Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gücümü küçümseme.Don't underestimate my power.
Resmi yazıyı tamamen küçümsüyorum.I utterly despise formal writing!
"Ne oldu?" küçük beyaz tavşan sordu."What's the matter?" asked the little white rabbit.
Benim ayakkabılarım çok küçük. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too small. I need new ones.
Ayakkabılarım çok küçük. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too small. I need new ones.
Kürtajı destekliyor musun yoksa karşı mı çıkıyorsun?Are you for or against abortions?
Yarın, ben kütüphanede çalışacağım.Tomorrow, I'm going to study at the library.
Küçük erkek kardeşim televizyon izliyor.My little brother is watching TV.
Benim küçük erkek kardeşim TV izliyor.My little brother is watching TV.
Spenser'in annesi onun yaptığı her küçük hatayı sık sık irdeler.Spenser's mother often scrutinizes him for every small mistake he makes.
Biz küçükken, her şey çok büyük görünüyordu.When we are small, everything seems so big.
Eğer küçük şeyleri halledersen, büyük şeyler kendiliğinden hallolur.If you take care of the small things, the big things will take care of themselves.
Sana küçük bir şey getirdim.I brought you a little something.
Onu küçümsüyorsun.You are selling him short.
Onun kütüphanesinden yararlanabilirsin.You may make use of his library.
Ya büyük ya da küçük kutuyu alabilirsin.You may take either the big box or the small one.
Ehliyet almak için halen çok küçüksün..You're still too young to get a driver's license.
Seninki ile karşılaştırıldığında benim arabam küçük.Compared with yours, my car is small.
Ne demek istediğine dair en küçük bir fikrim yok.I haven't the faintest idea what you mean.
Ayakkabıların çok küçük olduğu için ayakların şişmiş.Your feet are swollen because your shoes are too small.
Bütün gün boşa kürek salladı.He built castles in the air all day.
Havadaki küçük parçacıklar kansere neden olabilir.Tiny particles in the air can cause cancer.
Evler ve arabalar gökyüzünden küçücük görünüyorlardı.The houses and cars looked tiny from the sky.
Zenginler insanları küçük görmeye eğilimlidir.The rich are apt to look down on people.
Bir tane külçe altın çalmıştık.We had a bar of gold stolen.
Küçük odamı en iyi şekilde değerlendirdim.I made the best of my small room.
Geçen yaz ziyaret ettiğim köy, Nagano bölgesi'ndeki küçük bir köydü.The village which I visited last summer was a small one in Nagano Prefecture.
Küçük kız gölde boğulmaktan neredeyse kıl payı kurtuldu.It was a close call when the little girl almost drowned in the lake.
Küçük bir dere kayaların arasından akıyor.A small stream ran down among the rocks.
Kütükler parlak şekilde alev alev yandı.The logs flamed brightly.
Her öğrencinin kütüphaneye erişimi vardır.Every student has access to the library.
Öğrencilerin kütüphaneye erişimleri var.Students have access to the library.
Öğrenciler kütüphanedeki kitaplardan yararlanmalıdırlar.Students should make use of the books in the library.
Okulumuz yanıp kül oldu.Our school was reduced to ashes.
Bilgili insanlar cahil insanları küçümseme eğilimindedir.The learned are apt to despise the ignorant.
Bir küp şeker, lütfen.One lump of sugar, please.
Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.Please put a lump of sugar in my coffee.
Yabancı kültürler hakkında öğrenmek eğlencelidir.It's fun to learn about foreign cultures.
Çoğumuz yabancı bir ülkede kültür şoku yaşarız.In a foreign country most of us go through culture shock.
En küçük bir fikrim yok.I don't have the slightest idea.
Gençler, kütüphanede sessiz olun.Be silent in the library, boys.
Kültablanı kırdım.I broke your ashtray.
Bir kül tablasına ihtiyacım var.I need an ashtray.
Ben toplantıdan sonra John ile küçük bir sohbet yaptım.I had a little chat with John after the meeting.
Nehirde akıntıya karşı kürek çektik.We rowed up the river against the current.
Biz onu küçük kız kardeşinden ayırt edemeyiz.We cannot distinguish her from her younger sister.
Biz gelecek nesillere kültürümüzü aktarmak zorundayız.We have to transmit our culture to the next generation.
Yan sokaktaki küçük ve rahat bir evde yaşıyoruz.We live in a cozy little house in a side street.
Bu şehre Küçük Kyoto diyoruz.We refer to this city as Little Kyoto.
Çeşitli yönleriyle Yunan kültürünü inceledik.We studied Greek culture from various aspects.
Bizim beyzbol sahamız çok küçük.Our baseball diamond is very small.
Bizim kültürümüzde, aynı anda iki kadınla evli olamayız.In our culture, we can't be married to two women at once.
Teknemiz küçük bir adaya yaklaştı.Our boat approached the small island.
Dünyamız evrenin sadece küçük bir parçası.Our world is only one small part of the universe.
Evimin önünde küçük bir bahçe var.There is a small garden in front of my house.
Yangın tüm binayı yakıp kül etti.The fire consumed the whole building.
Ev yanıp kül oldu.The house was burned to the ground.
Eve gitmektense kütüphanede oturup okumayı tercih ederim.I would rather sit reading in the library than go home.
O büyük yangında düzinelerce ev yanıp kül oldu.Dozens of houses were burned down in that big fire.
Biri onu küvette boğmuştu.Somebody had drowned her in the bathtub.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kü ile cümle - kü kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App