Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Le carbone est un élément, le plomb est un élément, l'or est un élément.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.O carbono é um elemento, o chumbo é um elemento, o ouro é um elemento.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Uhlík je prvok. Olovo je prvok. Zlato je prvok.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Uhlík, olovo i zlato jsou prvky.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Węgiel jest pierwiastkiem, ołów jest pierwiastkiem, złoto jest pierwiastkiem.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Ο άνθρακας είναι ένα στοιχείο, ο μόλυβδος είναι ένα στοιχείο, ο χρυσός είναι ένα στοιχείο.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Вуглець - це елемент. Свинець - це елемент. Золото - це елемент.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Въглеродът е елемент, оловото е елемент, златото е елемент.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.Углерод - это элемент. Свинец - это элемент. Золото - это элемент.
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.פחמן הוא יסוד, עופרת היא יסוד, זהב הוא יסוד
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.فالكربون عنصر، و الرصاص عنصر، و الذهب عنصر
Karbon bir elementtir, kurşun bir elementtir ve altın da bir elementtir.水も元素だと言う人もいるかもしれませんね.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Có thể làm biến mất viên đạn.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.De kan göra sig osynliga och undkomma gevärskulor.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Ils peuvent disparaître et éviter les balles.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Képesek eltűnni és nem fog rajtuk a golyó.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.그들은 사라져서 총알은 피할 수 있다고 합니다.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Mereka dapat menghilang dan menghindari peluru.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Mogą zniknąć i uniknąć kuli.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Mohou zmizet a vyhýbat se kulkám.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Môžu sa vraj vypariť a vyhnúť sa tak nábojom.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Podem desaparecer e escapar às balas.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Possono scomparire ed evitare i proiettili.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Pot dispărea si pot evita gloanţe.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Pueden desaparecer y escapar de las balas.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Ze kunnen verdwijnen en ontsnappen aan kogels.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Μπορούν να εξαφανισθούν και να αποφύγουν τις σφαίρες.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Вони можуть несподівано зникати і таким чином уникати попадання куль.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Они могут исчезнуть и избежать попадания пуль.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.Те могат да изчезват и да избягват куршумите.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.הם יכולים להיעלם ולהתחמק מכדורים.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.يمكنهم الإختفاء و تفادي الرصاص.
Kaybolabilirler ve kurşunları yok edebiliyorlar.僕はドゾン族の首長に会いに行った
Kemp, "dedi ama almak gibi görünmüyor gör. Ceplerindeki kurşun dolu olsaydı, o ağır çalıştırmak olamazdı. "În cazul în buzunarele sale au fost pline de plumb, el nu a putut executa mai grei. "
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Dacă ieşeam să mă duc la poarta cetăţii, şi dacă îmi pregăteam un scaun în piaţă,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,da ich ausging zum Tor in der Stadt und mir ließ meinen Stuhl auf der Gasse bereiten;
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,da jeg gik ud til Byens Port og rejste mit Sæde på Torvet.
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Entonces yo iba al tribunal de la ciudad, y alistaba mi asiento en la plaza
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Gdym wychodził do bramy przez miasto, a na ulicy kazałem sobie gotować stolicę moję.
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,In die tijd liep ik nog naar de stadspoort en nam daar mijn plaats in tussen de gerespecteerde leiders.
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Jika para tua-tua kota duduk bersama, dan kuambil tempatku di antara mereka
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Když jsem vycházel k bráně skrze město, a na ulici strojíval sobě stolici svou.
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,keď som vychádzaval do brány, hore do mesta, a na ulici postavovával svoje sedište!
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Khi tôi đi ra đến cửa thành , Sửa_soạn chỗ ngồi mình tại phố chợ ,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Khi tôi đi ra đến cửa thành, Sửa soạn chỗ ngồi mình tại phố chợ,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,그 때는 내가 나가서 성문에 이르기도 하며 내 자리를 거리에 베풀기도 하였었느니라
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Ko sem šel skozi vrata v mesto, stol svoj si postavil na ulici,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Kun menin kaupunkiin porttiaukealle, kun asetin istuimeni torille,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Mikor a kapuhoz mentem, fel a városon; a köztéren székemet fölállítám:
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,När jag då gick upp till porten i staden och intog mitt säte på torget,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Når jeg gikk op til porten i byen og inntok mitt sete på torvet,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Quando eu saía para a porta da cidade, e na praça preparava a minha cadeira,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Quando uscivo verso la porta della città e sulla piazza ponevo il mio seggio
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Si je sortais pour aller à la porte de la ville, Et si je me faisais préparer un siège dans la place,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,οτε δια της πολεως εξηρχομην εις την πυλην, ητοιμαζον την καθεδραν μου εν τη πλατεια
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,Когато през града излизах на портата, И приготвях седалището си на пазара,
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,когда я выходил к воротам города и на площади ставил седалищесвое, –
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,בצאתי שער עלי קרת ברחוב אכין מושבי׃
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,حين كنت اخرج الى الباب في القرية واهيّئ في الساحة مجلسي.
‹‹Kent kapısına gidip Kürsümü meydana koyduğumda,我 出 到 城 門 、 在 街 上 設 立 座 位