Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Z niewiadomych przyczyn wpada w pętlę czasową – przeżywa cały czas ten sam dzień.
Aşırı veya gereksiz küfür kelimeler içeren uygulamalar.Zawierają nadmierną lub nieuzasadnioną profanację.
Çileden çıkan hekim küçük çocuğa küfür ederek onu kovar.Z depresji pomaga wyciągnąć go młody policjant.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.Nie było żartowania ani plotkowania.
Fakat Bangladeş'te dine küfretme cezası yoktur.Przyczyny niesłusznych skazań w Polsce.
Daha sonta Kufe'de tabiin neslinden Amr bin Mürre'den ders aldı.Między innymi z tego powodu od czasu do czasu w Aschaffenburgu spotykają się znani artyści kurantowi.
Kâfirlik (küfr) ise yalanlamayla, inkârla olur.VAD ANSER du om den som förnekar Domen?
İbni Asem el-Kûfi (ö.RA kan även leda till usur (benförlust).
Sancağını açıp hakkı olanı almak amacıyla yönünü Kûfe'ye çevirdi.Men när han kommer, sanningens ande, skall han vägleda er med hela sanningen.".
Aspergillus flavus, bir küf mantarıdır.Aspergillus flavus är en svampart.
Naaşı Kûfe’ye, başı Mısır’a defnedilmiştir.Al Kamīn (arabiska: الكمين) är en kulle i Egypten.
Maçta küfür de yiyebilirsiniz, müthiş coşku da alabilirsiniz.Bröd är även bra att äta om du träffat på något starkt.
Abdülbaki Küfrevi'nin oğludur.Han är son till Abdulkadir Şaşmaz.
Black and Tan, veya Tan kelimeleri İrlanda’da hala küfür niyetine kullanılmaktadır.Namnet black and tan har så negativ laddning på Irland att enbart begreppet half and half används där.
İbni Asem el-Kûfi (ö.Хутаг-Өндөр) сомон аймаку Булган, Монголія.
Muhtar'ın mezarı günümüzde Kufe Mescidinde bulunmaktadır.Храм Гробу Господнього в цей час занепадає.
Bilime ve inanca küfür eder ve yeraltından kendine bir kılavuz gönderilmesi için yalvarır.Він проклинає науку і віру, і просить заступництва пекла.
Doğu Yeni Britanya eyaleti, 2000 Nüfus Sayımına göre, 220.133 küfusa sahiptir.Чисельність населення Східної Нової Британії — 220 133 осіб (2000).
Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” dedi.Я відчуваю запах диму».
Çileden çıkan hekim küçük çocuğa küfür ederek onu kovar.Розгніваний дід відіслав маленького безбожника додому.
Şarkılar çoğu zaman küfürlüdür.Poslední písně jsou často dosti lascivní.
Bunun başlıca örneği olan A. niger, nemli duvarlar üzerinde büyür, banyolardaki küfü oluşturur.A. niger způsobuje černou plíseň na cibuli.
Küfrümüz iman yerine, Sayamazsın demedim mi?Mluvím-li pravdu, proč mi nevěříte?
Hank küfürlü konuşan,sürekli içki içen ve kavga etmeyi seven birisidir.Shaun je hospodský povaleč, co se jen hádá a pije.
Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” dedi.Știi că nu pot suporta mirosul ăsta de catran!...”
Fıkıhta Kufe şehrinin en büyük üstadları arasındaydı.Pe atunci legătura de închinare era legătura cea mare între stăpânitorii de pământ. ...
Daha sonra Kûfe'ye yerleşti.Mai târziu, s-a indreptat spre Khoy .
Kufe halkı, Emeviler hanedanını devirmek için Hüseyin'i Kufe'ye çağırdılar.Locuitorii din al-Kuka îl conving să se ridice împotriva Omeiazilor.
Kendi iktidarına karşı Kufe'de başlayan isyan dalgası, zamanla Mısır ve Basra'ya da sıçramıştır.Dar adversitatea lui abia a început, în timp soarta îl va duce în Cuba, Africa și la Paris.
Diğer önemli kenti Kufa'dır.Un alt oraș important din această provincie este Al-Kufa.
Oldukca ironik ve bol küfürlü olan roman hem okur hem de eleştirmenlerce ilgiyle karşılanmıştır.Mai înainte de vot, expresia a fost utilizată în mod ironic și critic de cei care doreau rămânerea în Uniune.
Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” dedi.Szinte érzed, hogy milyen lehet a szaga.”
Bu dönemde Basra ve Kufe okulları ile Nizamiye medreselerinde dilbilim çalışmaları yapıldı.A korszakra a nyelvészetben már kiforrott a baszrai és kúfai nyelvészeti iskolák ellentéte.
Gerekiyorsa, içeriği değiştirerek (örneğin küfürleri silerek) verebilir.Képesek repülni, alakot váltani (pl. hattyúvá vagy forgószéllé változni).
Tanrı’ya küfretme gerekçesiyle sekiz defa hapis cezası almıştır.Régebben 8. bűnként a hazugságot is említették.
İbni Asem el-Kûfi (ö.Mocsizuki Cujosi (望月剛?)
Aliyyu’l-Karî, bu Söz'ün Açık bir Küfür olduğunu söyler.Az ádzsívikák szerint a karma tana csupán tévedés.
Bu durumlarda kendisi ona ya küfürle ya da üzerine yürüyerek karşılık verir.Eközben az e célokra átalakult lábukkal kormányoznak, illetve fékeznek.
Ali, İslam Devleti'nin yönetim merkezini Medine'den Kufe'ye taşıdı.Ali a társadalmi elégedetlenség egyik központjába, Irakba tette át székhelyét Medinából.
Tom çok küfür ettiğimi söylüyor.Tom azt mondja, hogy túl sokat káromkodok.
Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” dedi."Nyt haluan haistella vähän liimaa").
Ayrıca oyunda bolca küfür bulunmaktadır.Minulla on liian paljon pelissä.
İbni Asem el-Kûfi (ö.Eeva-Liisa Isomaa (s.
Kufe İslamın ilk yıllarında pek çok siyasi karışıklığın yaşandığı şehir olmuştur.Pääkaupungin paikasta käytiin ensimmäisinä vuosina poliittista kiistaa.
Genellikle küfür içerikli olur.Usein kysyttyä Valio.
Bizi yok yere küffara kırdırıyorlar.Olemme kaikki valmiit kaatamaan veremme maahan edestäsi.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.Totuus ei löydy kiistellen eikä väitellen, ei toisia nujertaen.
Ali ile tanıştıktan kısa bir süre sonra da Kufe'ye gitti.Pian tämän jälkeen hän rakasteli myös Katen kanssa.
Hangi kelimelerin küfür olduğu algısı farklılık gösterir.Käsitykset siitä, mitkä sanat ovat kirosanoja, vaihtelevat.
Perse, "tereyağı" ünlem işaretiyle birlikte bir küfür olarak kullanılan, kıç anlamına gelen bir ifadedir.Perse on takapuolesta käytetty alatyylinen ilmaus, jota käytetään kirosanana "voi"-huudahdussanan kanssa.
Tammi, Jari: Büyük Küfür Sözlüğü WSOY (2007)Tammi, Jari: Suuri kirosanakirja WSOY (2007)
Küfürlerin listesiLuettelo kirosanoista
En yaygın küfürlerYleisimpiä kirosanoja
Bu nedenle metal küfü olarak da bilinir.Γι' αυτό το ίνδιο είναι γνωστό και ως μέταλλο βιταμίνη.
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Η συχνότητά του είναι αόριστη, καθώς δεν γίνεται κάθε χρόνο.
Hangi birini söyleyeyim, nasıl anlatayım yaptıkları küfürleri."Λοιπόν, άσε με να σου πω μία ιδέα, για το πώς θα πρέπει να είναι.
İman-Küfür Sınırı.Η νησίδα Χριστιανή.
Ona küfür ettim.Τον βλασφήμησα.
(Genelde fermantasyon kavramıyla ilişkilendirilen maya ve küfler, bakteri değil, mantardır.)(Gær og mug, der ofte forbindes med gæring, er dog ikke bakterier, men snarere svampe.)
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Han siger, at han har det bedste job i hele verden, fordi han ser det umulige ske hver eneste dag.