Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kitabı bu kütüphaneden ödünç aldım.I borrowed the book from this library.
25 Ocaktan önce kütüphane kitaplarımı geri götürmek zorundayım.I've got to take my library books back before January 25th.
Küçük bir gelirle idare etmeliyim.I must manage on a small income.
Eğer kitaplara ihtiyacın olursa, kütüphanedeki kitaplardan azami derecede yararlan.If you need books, make the most of the books in the library.
Cadı zavallı küçük kızı lanetledi.The witch cursed the poor little girl.
Küçük kız kardeşim şimdi kitapları iyi okuyabiliyor.My little sister can read books well now.
Küçük kız kardeşim bazen bir erkek çocuğu olmayı diledi.My little sister sometimes wished she was a boy.
Yasayla küçüklerin sigara içmesi yasaklanmıştır.Minors are prohibited from smoking by law.
Binlerce küçük işletme durgunluk sırasında iflas etti.Thousands of small businesses went under during the recession.
Yarın bu zaman kütüphanede çalışıyor olacağım.This time tomorrow I'll be studying in the library.
Yarın kütüphanede görüşürüz.See you tomorrow at the library.
Kürk mantolar satışa sunulmuştur.Fur coats are on sale.
Kendisi kürklere bürünmüş.She is garbed in furs.
Bir kütüğün altında bazı yabani mantarlar buldum.I found some wild mushrooms under the log.
Hırsızlar bizim daireye zorla girdi ve eşimin kürk ceketini çaldı.Burglars broke into our apartment and stole my wife's fur coat.
Kütüphanenin önünde beni bekleyen bir arkadaşım var.I have a friend waiting for me in front of the library.
Postane kütüphaneye bitişiktir.The post office is adjacent to the library.
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Genç bir çocuğun küçük bir kelime haznesi vardır.A young child has a small vocabulary.
Küçük kız ona dilini uzattı.The little girl stuck out her tongue at him.
Küçük çocuk köpeğini kucakladı.The little boy embraced his dog.
Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.It is an act of cruelty to lock a small child in his room.
Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.Land occupies the minor portion of the earth's surface.
Ye kürküm ye.Fine feathers make fine birds.
İki bölge dinde ve kültürde farklıdır.The two regions differ in religion and culture.
Bebek küvette su sıçratıyordu.The baby was splashing in the bathtub.
Küçük bir kuş bana söyledi.A little bird told me.
Kütüphaneye gitmiyorum ama seni istasyona kadar götürebilirim.I'm not going to the library, but I can take you as far as the station.
Geçen gün Noel hediyesi olarak ona küçük bir şey verdim.I also gave him a little something as a Christmas present the other day.
Bu tornavida herhangi bir şekilde kullanılması için çok küçük.This screwdriver is too small to be any use.
Lütfen bu küçük hediyeyi kabul edin.Please accept this little gift.
Japon kültürü hakkında bilgili olmak iyi bir şeydir.Being knowledgeable about Japanese culture is a good thing.
Japon kültive incileri dünya inci pazarının % 60'ına kadarını tekeline almıştır.Japanese cultured pearls have come to monopolise as much as 60% of the world pearl market.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
Küçük kız kardeşim gençken evlendi.My younger sister got married in her teens.
Ben bir kitap okumak için kütüphaneye gittim.I went to the library to read a book.
Seni yiyip bitireceğim küçük kız.I will devour you little girl.
Küçük çatal salata için ve büyük olan ana yemek içindir.The small fork is for your salad, and the large one is for the main course.
Oraya gitmek için bir arabam olsa kütüphaneye giderim.I would go to the library if I had a car to get there.
Bu kitap okul kütüphanesine ait.This book belongs to the school library.
Bu müze Kelt dönemi kültürel eserlerinin muhteşem bir koleksiyonuna sahiptir.That museum has a superb collection of Celtic era cultural artifacts.
O, küçük erkek kardeşine resmini bitirmesi için yardım etti.She helped her younger brother finish his picture.
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.Boys tend to look down on their younger sisters.
Onun küçük kız kardeşini çok severim.I like her younger sister very much.
Bugün kütüphanede çalışmam gerekiyordu ama yaklaşık 12.00'de uyandım.Today, I was supposed to study at the library but I woke up around 12 o'clock.
Onun kütüphanesini kullanabilirsin.You may use his library.
Tam o sırada parktaki işçiler bazı küçük oyun kartları getirdiler.Just then, the workers in the park brought over some small playing cards.
Halk kütüphanelerini meşru bir vatandaşlık hakkı olarak görüyoruz.We consider public libraries a legitimate citizen's right.
İngilizce küresel bir dildir.English is a global language.
Başaracağına dair küçük bir şans var.There is a small chance that he will succeed.
Ben onun küstahlığına dayanamam.I can't stand his arrogance.
Onun küstahlığına tahammül edemem.I can't stand his arrogance.
Onun küstahlığına katlanamıyorum.I can't put up with his arrogance.
Kütüphanede John'u gördüm.I saw John at the library.
Yarın kitapları kütüphaneye götüreceğim.Tomorrow, I'll take the books to the library.
Bu ayakkabılar çok küçük.These shoes are too small.
Küçük Ming gelecek yıl nereye gideceğini hâlâ bilmiyor.Little Ming still doesn't know where he's going to go next year.
Tom birçok insanın sonradan görme insanları küçümsediğini Bay Ogawa'dan öğrendi.Tom learnt from Mr Ogawa that many people have scorn for the nouveau riche.
Kitabı kütüphaneye iade ettim.I returned the book to the library.
Üniversite kütüphanesi şimdi açık mı?Is the university's library open now?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod