Çad gölü küçülmeye devam ediyor.Lake Chad is continuing to shrink.
Ekonomik küçülmeye başlama zamanı.It's time to begin downsizing.
Maaş çekleri küçülmeye devam etti.Paychecks continued to shrink.
Küçülmeye rağmen OLPC, XO-1.5 dizüstü bilgisayarların geliştirilmesine devam etti.Despite the downsizing, OLPC continued development of the XO-1.5 laptops.
1998 boyunca Kore ekonomisi ortalama %-6.65 oranında çeyrek dönem boyunca küçülmeye devam etmişti.Throughout 1998, Korea's economy would continue to shrink quarterly at an average rate of -6.65%.
Yıldız bu noktada artık nükleer yakıtını tüketmiştir ve dakikalar içinde küçülmeye başlar.The star has run out of nuclear fuel and within minutes its core begins to contract.
Sphincter pupillae kasıldığında iris göz bebeğinin boyutunun küçülmesini sağlar.When the sphincter pupillae contract, the iris decreases or constricts the size of the pupil.
Günümüzde misk kedisigiller için en büyük tehlike ormanların her gün daha da küçülmesidir.Declining enrollment continues to be the districts largest problem today.
Ve Osmanlı İmparatorluğu küçülmeye başladı.So the Ottoman Empire was shrinking.
Yani Danimarka ciddi şekilde küçülmek üzere.So Denmark is about to get a whole lot smaller.
Tabiki akıntıya karşı gittikçe, bileşenler küçülmeye buna bağlı olarak ucuzlamaya başlarAnd of course, as you go back upstream, the components get smaller and therefore cheaper.
Bu üç hastalıkta beyin küçülmesine yol açan mitokondrinin iyi çalışmadığını gördüm.I saw that in all three conditions, the mitochondria do not work well, leading to shrinking brains.
Tıp'taki gidişat ise, tersine gittikçe küçülme yönünde.But the trend in medicine actually is to get exponentially smaller.
Maalesef, bizim ekonomimiz 2012 senesinin son üç ayı boyunca küçülme gösterdi.Unfortunately, our economy actually shrank during the last three months of 2012.
Beynimizin tamamı küçülmeye ve körelmeye mi başlayacak ?Is all of our brain going to start to shrink and atrophy like that?
Ve yanıtta %50'ye varan bir küçülmedir.And a response is 50 percent shrinkage.
Sayı küçülmeli.It should go down.
O büyümeli, bense küçülmeliyim.››He must increase, but I must decrease.
Bu değişiklik, kuvvetin küçülmesiyle de uyum taşıyor.The change is consistent with the force's smaller size.
AB bakanlarından EUFOR'un küçülmesine destekEU ministers support EUFOR scale-back
Küçülmenin bu yıl da devam etmesini bekliyoruz.There is also a further reduction slated for this year.
NATO, KFOR'un küçülmesini onayladıNATO endorses KFOR scale-down
İş Dünyası: Yunan ekonomisinde küçülmeBusiness: Greece's economy shrinks
Ülke ekonomisinde ilk çeyrekte yüzde 0,8'lik bir küçülme yaşanmıştı.In the first quarter, the Greek economy shrank by 0.8%.
Son yirmi yılda ülke nüfusunda 1,5 milyon kişiden fazla küçülme oldu.Over the last two decades, the population decreased by over 1.5 million people.
Ancak hükümete, kamu idaresinde planlanan küçülmeyi hızlandırma çağrısı da yapıldı.The government was urged however to speed up the planned downsizing of public administration.
Hırvat hükümetinin son hedefi %2'lik bir küçülmeydi.The latest Croatian government projection was a 2% contraction.
Aydınoğullarının merkezi olan Ayasuluk, 16. yüzyıldan itibaren giderek küçülmeye başlamıştır.Das ursprünglich große Vermögen des Stiftes verringerte sich nach dem 16. Jahrhundert immer mehr.
Gebelikte büyüme ve ileri yaşta küçülme eğilimindedirler.Elles ont tendance à devenir moins marquée avec l'âge.
Steril edilen atıklar daha sonra parçalanarak %80'e yakın hacimsel küçülme sağlanır.Ces munitions immergées se corrodent lentement et après 80 ans environ commencent à libérer leur contenu.
Ama belediye sınırları içinde yasayan şehir nüfusu küçülmektedir.La zona prohibida de la ciudad se reduce.
Her birkaç dakikada bir harita rastgele bir bölgeye doğru küçülmeye başlar.El poder mágico disminuye en una unidad cada seis segundos.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.A questo punto il volume del lago inizia a diminuire.
Steril edilen atıklar daha sonra parçalanarak %80'e yakın hacimsel küçülme sağlanır.Le papille gustative diminuiscono così tanto che a 80 anni scendono del 50%.
Gebelikte büyüme ve ileri yaşta küçülme eğilimindedirler.L'intensità tende a decrescere con l'avanzare dell'età.
Su hacmi küçülmeye başladı.Объём воды начал уменьшаться.
Daha sonraki gözlemlerle elips küçülmesine rağmen hâlâ Dünya'yı içermektedir.Дальнейшие наблюдения уменьшают эллипс погрешности, но в него все еще входит Земля.
Geç Silüryen'de Kuzey Çin ve Güney Çin'in Gondvana'dan ayrılıp kuzeye yönelmesiyle küçülmeye başladı.Океан стал уменьшаться в позднем силуре, когда Северный и Южный Китай начали движение от Гондваны на север.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.После этого уровень озера постепенно продолжает понижаться.
Nicholas Gerogescu-Roegen küçülme fikrinin babası ve en önemli teorisyeni olarak görülmektedir.الخبير الاقتصادي نيكولاس جورجيسكو الرومانية، ويعتبر خالق تراجع النمو، ونظريتها الأساسية.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.W związku z powyższym jezioro ulega stopniowej degradacji.
Atmosferdeki aşırı CO2'in lisoklin alanlarının küçülmesinin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.Z badań wynika, że głównym źródłem emisji dioksyn do atmosfery są pożary lasów.
Lisoklin alanlarının küçülmesi kalsitin okyanus içinde çözümü için daha az alan bırakmaktadır.Na szczęście wymagania na wytrzymałość tych lin byłyby tu jeszcze mniejsze niż w przypadku Marsa.
Bu küçülme işlemi yaklaşık 6 hafta devam eder.Dessa operationer utförs vid cirka sex månaders ålder.
Daha büyük kütleli Sefe'lere doğru gidildikçe dönem uzamakta ve yaş küçülmektedir.När de blir större lever de ensamma och är inte längre minerare.
Atmosferdeki aşırı CO2'in lisoklin alanlarının küçülmesinin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.Dels för att koncentrationen av koldioxid i atmosfären är så låg.
Yıldız bu noktada artık nükleer yakıtını tüketmiştir ve dakikalar içinde küçülmeye başlar.Тож зоря втрачає останнє джерело енергії і через кілька хвилин вибухає.
Urmiye Gölü uzun zamandır küçülmektedir.Střední hladina jezera dlouhodobě klesá.
Sphincter pupillae kasıldığında iris göz bebeğinin boyutunun küçülmesini sağlar.Po ejakulaci muže, kdy dochází ke snížení velikosti penisu.
Sağ liberteryenler devletin olabildiğince küçülmesi gerektiğine inanan minarşizm düşüncesini savunur.Libertatea negativă presupune restrângerea amestecului statului la un nivel cât mai mic.
Rahim Doğumdan hemen sonra rahim küçülmeye başlar.A szent csodás közreműködése után a gyermek feltámad.
Şizofreniklerde genel beyin hacminde küçülme bulunmuştur.Churchill több kisebb agyvérzésen esett át.
Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.Ez a piac jelenleg egyre inkább szűkül.
Gondvana devoniyen döneminde Rheic Okyansunun küçülmesine yol açarak Euramerika'ya doğru ilerledi.A devon időszakban, Gondwana maga vette az irányt Euramerika felé, így szűkítve a Rheic-óceánt.
Steril edilen atıklar daha sonra parçalanarak %80'e yakın hacimsel küçülme sağlanır.A rombuszok a 80%-os konfidenciaszintnél rosszabbul támogatott elágazásokat jelzik.
Bu görüş küçülme fikrine karşıdır.Teorien betragtes som mindre overbevisende.
Bu küçülme işlemi yaklaşık 6 hafta devam eder.Proses ini membutuhkan waktu sekitar enam tahun.
Yıldız bu noktada artık nükleer yakıtını tüketmiştir ve dakikalar içinde küçülmeye başlar.核燃料を使い尽くした恒星は数分のうちに収縮を始める。
Yıldız bu noktada artık nükleer yakıtını tüketmiştir ve dakikalar içinde küçülmeye başlar.恆星已經耗盡核燃料,並且在幾分鐘內就開始收縮。
Bu görüş küçülme fikrine karşıdır.우리의 인상은 관습에 의해 덜 비판적이 된다.