Ellerinizin bütün emeğini samyeliyle, küfle, doluyla cezalandırdım. Yine de bana dönmediniz.› RAB böyle diyor.在 你 們 手下 的 各 樣 工作 上 、 我 以 旱風 、 霉爛 、 冰雹 、 攻擊 你 們 . 你 們仍 不 歸 向 我 . 這是 耶和華 說的
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.A doua zi, a început să răspundă la întrebări cu înjurături.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.A következő nap azzal kezdte, hogy a kérdésekre káromkodva válaszolt.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Al día siguiente, comenzó a responder a las preguntas con blasfemias.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Am nächsten Tag begann er, Fragen mit Obszönitäten zu beantworten.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.De volgende dag begon het vragen met scheldwoorden te beantwoorden.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Druhý den začal odpovídat na lechtivé otázky.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Il giorno dopo ha cominciato a rispondere alle domande con parolacce.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.그 다음날, 욕설을 섞어 질문에 대답하기 시작했죠.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Le lendemain, il a commencé à répondre aux questions avec des jurons.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Następnego dnia zaczął zadawać pytania zawierające przekleństwa.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Những ngày sau đó, nó bắt đầu trả lời các câu hỏi bằng những lời tục tĩu.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.No dia seguinte, ele começou a responder às perguntas com palavrões.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Την επόμενη μέρα, ξεκίνησε να απαντά ερωτήσεις με βωμολοχίες.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.На следующий день он стал отвечать на вопросы нецензурной бранью.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.Наступного дня він почав відповідати на запитання нецензурною лайкою.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.ביום למחרת, הוא החל לענות על שאלות עם ניבולי פה.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.في اليوم التالي، بدأ يجيب عن الأسئلة مع شتائم.
Ertesi gün, soruları küfürle cevaplamaya başladı.くそっ (笑)
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.Barangsiapa menemukan kelapukan di dalam rumahnya, harus melaporkan hal itu kepada imam
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.cel cu casa să se ducă să spună preotului, şi să zică: ,Mi se pare că este ceva ca o rană în casa mea.`
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.chủ nhà đó phải đến cáo cùng thầy tế lễ rằng: Tôi thấy như có một vít mốc trong nhà.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.chủ nhà đó phải đến cáo cùng thầy tế_lễ rằng : Tôi thấy như có một vít mốc trong nhà .
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.그 집주인은 제사장에게 와서 고하기를 무슨 색점이 집에 생겼다 할 것이요
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.Tedy přijde hospodář domu a oznámí knězi řka: Zdá mi se, jako by byla rána malomocenství na domě.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.vtedy prijde ten, čí je dom, a oznámi kňazovi a povie: Vidí sa mi, že je na dome čosi jako rana malomoci.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.тогава оня, чиято е къщата, нека дойде и заяви на свещеника, като каже: Струва ми се, че има язва в къщата.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.тогда тот, чей дом, должен пойти и сказать священнику: у меня на доме показалась как бы язва.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.ובא אשר לו הבית והגיד לכהן לאמר כנגע נראה לי בבית׃
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.يأتي الذي له البيت ويخبر الكاهن قائلا قد ظهر لي شبه ضربة في البيت.
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.房 主 就 要 去 告 訴 祭 司 說 、 據 我 看 、 房 屋 中 似 乎 有 災 病
ev sahibi gidip kâhine, ‹Evimde küfe benzer bir hastalık gördüm› diye haber vermeli.房主 就 要 去 告 訴 祭司 說 、 據 我 看 、 房屋 中 似乎 有 災病
Facebook ve e-mail aracılığıyla küfürlü mesajlar ve tehditler aldım.He recibido mensajes agresivos y amenazas por Facebook y correo electrónico.
Facebook ve e-mail aracılığıyla küfürlü mesajlar ve tehditler aldım.Ik kreeg beledigende berichten en bedreigingen via Facebook en e-mail.
Facebook ve e-mail aracılığıyla küfürlü mesajlar ve tehditler aldım.Я получил оскорбительные сообщения и угрозы на Facebook и по электронной почте.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.A vezes sou como uma líder de claque júnior -- por praguejar, silêncios incómodos, e por versos muito simples.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Czasami, jestem jak młoda cheerleaderka -- przeklinam, znoszę krępującą ciszę i powtarzam proste schematy.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Đôi khi anh như một sinh viên đội cổ vũ-- thề thốt, in lặng vụng về, với những chiến lược đơn giản
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.E a volte sembro un ragazzo pon-pon, per gli improperi, i silenzi imbarazzati, e le rime da quattro soldi.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Jag är som en hejarklacksledare ibland -- för svordomar, pinsamma tystnader och mycket enkla rim.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.저는 마치 대학교 후보 치어리더 같아요. 욕설과 어색한 침묵을 만들고 가장 간단한 리듬 밖에 할 줄 모르죠.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Néha olyan, mintha egy szurkolókórusban lennék -- káromkodás, kínos csönd, és bugyuta rímképletek.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Niekedy som ako mladá univerzitná roztlieskavačka, pre nadávky, trápne ticho a veľmi jednoduché rýmy.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için."Občas jsem jako béčková roztleskávačka - kvůli sprostým slovům, trapným pauzám a příliš jednoduchým rýmům."
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.Μερικές φορές είμαι σαν μαζορέτα κολλεγίου -- με τις βρισιές, τις αμήχανες σιωπές και τους απλοϊκούς ρυθμούς.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.אני כמו מעודדת של קבוצת בית-ספר לפעמים -- לקללות, שתיקות מביכות, ותוכניות חריזה ממש פשוטות.
Genç takım amigoları gibiyimdir bazen -- küfür etmek, garip sessizlikler için ve basit kafiyeli şemalar için.罵ったり 気まずい沈黙をしたり ごく単純な韻を踏んだり ちょうど今 君と話しながら 男でさえないような気がしてる
Haydi. Kaybol yoksa annene küfrederim seni de döverim!Te pierzi, sau voi insultati mama ta [br] şi te-a lovit!
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Alla kommer att leta efter mig, alla på sin vakt - "The Voice bröt ut i levande förbannelser och upphört.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Jeder wird nach mir suchen, jeder auf der Hut - "The Voice brach in lebendige Flüche und mehr.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Jokainen etsii minua, jokainen varuillaan - "Voice katkaisi osaksi elävä kiroukset ja lopetti.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Každý bude hľadať ma všetci na pozore - "Hlas sa odmlčal na živé kliatby a prestal.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Každý bude hledat mě všichni na pozoru - "Hlas se odmlčel na živé kletby a přestal.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.모두 날 찾고있을 것이며 자신의 경비를 모두 - "그 목소리로 헤어 생생한 저주와 그쳤습니다.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Semua orang akan mencari saya, semua orang waspada - "Suara berhenti menjadi kutukan hidup dan berhenti.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Todo mundo vai estar olhando para mim, todos em guarda - "A Voz rompeu em maldições vivas e cessou.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Tutti saranno alla ricerca di me, tutti in guardia - "La voce ha interrotto in maledizioni vividi e cessò.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Vsi bodo morali iskati me, vsi na svojih stražar - "The Voice prekinil v živahne kletve in prenehala.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Wszyscy będą mnie szukać, wszyscy na baczności - "Głos urwał się żywe przekleństwa i przestał.
Herkes beni arıyor, herkes onların bekçi - "The Voice içine kesti canlı küfürler ve sona erdi.Όλοι θα πρέπει να ψάχνει για μένα? Όλοι σε επιφυλακή τους - "Η Φωνή διέκοψε σε ζωηρά κατάρες και σταμάτησε.