Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu yıl Kültür Günü pazartesi gününe rastlıyor.Culture Day falls on Monday this year.
Bu akşamüstü küçük bir parti veriyoruz.We are giving a small party this evening.
Sol bacağından küçük bir operasyon geçirdi.He had a little operation on his left leg.
Modern gemilerin yalnızca küçük bir mürettebata ihtiyacı var.Modern ships only need a small crew.
Bu günlerde küçük ailelere doğru bir yönelim var.There's a trend these days towards small families.
Dün gece biri evimin yanındaki küçük dükkana zorla girdi.Last night someone broke into the small shop near my house.
O dün gece sinir küpüydü.She was a bundle of nerves last night.
Kütüphaneci kitapları konularına göre sınıflandırdı.The librarian classified the books according to subject.
Ben küçük bir çocukken okuldan sonra beyzbol oynardım.When I was a little child, I used to play baseball after school.
Küçük çocuklar onun için çok fazlaydı.The little children were too much for her.
Küçük köpek bir çukur kazdı ve yiyeceğini onun içine gömdü.The small dog dug a hole and buried his food in it.
Şehrin tüm vatandaşları şehir kütüphanesine erişebilir.All the citizens of the city have access to the city library.
Aldığım taksi çok eski ve küçüktü.The taxi I took was very old and small.
Firmamız farklı kültürel etkinlikleri destekler.Our company supports several cultural events.
Onu gördüğümde kütüphanede oturuyordu.He was sitting in the library when I saw him.
Biz yaklaşırken, aslan kükremeye başladı.The lion began to roar as we approached.
Bu kitaplar kültürümüzü tanımlamış ve şekillendirmiştir.These books have defined and shaped our culture.
Bizim sınıfımız küçük bir sınıf.Our class is a small one.
Bizim güzel bir okul kütüphanemiz var.We have a nice school library.
Okul kütüphanemizin bir sürü kitabı var.Our school library has many books.
Okul kütüphanemiz küçük ama yeni.Our school library is small, but new.
Kütüphanede bir sürü İngilizce kitabımız var.We have a lot of English books in the library.
Dünyamız gittikçe küçülüyor.Our world is getting smaller and smaller.
Şehrimizde bir kütüphane vardır.There is a library in our city.
Birbirimize sık sık küçük hediyeler verirdik.We would often give each other little presents.
Küçük bir tekne ile nehirden aşağıya doğru gittik.We went down the river in a small boat.
Küçük evimizi en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldık.We had to make the best of our small house.
Küçük bir odada kaldık.We were made to stay in a small room.
Güçlü akıntıya karşı kürek çekemedik.We couldn't row against the strong current.
Biz büyük bir kütüphanenin yakınında yaşıyoruz.We live near a big library.
Küresel ısınmayla mücadelede daha aktif bir rol oynamalıyız.We should play a more active role in combating global warming.
Kasabanın kenarında küçük bir otelde kaldık.We put up at a small hotel just on the edge of the town.
Avluda zavallı küçük bir kedi bulduk.We found a poor little cat in the yard.
Onun yeteneklerini küçümsemiş olabiliriz.We might have underestimated his ability.
Hokkaido'da küçük bir kasabaya vardık.We arrived at a small town in Hokkaido.
Akıntıya karşı kürek çekiyorduk.We were rowing against the current.
Ailem küçük.My family is small.
Benim kot yıkamada küçüldü.My jeans shrank in the wash.
Sadece küçük bir bahçem var.I have only a small garden.
Evimin arkasında küçük bir gölet var.There is a small pond in back of my house.
Evimin küçük bir avlusu var.My house has a small yard.
Benim ev onunkinin yanında küçük görünüyor.My house seems small beside his.
Erkek kardeşim küçük bir köyde yaşıyor.My brother lives in a small village.
Tasarruflarım o kadar küçük ki onlar çok fazla dayanmayacak.My savings are so small that they won't last much longer.
Küçük erkek kardeşim kazada yaralandı.My little brother was injured in the accident.
Benim odam çok küçük.My room is very small.
Odam çok küçük.My room is very small.
Benim küçük kardeşim geçen geceden beri diş ağrısından kıvranıyordu.My little sister has been suffering from a toothache since last night.
Küçük kızı elinden tuttum.I took the little girl by the hand.
Caddeyi tek başına geçen küçük bir erkek çocuğu gördüm.I saw a young boy crossing the street by himself.
Nara adlı küçük bir kasabada doğdum.I was born in a small town called Nara.
Birini ben aldım, diğer elmaları ise küçük kız kardeşime verdim.I took one, and gave the other apples to my little sister.
Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.I'm going to leave the library at six-thirty.
Midwest'teki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in the Midwest.
Çalışmak için o kütüphaneye giderdim.I used to go to that library to study.
O, küplere bindi ve bir fincan fırlattı.He lost his temper and threw a cup.
Ben küçük bir tartışmaya karıştım.I was involved in a petty argument.
Ben bu küçük kasabada büyüdüm.I grew up in this small town.
Bu kitabı bugün kütüphaneye iade etmem lâzım.I have to return this book to the library today.
Kitabı bugün kütüphaneye iade etmek zorundayım.I have to return this book to the library today.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod