küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin böyle küçük bir araba satın almak istemeyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to buy such a small car.
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.Tom spent the night in the small cabin near the lake.
Tom kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town where nobody locks their doors.
Tom küçük yelkenlilere kaptanlık yapmaktan hoşlanır.Tom likes to skipper small sailboats.
Tom'un göl yakınında küçük bir kabini var.Tom has a small cabin on the lakefront.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom küçük baskıyı okumayı zor buluyor.Tom finds it difficult to read small print.
Tom küçük bir sersemlik hissetti.Tom felt a little dizzy.
Tom şu anda küçük bir dairede yalnız yaşıyor.Tom currently lives alone in a small apartment.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Sıçanlar küçüktür.Rats are small.
Küçük köpek yolu geçti.The small dog crossed the road.
Yılar önce, Tom'un çocukları küçükken, o çok resim çekerdi.Years ago, when Tom's children were young, he used to take a lot of pictures.
O, küçük kız kardeşi Mina-chan'ı çağırır.She calls her younger sister Mina-chan.
Ekip küçük gruplara ayrıldı.The team was divided into smaller groups.
Bu ev çok küçük.This house is very small.
Ben küçük bir parça kullanarak el fenerini onardım.I fixed the flashlight using a small tool.
Tango küçük bir köyde küçük bir erkek çocuğuyla yaşar.Tango lives with a small boy in a little village.
Küçük erkek kardeşim TV izler.My younger brother watches TV.
O, küçük şeylere çabuk sinirlenen birisi.He's a drama queen.
"Kim öldü?" "Onun küçük köpeği.""Who died?" "His little dog."
Bana küçük bir kredi vermeyi düşünür müsünüz?Would you consider giving me a small loan?
Sevgili küçük kedim bir hafta önce kayboldu.My dear little cat disappeared a week ago.
Tom, oldukça uzun bir zaman Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a long time.
Küçük şirket, büyük bir organizasyon tarafından devralındı.The small company was taken over by a large organization.
Dolaşım sistemi, bir küçük ve bir büyük dolaşımdan meydana gelir.The circulatory system consists of a short and a long circuit.
Sherlock Holmes en küçük detaylardan çok fazla çıkarım yapabilirdi.Sherlock Holmes could deduce much out of the smallest details.
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.A little village is situated in between both towns.
O, babadan üç yaş küçük.He is three years younger than dad.
Sen hâlâ iki yıl önce tanıdığım aynı şımarık küçük kızsın.You're still the same spoiled little girl I knew two years ago.
Bakteriler sadece küçük, zararsız hücrelerdir.Bacteria are just tiny cells, harmless.
Elinde küçük bir şemsiye tutuyordu.She was holding a small parasol in her hand.
Bu şapka çok küçük. Lütfen başka bir tane gösterin .This hat is too small. Please show me another one.
Ben en küçük ayrıntıları bile düzelttim.I corrected even the smallest details.
Tom küçük siyah defterine Mary'nin telefon numarasını yazdı.Tom wrote Mary's phone number in his little black book.
O benden daha küçük.She's smaller than me.
Küçük bir kent ama çok güzel.It's a little town, but very beautiful.
Bu masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.There's a small brown dog under this table.
Masanın altında küçük kahverengi bir köpek var.There's a small brown dog under the table.
Küçük çocuklara öğretmeyi seviyorum.I like teaching little children.
Benim küçük kız kardeşim anneme benziyor.My little sister looks like my mum.
Bütün mücevherlerini küçük kırmızı bir kutuya koydu.She put all her jewels into a little red box.
Naoki yoksuldu ve küçük bir kulübede yaşıyordu.Naoki was poor and lived in a small cabin.
Bu köpek şu küçük kızın hayatını kurtardı.This dog saved that little girl's life.
Onun el yazısı o kadar küçüktü ki zorlukla okunuyordu.Her handwriting was so tiny it was barely legible.
Virüsler bakterilerden çok daha küçük.Viruses are much smaller than bacteria.
Birkaç küçük hatalar dışında yazınız iyidir.Except for a few minor mistakes, your writing is good.
Moncalvo, İtalya'daki en küçük şehirdir.Moncalvo is the smallest town in Italia.
Onun küçük erkek kardeşi önceki gün Şanghay'a gitti.His younger brother went to Shanghai the day before yesterday.
Benim küçük erkek kardeşim gerçekten dağların fotoğraflarını çekmekten hoşlanır.My younger brother really likes to take photos of mountains.
Bu küçük kız kuşların kaçmasına izin verdi.This little girl let the birds escape.
Sandalye çok küçük.The chair is too small.
Annem, babamdan iki yaş küçük.My mom is two years younger than my dad.
Senin için küçük bir sürprizim var.We have a little surprise for you.
Küçük Sophie itaatkar değildi.Little Sophie was not obedient.
Küçük çocuk üvey annesinden şiddet gördü.The little child was subjected to violence from his stepmother.
Wan küçük kız kardeşinden daha güzeldir.Wan is prettier than her younger sister.
Benim küçük erkek kardeşim neredeyse benim kadar hızlı koşabilir.My younger brother can run about as fast as I can.
Çok küçük çocuklar çok kelime bilmezler.Very young children don't know many words.
Küçükler madenci olamaz.Minors can't be miners.