Sami kusuyordu.Sami was vomitting.
Şu iki muhabbet kuşuna bak.Look at those two lovebirds.
Şu iki muhabbet kuşuna bakın.Look at those two lovebirds.
Sami kusmaya başladı.Sami started vomitting.
Bir kuş ön cama pisledi.A bird pooped on the windshield.
Sami kustu.Sami threw up.
Kendini kusacakmış gibi hissediyor musun?Do you feel like you are going to throw up?
Sami neredeyse kusuyordu.Sami almost vomitted.
Kalenin kuşatılması uzun bir zaman sürdü.The siege of the fortress lasted a long time.
Tom kustu.Tom vomited.
Sami yere kusuyordu.Sami vomited on the floor.
Saksağan kuştur.The magpie is a bird.
Çeltik kargası dalıcı bir kuştur.The ibis is a wading bird.
İbis dalıcı bir kuştur.The ibis is a wading bird.
Turna dalıcı bir kuştur.The crane is a wading bird.
Balıkçıl dalıcı bir kuştur.The heron is a wading bird.
Flamingo dalıcı bir kuştur.The flamingo is a wading bird.
Doğan avcı bir kuştur.The hawk is a bird of prey.
Kartal avcı bir kuştur.The eagle is a bird of prey.
Kartal yırtıcı bir kuştur.The eagle is a bird of prey.
Şahin yırtıcı bir kuştur.The falcon is a bird of prey.
Şahin alıcı bir kuştur.The falcon is a bird of prey.
O ne tür bir kuş?What kind of bird is that?
Bazen küçük bir kuş olmak isterim.Sometimes, I'd like to be a small bird.
Sami gerçekten kusurlu davranıyor.Sami is acting really sketchy.
Tom'un bunu yapmaya razı olduğundan kuşku duyuyorum.I doubt that Tom will consent to do that.
Penceremin dışında kuşların şarkı söylediğini duydum.I heard birds singing outside my window.
Takma adın sana kusursuzca uyuyor.Your nickname fits you perfectly.
Tom bunun kendi kusuru olduğunu kabul etti.Tom admitted it was his fault.
Tom ve Mary her ikisi de kusursuz.Tom and Mary are both correct.
Kırlangıç göçmen bir kuştur.The swallow is a migratory bird.
Ben Tom'la küskünüm.I'm not on speaking terms with Tom.
Kusura bakma, konuyu dağıttım.I'm sorry, I digress.
Aramana cevap veremediğim için kusura bakma Tom.I'm sorry for missing your call, Tom.
Hiç kuşkusuz bu roman yayınlanınca kapış kapış gidecek.This novel will certainly go like hot cakes when it's published.
Tom ve Mary kusursuz değiller.Tom and Mary aren't perfect.
Tom kendi kusurlarından bahsetmekten çekinmiyordu.Tom wasn't afraid to talk about his own shortcomings.
Tom tavus kuşu kadar gururluydu.Tom was as proud as a peacock.
Mükemmel: Hiçbir kusuru yok.It's perfect: Without any faults.
Tom'un evde uyuduğundan kuşkulanıyorum.I suspect that Tom is at home, sleeping.
Sami küstah biriydi.Sami was an arrogant person.
Kuşkulu olduklarını söylediler.They said they were suspicious.
Kustun mu?You vomitted?
Bu kuşun parlak bir tüyü var.This bird has a bright plumage.
Rahatsız ettiğim için kusura bakma, Tom.Sorry to bother you, Tom.
Bir kuş gibi uçabilseydim keşke, her istediğim yere...Wish I could fly anywhere I would like like a bird.
Her şey kusursuz olmalı.Everything must be flawless.
Bütün kuşların tüyleri vardır.All birds have feathers.
Bütün kuşların tüyleri var mı?Do all birds have feathers?
Kuşlar neden kanatlıdır?Why do birds have wings?
Kuşların neden kanatları vardır?Why do birds have wings?
Hangi kuş uçamaz?Which bird can not fly?
Kuşlar ne kadar yükseğe kadar uçabilir?How high can birds fly?
Kivi kuşu uçabilir mi?Can a kiwi bird fly?
Her cuma kuskus yeriz.We eat couscous every Friday.
Kuskus yapmayı öğrendi.She learned to cook couscous.
Bu kuskus güzel ve lezzetli.This couscous is good and delicious.
Kuskus yiyorum.I'm eating couscous.
Tatoeba'da bir Tom-kuşkuculuğu hayaleti dolaşıyor.A spectre of Tomoskepticism is haunting Tatoeba.
Tom kuşu yakaladı.Tom caught the bird.