Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Benim ailem, babam, annem ve küçük kız kardeşimden oluşmaktadır.My family has my father, my mother, and my little sister.
Bir birey toplumun en küçük birimidir.An individual is the smallest unit of the society.
O küçük bir çocukken yaramazdı.He was naughty when he was a boy.
Küçük erkek kardeşim TV izliyor.My younger brother is watching TV.
Tam ben onun benimle evlenmesini istiyorken küstah adam atladı.Just as I was asking her to marry me, an impudent fellow jumped in.
O biraz küçük değil mi?Isn't it a bit small?
Hatta daha küçük hissettim.I felt even smaller.
Mary'nin postu kar gibi beyaz olan küçük bir kuzusu vardı.Mary had a little lamb whose fleece was white as snow.
Asteroit, dünya'nın atmosferine girerken küçük parçalara bölündü.The asteroid broke up into small pieces as it entered Earth's atmosphere.
Hiç kimse benim küçük kazama gülmedi ve herkes biraz üzgün görünüyordu.No one laughed at my little accident and everyone seemed a little sad.
Ben küçük bir çocuğum.I'm a little child.
O kitap küçüktür.That book is small.
O, rahat küçük bir evde yaşar.He lives in a cozy little house.
İyi şeyler küçük paketlerde gelir.Good things come in small packages.
Küba puroları dünyanın en iyileri arasındadır.Cuban cigars are among the best in the world.
Mevcut evimiz çok küçük, bu nedenle taşınmaya karar verdik.Our present house is too small, so we decided to move.
Şair, yirmi küsur yıl burada yaşadı.The poet lived here some twenty odd years.
O benim mekanımda küstahça cevap verdi.She arrogantly answered in my place.
Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI.
Bana küçük bir kredi vermeyi düşünür müsünüz?Would you consider giving me a small loan?
Tom küvetin içinde sırılsıklam oldu.Tom soaked in the bathtub.
Tom ve Mary dün öğleden sonra kütüphanede birbiriyle karşılaştı.Tom and Mary bumped into each other yesterday afternoon in the library.
Bugün kürtaja geçit veren bir kanun çıktı.Today a law was enacted which allows abortion.
Sevgili küçük kedim bir hafta önce kayboldu.My dear little cat disappeared a week ago.
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.Many libraries also provide wireless local area network.
Tom küveti temizledi.Tom scrubbed the bathtub.
Eldivenlerimi kütüphanede bıraktım.I left my gloves in the library.
Ödünç alabileceğim bir küreğin var mı?Do you have a shovel I can borrow?
Tom, oldukça uzun bir zaman Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a long time.
Küçük şirket, büyük bir organizasyon tarafından devralındı.The small company was taken over by a large organization.
Tom hâlâ kütüphanede olmalı.Tom should still be in the library.
Kütüphanede her zaman birçok insan vardır.There are always many people in the library.
Kürtajın çeşitli nedenleri olabilir.An abortion can have various causes.
Dolaşım sistemi, bir küçük ve bir büyük dolaşımdan meydana gelir.The circulatory system consists of a short and a long circuit.
Sherlock Holmes en küçük detaylardan çok fazla çıkarım yapabilirdi.Sherlock Holmes could deduce much out of the smallest details.
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.A little village is situated in between both towns.
O, babadan üç yaş küçük.He is three years younger than dad.
Sen hâlâ iki yıl önce tanıdığım aynı şımarık küçük kızsın.You're still the same spoiled little girl I knew two years ago.
Tom kürdan bacaklı.Tom has skinny legs.
Bizim kültürümüzde aynı anda iki kadınla evlenemezsin.In our culture, you cannot be married to two women at the same time.
Bakteriler sadece küçük, zararsız hücrelerdir.Bacteria are just tiny cells, harmless.
Elinde küçük bir şemsiye tutuyordu.She was holding a small parasol in her hand.
O, küvetten çıktı ve "Eureka!" diye bağırdı.He got out of the bathtub and shout "Eureka!"
Karı çatıdan kürekle temizlemek zorunda kalacağız.We'll have to shovel the snow off the roof.
Bu şapka çok küçük. Lütfen başka bir tane gösterin .This hat is too small. Please show me another one.
O kütürtü nedir?What's that crunching sound?
Ben en küçük ayrıntıları bile düzelttim.I corrected even the smallest details.
Kütüphanede senin annene rastladım.I ran into your mother in the library.
Tom küçük siyah defterine Mary'nin telefon numarasını yazdı.Tom wrote Mary's phone number in his little black book.
O benden daha küçük.She's smaller than me.
Küçük bir kent ama çok güzel.It's a little town, but very beautiful.
Bu masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.There's a small brown dog under this table.
Masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.There's a small brown dog under the table.
Küçük çocuklara öğretmeyi seviyorum.I like teaching little children.
Benim küçük kız kardeşim anneme benziyor.My little sister looks like my mum.
Bütün mücevherlerini küçük kırmızı bir kutuya koydu.She put all her jewels into a little red box.
Naoki yoksuldu ve küçük bir kulübede yaşıyordu.Naoki was poor and lived in a small cabin.
Bu köpek şu küçük kızın hayatını kurtardı.This dog saved that little girl's life.
Meslektaşları hakkında bazı küçümseyici sözler söyledi.She made some derogatory remarks about her colleagues.
Onun el yazısı o kadar küçüktü ki zorlukla okunuyordu.Her handwriting was so tiny it was barely legible.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kü ile cümle - Sayfa 15 - kü kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App