cezanın uygulama yöntemi de hadım etmekti.O uso de armas era estritamente regulamentado e a usurpação era punível com a prisão.
Rahel kısırdı.Darl chora.
İlerlemiş bir enfeksiyon kısırlığa yol açabilir.Eén enkele steek kan al leiden tot een infectie.
İnanca göre İshak, Allah'ın İbrahim'e vadettiği ve kısır olan eşi Sara'dan mucizevi bir şekilde doğan oğuldur.Ismail was de eerstgeboren (wettige) zoon van Ibrahim, die hij bij zijn vrouw Hagar kreeg.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Vad kan ha hänt detta olyckliga träd?
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Як протистояти настільки могутнього суперника?
Rahel kısırdı.Yeul byla prokleta.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?A proč vlastně dochází k takovému úbytku tuleně středomořského?
Bazı kişilerde geçici kısırlık dahi oluşabilmektedir.U některých osob se může objevit dočasná agresivita.
Bu nedenle Ogun nehrinin suyunun kısırlığı tedavi ettiğine inanılır.Podle pověsti zdejší voda léčí oční neduhy.
Bu oluşumlar ağrıya, kısırlığa ve diğer bazı sorunlara neden olabilir.Ezek a csomók fájdalmat, meddőséget és sok más problémát okozhatnak.
Bazı kişilerde geçici kısırlık dahi oluşabilmektedir.Ideiglenes sterilitás fordulhat elő férfiaknál.
Ordusu piyade açısından oldukça kısırdır.Espanjan armeija koostuu melko heikosta jalkaväestä.
Mahkemenin kararlarıyla 400.000 kişi rızası olmadan kısırlaştırıldı.Noin 400 000 joutui pakkosterilisoinnin uhriksi vastoin tahtoaan.
Nazi işgali altındaki yerlerde yaşayan yüzlerce Avrupalı mahkeme hükümlerince kısırlaştırılmıştır.Εκατοντάδες Ευρωπαίοι ομοφυλόφιλοι που ζούσαν σε κατεχόμενες χώρες ευνουχίστηκαν βάσει δικαστικής απόφασης.
Bazı kişilerde geçici kısırlık dahi oluşabilmektedir.Μερικοί άνθρωποι αναπτύσσουν επίσης ευκαιριακές λοιμώξεις σε αυτό το στάδιο.
Toplamda 67000 insan kısırlaştırılmıştır.I alt blev omkring 60.000 amerikanere steriliseret.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Apa yang telah dilakukan oleh korban yang naas ini sehingga mengalami nasib tragis demikian?
Önceki sezonlara kıyasla bir gol kısırlığı yaşadı.40代後半に統合失調症を発症した。
Kadının yaş ortalaması: 40 yaşını geçmiş kadınlarda kısırlık en sık rastlanılan belirtilerdendir.其中大部分是女性,且初次诊断时年龄超过40岁的女性。
Kısırlaştırılmalıdır, aksine saldırgan davranışlar sergileyebilir.這可以用在一些阻抗需要動態調整的應用中。
Kısır bireylerdir.明遺民。
Kısırlaştırılmalıdır, aksine saldırgan davranışlar sergileyebilir.자연적으로 형성될 수도 있으며, 인공적으로 조성될 수도 있다.
Böylece bir kısırdöngü içine düşer.어쩐지 열정페이의 함정에 빠진 것만 같다.
Kendisini yalnız ve çaresiz hisseden hasta ise kısır döngü içine girmektedir.환자의 치료를 주요 업무로 하고, 기한자(飢寒者 : 굶주리고 헐벗어 배고프고 추위에 떠는 사람)나 그밖에 무의무탁자(無依無托者 : 의지할 곳 없는 몹시 궁핍하고 외로운 사람)를 수용하였다.
Kısırlaştırılmalıdır, aksine saldırgan davranışlar sergileyebilir.במצב של עוררות מוגברת אנו עלולים להתפרץ בתוקפנות.
Kısır Türk kültüründe özellikle çayla beraber veya çayın önünden servis edilir.Руската чаена култура е свързана предимно със съвместното пиене на чай в домашна обстановка.
Yumurtlamada meydana gelen bozukluklar: Kadında en sık görülen kısırlık nedenidir.Кистата на яйчниците е най-често срещано заболяване в репродуктивна възраст на жената.
Mersin'de bu köftelere kısırlık ya da sıkma adı verilir.U Dalmaciji je za takvu vrstu plaže uvriježen naziv žal ili žalo.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Takže, ako by bolo možné posúdiť toto kontroverzné lietadlo?
Dişi cinsel organları, kısır.Nomenklatura anorganskih spojin, str.
Pişmanlık sonucu kısır döngüye girip tekrar tekrar yer.Pabaidytas nevikriai pakyla ir truputį paskridęs vėl nutupia.
Bu trajik kısır döngü nasıl aşılabilir?Kuidas sellisest hirmutavast tulevikust hoiduda?
Kısırlık sorunu erkek ve kadında eşit oranlarda görülür.Siserände intensiivsus on naiste ja meeste puhul võrdne.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.A fost însă o țară care a reușit să scape sau să stea deoparte de acest cerc vicios.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.C'è stato però un paese che è riuscito a sfuggire o rimanere fuori da questo circolo vizioso.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Det fanns dock ett land som lyckades fly eller hålla sig borta från den cykeln.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Er was echter één land dat is kunnen ontsnappen of wegblijven uit die vicieuze cirkel.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Es gab jedoch ein Land das fliehen oder sich fernhalten konnte von diesem Teufelskreis.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Houve, no entanto, um país que conseguiu escapar ou manter-se à margem desse ciclo vicioso.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Il y a un pays pourtant qui a réussi a s'echapper ou à se tenir a l'écart de ce cercle vicieux.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Jedna země však byla schopna uniknout, nebo zůstat stranou tohoto začarovaného kruhu.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.그러나 단 하나의 국가만은 그러한 악순환으로부터 벗어났거나 멀어져 있을 수 있었는데요,
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Mặc dù vậy, có một đất nước mà người dân có thể né tránh hoặc bỏ trốn khỏi vòng luẩn quẩn.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Napriek tomu, našla sa krajina, ktorá bola schopná uniknúť alebo nezúčastňovať sa tohto začarovaného kruhu.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Sin embargo hubo un país que pudo escapar, alejarse, de ese círculo vicioso.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Tetapi ada satu negara yang berhasil lolos dari siklus setan tersebut.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Tylko jeden kraj, zdołał się wydostać, lub trzymać się zdala tego błędnego koła.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Volt mégis egy ország ami képes volt kimenekülni vagy kimaradni ebből az ördögi körből.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Υπήρξε ωστόσο μία χώρα που μπόρεσε να ξεφύγει και να μείνει έξω από αυτόν τον φαύλο κύκλο.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Втім, була одна країна, яка змогла уникнути цього або залишилась поза цим зачарованим колом.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Има една държава, която успя да избяга или да остане настрана от този порочен кръг.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Хотя, была одна страна, которая смогла избежать или остаться в стороне от этого замкнутого круга.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.למרות זאת הייתה מדינה אחת שהצליחה להימנע מאותו מעגל קסמים.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.ولكن هناك بلد واحد استطاع ان يخرج من هذه الدائرة التي تسيطر على المنطقة
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.抜け出すことができた 国があります。 それは私の故郷の、トルコです。
Arap dünyasında bu kısır döngü oluştu.독재 정부가 독실한 이슬람교도를 비롯한
Arap dünyasında bu kısır döngü oluştu.נהיה מעגל קסמים בעולם הערבי
Arap dünyasında bu kısır döngü oluştu.لدينا في العالم العربي هذه الحلقة المفرغة