küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en sevdiğin küçük kasaba nedir?What's your favorite small town in the United States?
Amerika Birleşik Devletlerinde 18 yaşın altındaysanız küçüksünüzdür.In the United States, you are a minor if you are under 18 years old.
Küçük hediyeler arkadaşlığı canlı tutar.Little presents keep a friendship alive.
O benden iki yaş küçüktür.He's two years younger than me.
Bu böcek küçük ama çok tehlikelidir.This insect is tiny, but very dangerous.
Prens küçük kıza neden ağladığını sordu.The prince asked the little girl why she was crying.
Tom, Mary'in küçük göğüsleri olmasına aldırış etmedi.Tom didn't mind that Mary had small breasts.
Onun için küçük bir beklentim vardı.I had little expectation for him.
On kişi küçük bir odaya tıkıştırıldı.Ten people were packed into the small room.
Tom'un küçük bir penisi var.Tom has a tiny dick.
Bir atomun boyutları son derece küçüktür.An atom's dimensions are extremely small.
Küçük Zhang iyi bir adamdır!Little Zhang is a good guy!
Bu kasaba o kadar küçüktür ki herkesin ismini kolayca öğrenebilirsin.This town is so small that you can easily learn everyone's names.
Bu ev içinde yaşayamayacak kadar çok küçük.This house is too small to live in.
Küçük çocuk yatağında uykudaydı.The little boy was asleep in his bed.
Bu ev oldukça küçük.This house is quite small.
Paris'te güzel bir küçük otelde kaldık.We stayed in a lovely little hotel in Paris.
Onun küçük kahkahasıyla büyülenmişti.She was enchanted by his little laugh.
Daha küçük erkek kardeşlerin var mı?Do you have younger brothers?
Evimizin arkasında küçük kırmızı elmaları olan üç güzel elma ağacı var.Behind our house there are three beautiful apple trees with little red apples.
Mary Tom'u herkesin önünde küçük düşürdü.Mary humiliated Tom in front of everyone.
Küçük kardeşim yazın her gün yüzer.My younger brother swims every day in the summer.
Ev küçük fakat bizim için yeterli.The house is small, but it's enough for us.
Küçük kız kardeşim anaokuluna gidiyor.My little sister goes to nursery school.
Küçük erkek kardeşim benden daha uzun.My younger brother is taller than me.
Küçük erkek kardeşim benden daha uzundur.My younger brother is taller than I am.
Küçük bir aksilik yaşadım.I had a small mishap.
Dünya küçük.The world is small.
Küçük yaştan itibaren aile şirketini devralmak için yetiştirildi.He was groomed from a young age to take over the family business.
On altı yaşında veya daha küçükler tiyatroya giremezler.Children who are sixteen years old or younger may not enter the theater.
Onun ebeveynleri boşandığı için kızın babasıyla küçük bir teması vardı.Because her parents got divorced, the girl had little contact with her father.
Tom küçük bir kaza geçirdi.Tom had a minor accident.
O, üç çocuğumun en küçük olanıdır.She is the youngest of my three children.
Bu küçük bebek on dolarlık bir banknot yırttı.This little baby tore up a 10 dollar bill.
İçmek için yaşı çok küçük.He's too young to drink.
Kız kardeşim senden daha küçük.My sister is smaller than you.
Bir küçük motosikletim var.I have a scooter.
Tom küçük bir köyde yaşar.Tom lives in a small village.
Bu Tişört benim için fazla küçük.This shirt is too small for me.
Seni ne zaman görsem, ben hep küçük erkek kardeşimi düşünüyorum.Whenever I see you, I always think of my younger brother.
Küçük kız kardeşim dün geceden beri bir diş ağrısı çekiyor.My little sister has been suffering with a toothache since last night.
Bay Tanaka küçük bir kırtasiye dükkanı çalıştırarak geçimini yapıyor.Mr. Tanaka makes a living by running a small stationery shop near the station.
Bu çok küçük ve sıkışık.It's very small and cramped.
Bu çok küçük ve dar.It's very small and narrow.
O, Tom'un küçük kız kardeşidir.She's Tom's younger sister.
Senin için küçük bir şeyim var.I have a little something for you.
En küçük erkek kardeşim hala uyuyor.My youngest brother is still asleep.
Bu, küçük bir sorun değil.This is not a small problem.
Çilekler normalde ilkbaharda yenen küçük, kırmızı meyvelerdir.Strawberries are small, red fruit that are normally eaten in Spring.
Küçük erkek kardeşim okula gitti.My younger brother went to school.
Bu küçük bir araba büyüklüğünde.It's the size of a small car.
Tom sümüklü küçük bir velettir.Tom is a snotty little brat.
Tom şımarık küçük bir çocuk.Tom is a spoiled little brat.
Kız kardeşim yaşça benden küçük.My sister is younger than me.
Ama aniden Küçük Venüslü'nün gidip işemeye ihtiyacı var.But suddenly, Little Venusian really needs to go and pee.
Tanrı'nın Sözü'nü küçük bir grup imanlıya vaaz ediyor.He was preaching God's Word to a small group of believers.
Arabanın arkasında saklanan küçük bir kedi var.There's one small cat hiding behind the car.
O zeki küçük bir arkadaştır.He's a smart little feller.
O araba çok küçük değil mi?Is that car too small?
Kendime küçük bir araba satın aldım.I bought myself a small car.