Ana içeriğe geç
Sözlük

küşat ile cümle

küşat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır.Той открива дълбоките и скрити неща; Той познава онова, което е в тъмнината; И светлината обитава с Него.
Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır.הוא גלא עמיקתא ומסתרתא ידע מה בחשוכא ונהירא עמה שרא׃
Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır.هو يكشف العمائق والاسرار. يعلم ما هو في الظلمة وعنده يسكن النور.
Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır.他 顯 明 深 奧 隱 秘 的 事 、 知 道 暗 中 所 有 的 、 光 明 也 與 他 同 居
Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır.他 顯明 深 奧隱 秘 的 事 、 知道 暗中 所有 的 、 光明 也 與他 同居
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.A baj a hallgatással, hogy a legtöbb hang, amit hallunk, zaj, ami állandóan körülvesz.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Das Problem beim Zuhören ist, dass vieles was wir hören die ganze Zeit von Lärm begleitet wird.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.El problema de escuchar es que gran parte de lo que oímos es ruido, que nos rodea todo el tiempo.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Het probleem met luisteren is dat zoveel van wat we horen lawaai is dat ons de hele tijd omringt.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Il problema con l'ascoltare è che moltissimo di quello che sentiamo è rumore che ci circonda tutto il tempo.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.경청에 관한 문제점은 우리가 듣는 많은 것들이 항상 우리를 둘러싸고 있는 소음이라는 것입니다
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.O problema com o escutar é que muito do que ouvimos é barulho, à nossa volta todo o tempo.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Probém s počúvaním je, že množstvo z toho, čo počujeme, je hluk, ktorý nás neustále obklopuje.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Problema cu ascultatul e că atât de mult din ce auzim e zgomot, înconjurându-ne mereu.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Problemet med at lytte er, at så meget af det vi hører er larm, der omgiver os hele tiden.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Problém s nasloucháním je, že většina toho, co slyšíme, je hluk, který nás neustále obklopuje.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Problem ze słuchaniem to dochodzący hałas, otaczający nas cały czas.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Vấn đề là khi lắng nghe, rất nhiều tiếng ồn bao vây chúng ta.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Неприятности со слушанием в том, что так много из того, что мы слышим, это постоянно окружающий нас шум.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Проблеми зі слуханням полягають у тому, що ми чуємо надто багато шуму, що постійно оточує нас.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.Проблемът със слушането е, че голяма част от това, което чуваме е шум, който ни обгражда през цялото време.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.הבעיה עם הקשבה היא שהרבה ממה שאנו שומעים הוא הרעש שמקיף אותנו כל הזמן.
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.المشكلة في الاستماع .. ان هنالك الكثير مما يمكن الاستماع له فالضوضاء تحاصرنا في كل مكان وفي كل حين
Dinleme ile ilgili sorununun büyük bir kısmı, etrafımızı kuşatan, duyduğumuz gürültü.騒音だということです このような騒音はEUによれば
Düşük travers hızı nedeniyle, neredeyse her tank onu kuşatabilir.Debido a su escasa velocidad de rotación, cualquier tanque es capaz de flanquearlo.
Düşük travers hızı nedeniyle, neredeyse her tank onu kuşatabilir.Kvůli jeho nízké rychlosti otáčení jej dokáže jakýkoliv jiný tank snadno objet.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Assim diz o Senhor Deus: Esta é Jerusalém; coloquei-a no meio das nações, estando os países ao seu redor;
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Így szól az Úr Isten: Ez Jeruzsálem, a pogányok közibe helyheztettem õt, és körülte a tartományokat.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.주 여호와께서 가라사대 이것이 곧 예루살렘이라 내가 그를 이방인 가운데 두어 열방으로 둘러 있게 하였거늘
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Så siger den Herre HERREN: Dette er Jerusalem; jeg satte det midt iblandt Folkene, omgivet af lande.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Tak mówi panujący Pan: Toć jest Jeruzalem, którem postawił w pośród pogan, a zewsząd otoczył krainami;
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Tako pravi Gospod Jehova: To je Jeruzalem; postavil sem ga sredi med poganske narode in dežele okoli njega.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Ουτω λεγει Κυριος ο Θεος Αυτη ειναι η Ιερουσαλημ εγω εθεσα αυτην εν μεσω των εθνων και των περιξ αυτης τοπων.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Така казва Господ Иеова: Това е Ерусалим. Аз го поставих всред народите; И разни страни го обикалят.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.Так говорит Господь Бог: это Иерусалим! Я поставил его среди народов, и вокруг него – земли.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.כה אמר אדני יהוה זאת ירושלם בתוך הגוים שמתיה וסביבותיה ארצות׃
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.هكذا قال السيد الرب. هذه اورشليم في وسط الشعوب قد اقمتها وحواليها الاراضي.
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.主 耶 和 華 如 此 說 、 這 就 是 耶 路 撒 冷 . 我 曾 將 他 安 置 在 列 邦 之 中 、 列 國 都 在 他 的 四 圍
‹‹Egemen RAB diyor ki: Bu Yeruşalimi ulusların ortasına yerleştirdim, çevresini ülkelerle kuşattım.主 耶和華 如此 說 、 這 就 是 耶路撒冷 . 我 曾將他 安置 在 列邦 之中 、 列國 都 在 他 的 四 圍
En iyi savaşçıların bile çevresinin tamamen kuşatıldığı zamanlar vardır Tenno.Es kommt der Moment, Tenno, wenn selbst die Besten umzingelt werden.
En iyi savaşçıların bile çevresinin tamamen kuşatıldığı zamanlar vardır Tenno.Radial JavelinはExcaliburの秘密兵器です
Fakat sanırım korkunun en kötü versiyonu şu -- dört yıllık Sarajevo kuşatmasından kurtulan하지만 제가 생각하기에 가장 최악의 두려움은 두려움 그 자체입니다. 4년간의 사라예보 포위에서 살아남은
Fakat sanırım korkunun en kötü versiyonu şu -- dört yıllık Sarajevo kuşatmasından kurtulan4年間のサラエボ包囲で一命をとりとめた ボスニア人女性の言葉を借りると
Fakat sanırım korkunun en kötü versiyonu şu -- dört yıllık Sarajevo kuşatmasından kurtulanאך לדעתי הפחד הגרוע ביותר הוא הפחד -- כפי שאמרה לי פעם סמיה, אישה מבוסניה,
Fakat sanırım korkunun en kötü versiyonu şu -- dört yıllık Sarajevo kuşatmasından kurtulanولكني أعتقد أن أسوأ أنواع الخوف -- كما أخبرتني "سامية" ، سيدة من البوسنة
Fark etmez. Bizim işimiz, o dişi tilki Central'da kaplanlar tarafından kuşatılmışken bu kaleyi tutmak.Tak czy inaczej, mamy utrzymać ten fort w czasie, gdy ta lisica będzie między tygrysami w Central.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›A dí Farao o synech Izraelských: Ssouženi jsou na zemi, sevřela je poušť.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›A faraon povie o synoch Izraelových: Zapletení sú v zemi; zavrela ich púšť.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Będzie bowiem Farao mówił o synach Izraelskich: Strwożeni są w ziemi, zawarła je puszcza.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Chắc Pha-ra-ôn sẽ nói về dân Y-sơ-ra-ên rằng: Dân đó lạc đường bị khốn trong đồng vắng rồi.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Chắc_Pha - ra-ôn sẽ nói về dân Y-sơ-ra-ên rằng : Dân đó lạc đường bị khốn trong đồng vắng rồi .
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Denn Pharao wird sagen von den Kindern Israel: Sie sind verirrt im Lande; die Wüste hat sie eingeschlossen.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Então Faraó dirá dos filhos de Israel: Eles estão embaraçados na terra, o deserto os encerrou.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Entonces el faraón dirá de los hijos de Israel: "Andan errantes por la tierra; el desierto les cierra el paso.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Faraon va zice despre copiii lui Israel: ,S'au rătăcit prin ţară; îi închide pustia.`
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Farao vil da si om Israels barn: De farer vill i landet, ørkenen har lukket dem inne.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Farao vil da tænke om Israeliterne, at de er faret vild i Landet, og at Ørkenen har sluttet dem inde;
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Farao zal dan denken: 'Ha, nu zitten ze in de val tussen de woestijn en de zee'.
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Il faraone penserà degli Israeliti: Vanno errando per il paese; il deserto li ha bloccati
Firavun şöyle düşünecek: ‹İsrailliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.›Ja farao on ajatteleva, että israelilaiset ovat eksyneet maassa ja että erämaa on saartanut heidät.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod