Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kitapları kütüphaneye geri götürmek zorundayım.I have to take these books back to the library.
Ben bu küçük odayla ilgili en iyisini yapmak zorundayım.I have to make the best of that small room.
Daha önce böyle küfürlü bir mektup almadım.I had never received such an abusive letter before.
Ben onu küçük bir çocuğa verdim.I gave it to the little boy.
Koşan küçük bir çocuk gördüm.I saw a little boy running.
Alman kültürü çalışmaya ilgi duyuyorum.I am interested in studying German culture.
Onu ara sıra kütüphanede görürümI see him in the library now and then.
Küçük bir aylıkla geçinebilirim.I manage to get along on a small salary.
Çok küçük gelirimle yaşamak zorundayım.I have to live on my very small income.
Haftada iki ya da üç kez kütüphaneye giderim.I go to the library two or three times a week.
Bazı kitapları okumak için kütüphaneye gittim.I went to the library to read some books.
Bir ağabeyim ve bir küçük kız kardeşim var.I have one elder brother and a younger sister.
Küçük bir çocukkenden beri Tom'u tanıyorum.I have known Tom since I was a little boy.
Onları şehir kütüphanesinden ödünç alıyorum.I borrow them from the city library.
Ben zaman zaman kütüphaneye giderim.I go to the library from time to time.
Küçükken çikolatayı severdim.I used to like chocolate when I was small.
Küçükken yatağımı ıslatırdım fakat yedi yaşına gelmeden önce vazgeçtim.I used to wet the bed when I was small, but I grew out of it by the time I was seven.
Küçük Mary'yi gazyağı ısıtıcısına dokunmaması için uyardım.I warned little Mary to leave the kerosene heater alone.
Küçük bir kızın ağladığını duydum.I heard a little girl crying.
Küçük bir kasabada yaşıyorum.I live in a small town.
Haftada en az bir kere kütüphaneye giderim.I go to the library at least once a week.
Haftada en az bir kez kütüphaneye giderim.I go to the library at least once a week.
Haftada en az bir sefer kütüphaneye giderim.I go to the library at least once a week.
Yeni eldivenlerimi kütüphanede bıraktım.I left my new pair of gloves in the library.
Kitabı kütüphaneden ödünç aldım ama henüz onun çoğunu okumadım.I borrowed the book from the library, but I haven't read much of it yet.
Kütüphanedeki bütün kitapları okudum.I have read every book in the library.
Kütüphanede bütün kitapları okudum.I have read every book in the library.
Kütüphaneye giderken arkadaşıma rastladım.On my way to the library I met my friend.
Ben kütüphanemdeki en ilginç kitabı okudum.I read the most interesting book in my library.
Kahveme bir küp buz koymak istiyorum, çünkü o genellikle çok sıcak.I like to put an ice cube into my coffee, because it's usually too hot.
Küçük kız beni başıyla kibarca selamladı.The little girl made a polite bow to me.
Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.I was impressed by the general knowledge of Japanese students.
Küçük bir gelirle geçinebiliyorum.I manage to live on a small income.
Onun küçük erkek kardeşime bakacağını umuyorum.I expect him to take care of my younger brother.
Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I cannot stand his arrogance any longer.
Onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I can't stand his arrogance any longer.
Bana babamın servetinden küçük bir pay verildi.I was given a minor share of my father's wealth.
Amerikan edebiyatı üzerine geniş bir kütüphanem var.I have a large library on American literature.
Kitap okumak için kütüphaneye gittim.I went to the library to read books.
Çeviride bazı küçük hatalar yapmış olabilirim.I may have made some minor mistakes in translation.
Bizim şehir Tokyo ile karşılaştırıldığında oldukça küçük.Our city is rather small in comparison with Tokyo.
Kütüphanemiz üçüncü katta.Our library is on the third floor.
Şehrin kenarında küçük bir otel kurduk.We put up at a small hotel on the edge of the town.
Kedimizin kürkü parlaklığını kaybetti.Our cat's fur has lost its luster.
Küpeşteyi tutun.Hold the handrail.
Çevrede duran insanlar eğlendi ve cesur küçük köpeğe güldüler.The people standing around were amused and laughed at the brave little dog.
Bu hafta sonu küçük bir gezi yapmak istiyorum.I'd like to take a small trip this weekend.
Kütüphaneye bitişik bir bekleme odası var.There is an anteroom adjoining the library.
Bir küçük kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A little girl caught her fingers in the door.
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's.
Küçük bir bavul arıyorum.I'm looking for a small suitcase.
Küçük gri bir hayvanın bize doğru baktığını farkettim.I noticed that a small gray animal was looking toward us.
Küçük çocuklar onları sürekli izlemiyorsanız dolaşmaya eğilimlidirler.Small children tend to wander off if you don't watch them all the time.
Küçük bir araba büyük olandan daha ekonomiktir.A small car is more economical than a large one.
Küçük kızlar genellikle oyuncak bebeklere bayılır.Little girls in general are fond of dolls.
Küçük hayvanlara karşı kibar ol.Be kind to little animals.
Küçük harfleri okuyamıyorum.I can't read small letters.
Bu çok küçük.It's too small.
Küçük şeyleri kendine dert etme.Don't trouble about small things.
Küçük şeyleri kafana takma.Don't trouble about small things.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod