Ana içeriğe geç
Sözlük

kü ile cümle

kü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kyushu'da küçük bir köyde yaşar.He lives in a small village in Kyushu.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
O, şimdi kütüphanede çalışıyor.He is studying in the library now.
Küçük bir dağ kasabasından geldi.He came from a tiny mountain town.
O bizi her ziyaret etmesinde bize küçük bir hediye getirdi.He brought us a small gift each time he called on us.
O beni küçük erkek kardeşim sanıyordu.He mistook me for my younger brother.
O, küçük kız kardeşimle nişanlıdır.He is engaged to my younger sister.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
Odasının küçük olmasından yakındı.He complained of his room being small.
O bazen kitapları kütüphaneye geri götürmeyi unutur.He sometimes forgets to take books back to the library.
Ben gençken onun küstah bir tavırı vardı.When he was young, he had an arrogant air.
Küçük rahat bir evde yaşıyor.He lives in a little cozy house.
O, kütüphanesindedir.He is in his library.
O küçük, ama güçlüydü.He was small, but strong.
Küçük odasında büyük bir masası var.He has a large desk in his small room.
Küçük bir tekne ile nehri geçti.He crossed the river in a small boat.
Küçük bir teknede Atlantik'i geçti.He came across the Atlantic in a small sailboat.
Küçük bir ev inşa edebildi.He was able to build a small house.
O küçük bir köpek kulübesi yaptı.He made a small dog house.
O suda küçük bir bot ile denize açılıyor.He is sailing a little boat on the water.
O, küçük bir köyde büyüdü.He grew up in a little village.
Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.He saved a little boy from drowning.
Onun küçük bir çerçevesi vardır.He has a small frame.
Küçük bir çocukken çok yaramazdı.He was very naughty when he was a little boy.
O ödünç aldığı kitabı hâlâ kütüphaneye iade etmedi.He still hasn't returned the book he borrowed from the library.
O batı kültüründen hoşlanır.He likes Western culture.
Kendini birçok kültürel etkinliklere adadı.He devoted himself to many cultural activities.
Osaka yakınındaki küçük bir kentte yaşıyor.He lives in a small town near Osaka.
O, Nagano'da küçük bir kasabadandır.He is from some small town in Nagano.
Küçük erkek kardeşiyle karıştırıldı.He was mistaken for his younger brother.
Doğu ülkelerinin kültürlerinin öğrenimini yaptı.He has studied the cultures of Eastern Countries.
Küçük bir sanatçıdan başka bir şey değildir.He is nothing but a minor artist.
Sadece küçük bir bestecidir.He is nothing but a minor composer.
Japon kültürüne aşinadır.He is familiar with Japanese culture.
O, Japon kültürünün takdir eder.He appreciates Japanese culture.
Hayatı pahasına küçük kızı kurtardı.He rescued the little girl at the cost of his life.
Sanat üzerine kitapları olan hoş bir kütüphanesi var.He has a fine library of books on art.
O, yoksuldu ve küçük bir kabinde yaşardı.He was poor and lived in a small cabin.
O, babasına karşı küstahtı.He was impertinent to his father.
Odanın çok küçük olmasından yakınıyor.He complains of the room being so small.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
Annesinin tavsiyesini küçümsedi.He flouted his mother's advice.
Küstahlığı onun çöküşüne yol açtı.His arrogance led to his downfall.
Kitap okumak için kütüphaneye gider.He goes to the library to read books.
Küvette akan suyu var.He has the water running in the bathtub.
Onların kendi çocukları olmadığı için küçük bir kızı evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a little girl.
Onların evi yangında yanıp kül oldu.Their house was burned down in the fire.
Onların küçük protestosu kitlesel bir gösteriyi tetikledi.Their small protest triggered a mass demonstration.
Onlar Tom'un yeni teorisini küçümsüyorlar.They are crying down Tom's new theory.
İngiltere'de küçük bir köyde yaşıyorlar.They live in a little village in England.
Onlar kurulduğundan beri bu küçük oteli çalıştırdılar.They have run this small hotel since it was established.
Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.They have to live on his small income.
Onlar çok küçük giysi giyiyorlar.They wear very little clothing.
Kültür edinmeleri için oğullarını Avrupa'ya gönderdiler.They sent their son to Europe to acquire culture.
Onlar dün kütüphanede miydiler?Were they in the library yesterday?
Bana küçük bir oda tahsis ettiler.They have assigned me a small room.
Onlar küçük çocuklar değiller.They are not little children.
Kütüphaneyi bir sürü kitapla donattılar.They furnished the library with many books.
Onların kütüphaneye giriş izinleri var.They have access to the library.
Son sesleriyle birbirlerine küfrediyorlardı.They were swearing at each other at the top of their voices.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod