Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu itti.The musician shook his head and pushed his little piano away.
Bir müzisyen seslerdeki küçük farkları anlayabilir.A musician can appreciate small differences in sounds.
Müziğin önemi küçümsenmiştir.The importance of music is underrated.
Tombul parmaklarım var, bu nedenle küçük bir klavye kullanamam.I have chubby fingers, so I can't use a small keyboard.
Uzakta küçük bir ışık gördük.We saw a little light in the distance.
Uzakta kaplanların kükrediğini duyduk.We heard tigers roaring in the distance.
En yakın kütüphane nerededir?Where's the nearest library?
En küçük erkek kardeşim, büyük annemiz tarafından yetiştirildi.My youngest brother was brought up by our grandmother.
En küçük çocuk her sabahı kreşte geçirdi.The youngest child spent every morning at a nursery.
Genel olarak küçük kızlar bebekleri çok severler.In general, little girls are fond of dolls.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Diğer kültürlerden insanlarla iletişim kurmak çok zordur.It's very difficult to communicate with people from other cultures.
Yabancı bir kültürde yaşamaya uymak genellikle zordur.It is generally hard to adapt to living in a foreign culture.
Buralarda küçük bir tapınak vardı.There used to be a small shrine around here.
Küçük bir nesne karanlıkta hareket etti.A tiny object moved in the dark.
Gerçekten ucuz olan küçük mütevazi bir dükkân biliyorum.I know a hole in the wall that's really cheap.
Kötü yollarda bu küçük araba gerçekten yerine geliyor.On bad roads this little car really comes into its own.
Küçük odaya sıkıştırıldık.We were crowded into the small room.
En iyi ihtimalle sadece küçük bir kar için umut edebiliriz.At best we can only hope for a small profit.
Dünyamız yalnızca evrenin küçük bir parçasıdır.Our world is only a small part of the universe.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
En küçük hata ölümcül bir felakete götürebilir.The slightest mistake may lead to a fatal disaster.
Robert, karın küçük bir bölümünü aldı..Robert got a small proportion of the profit.
Sonunda sönünceye kadar, mum gittikçe küçüldüThe candle grew shorter and shorter, until at last it went out.
Aslan iki yaşındayken kükremeye başladı.Leo started to roar when he was two years old.
Lucy oldukça küçük bir kız.Lucy is a pretty little girl.
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to take care of her younger sister.
Aslan kocaman ağzını açtı ve kükredi.The lion opened its huge mouth and roared.
Aslanların kükremesini duydunuz mu?Did you hear the roar of the lions?
Avrupa Asya'dan daha küçük bir nüfusa sahiptir.Europe has a smaller population than Asia.
Selam! Seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi! Dünya küçük, değil mi?Hello! Fancy meeting you here! It's a small world, isn't it?
Selam! Seni burada göreceğime dünyada inanmazdım! Dünya küçük, değil mi?Hello! Fancy meeting you here! It's a small world, isn't it?
Daha küçük bir yere taşınmak giderleri azaltacaktır.Moving to a smaller place will reduce the expenses.
Daha küçük bedenleriniz var mı?Do you have any smaller sizes?
Daha küçük bir boyutu olan var mı?Do you have a smaller size?
Biraz daha küçük olanı var mı?Do you have one a little smaller?
Sanırım bir külah daha dondurma yiyeceğim.I think I will have one more ice cream cone.
Nadiren bir kütüphaneye giderim.I seldom go to a library.
Mary küçük kıza çok bağlı.Mary is very attached to the little girl.
Herkes beni küçümsüyor.Everybody puts me down.
Herkes küçük kediye Tora diyor.Everybody calls the small cat Tora.
Mike saat beşte kütüphaneden geri döndü.Mike got back from the library at five.
Ona en küçük bir rahatsızlık bile vermek istemiyorum.I don't want to put her to even a small inconvenience.
Kayığın küreğini çeken çocuk benim bir arkadaşımdır.The boy rowing the boat is a friend of mine.
Kürek çekmek için göle gittik.We went to the lake to row a boat.
Botta kürek çeken kız kuzenimdir.The girl rowing a boat is my cousin.
Yılanların, küçük hayvanları ve kuşları büyülediği söylenir.Snakes are said to mesmerize small animals and birds.
Fred küçük erkek kardeşine çiti boyattı.Fred had his little brother paint the fence.
Bill sinirlendi ve Dick'e küfretti.Bill got mad and called Dick names.
Küçük çocuk palyaço görünce, o, dilini yuttu.When the little boy saw the clown, the cat got his tongue.
Lütfen külot ve sütyenin hariç tüm elbiselerini çıkar.Please take off all your clothes except your underpants and bra.
New York'un nüfusu Tokyo'nunkinden daha küçüktür.The population of New York is smaller than that of Tokyo.
Sen Nick'i küçümsüyorsun, değil mi?You despise Nick, don't you?
Ne küçük bir dünya!What a small world!
Ne küçük bir televizyon seti! Gerçekten işe yarıyor mu?What a small television set! Does it really work?
Ne kadar çok kitap! Onlar üniversite kütüphanesine mi ait?What a lot of books! Do they belong to the university library?
Gerçekten bu araba küçük ama o güçlü.Indeed this car is small, but it is powerful.
Neden o her zaman oğlunu küçük düşürür?Why does he always run his son down?
Ben en küçük lekeyi görebilirim.I can see the tiniest spot.
Her küçük parça yardım eder.Every little bit helps.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod