Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.But God encompasses all they do.
Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz.So keep waiting; we are waiting with you."
Onlara Katımız'dan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Andolsun, Rabbinden sana gerçek gelmiştir, şu halde kuşkuya kapılanlardan olma.The truth has indeed come to you from your Lord, so do not be one of those who doubt,
Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum."I see you are prosperous, but I fear the doom of an overwhelming Day for you.
Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır."Surely what you do is within the power of my Lord.
Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.They are still suspicious of it and in doubt.
"Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik.""We have come to you with news," they said, "of what your people doubt;
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı?Do you not see the birds held high between the heavens and the earth?
Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık.We have constituted Hell as prison for unbelievers.
Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.We have prepared for the sinners a fire which will envelope them in its tent.
(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?""How can you bear that which is beyond your comprehension?"
İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz".This was Jesus, son of Mary: A true account they contend about.
"Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır."Why do you worship Satan, O father? Verily Satan was disobedient to Ar-Rahman.
Andolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır.He has counted them and calculated their number.
O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır."His knowledge extends over everything."
Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?"When he reviewed the Tair, he said: "How is it I do not see Hud-hud? Is he absent?
"Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın.Put your hand inside your shirt.
Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.They too were filled with disquieting doubt.
Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz.But their evil plots will turn back on the plotters themselves.
Ve toplanıp gelen kuşları da.And the levied Tair.
Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.They are still in doubt about it and uneasy.
Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler.In truth they are in doubt that they will ever face their Lord.
Dikkatli olun; gerçekten O, herşeyi sarıp-kuşatandır.Do they not know that He surrounds all things?
Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun.So have no doubt about it, and listen to me.
(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir.Which would envelope mankind.
"Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir."This is certainly what you had denied."
Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler.And yet they are confused about a new creation.
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.Who are lost in deception.
Canlarının çektiği kuş eti.Bird meats that they relish,
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur.Satan has got the better of them. and made them forget to remember God.
Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi.Then a calamity from your Lord fell upon it, but they remained fast asleep.
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
(Allah,) onların nezdinde olanları sarıp-kuşatmış ve herşeyi sayı olarak da sayıp-tespit etmiştir.He comprehends all that has been given them, and keeps count of everything.
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı.Gave darkness to its night, and brightness to its day;
Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.Then they will indeed burn in Hell.
Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.But God surrounds them from all sides.
(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?HAS NEWS OF the Overpowering Event reached you?
Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.And sent hordes of chargers flying against them,
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."I see you are prosperous, but I fear the doom of an overwhelming Day for you.
Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır" dedi.Surely what you do is within the power of my Lord.
Bu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.The evil they perpetrated overtook them, and what they mocked has turned upon them.
Göğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı?Do you not see the birds held high between the heavens and the earth?
Allah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz.He knows what is before them and hidden from them, but they cannot grasp it with their knowledge.
Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı?When he reviewed the Tair, he said: "How is it I do not see Hud-hud?
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Kuşluk vaktine and olsun;I CALL TO witness the early hours of morning,
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.And sent hordes of chargers flying against them,
Gökle yer arasında uçup duran kuşları görmezler mi?Do you not see the birds held high between the heavens and the earth?
Kuşları araştırdı da ne oldu dedi, hüthüdü görmüyorum, yoksa bir yere mi gidip gizlendi?When he reviewed the Tair, he said: "How is it I do not see Hud-hud? Is he absent?
Önlerinde ve artlarında, onları kuşatan göğe ve yere bakmıyorlar mı hiç?Do they not see what is before them and what is behind them of the heavens and the earth?
Sanki kuş tüyleriyle örtülmüş yumurtalar.Like sheltered eggs in a nest.
Ve kuşlar da toplanmıştı, hepsi de ona itaat ederdi.And the levied Tair. They were all obedient to him.
İstedikleri kuş etlerinden sunulur onlara.Bird meats that they relish,
Görmezler mi üstlerinde uçan kuşları?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Ve gecesini kararttı, kuşluk çağını meydana çıkarttı.Gave darkness to its night, and brightness to its day;
Ve Allah'sa yaptıkları işin ardından onları kavramış, kuşatmıştır.But God surrounds them from all sides.