köylüler ile cümle

köylüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Georgoi: küçük toprakları olan köylüler.Niiden varsilla on pieniä maatalouteen nojautuvia kyliä.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Mutta jos kyläläiset häviäisivät, heidän pitäisi maksaa verot kolminkertaisina.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.Tämän vuoksi kyläläiset haastettiin käräjille Huittisiin.
Köylüler Salman'ın korkusuyla yaşar.Leijona ei pelota Eerolan possuja.
Köylüler ve kentliler birbirine düşmanlardı.Jumalat ja jättiläiset vihasivat toisiaan.
Bölgede yaşayan köylüler, gelen orduyu sevinçle karşıladı.Alueella asuvat delawaret ottivat tulokkaat ystävällisesti vastaan.
Köylülerin rivayetine göre, bu şahıs bir papaz olmalıdır.Seurakunnan kirkkoherra on pastori Ville Kiiveri.
Ayrıca mahalledeki celepcilik bazı köylülere gelir sağlamaktadır.Kaupunkitaajama ulottuu myös joidenkin naapurikuntien alueelle.
Ayrıca yurt dışında çalışmaya giden köylüler bulunmaktadır.Myös ulkomailla asuvat ja työskentelevät afrikkalaiset voivat saada palkinnon.
Köylülere yiyecek sağladılar.He hankkivat kyläläisille ruokaa.
Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler.Ζήτω η επανάσταση των εργατών, στρατιωτών και γεωργών! -Προς τους πολίτες της Ρωσίας.
Köylülerden bazıları da aynı baskıyı yapar.Πολλοί από τους συμμάχους του Άργους κάνουν το ίδιο.
Ancak, bugün köylüler yine de eski adını kullanmaktadırlar.Εντούτοις, ακόμα και σήμερα, οι παλιότεροι συνηθίζουν να χρησιμοποιούν το παλιότερο όνομα.
Adı köylüler tarafından konulmuştur.Αυτός εκλέγεται άμεσα από τους χωρικούς.
Köy düzlük üzerinde kurulmuş, son yıllarda koylülerin gayretiyle ağaçlandırılmıştır.Το χωριό έχει ωραίο δάσος και γίνονται προσπάθειες την τελευταία δεκαετία για τουριστική αξιοποίηση.
Arkadan öteki köylüler hareketlen-diler.Bønderne vendte sig om mod solopgangen.
Ailesi topraksız yoksul köylülerdendi.Forældrene var fattige bønder.
Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı.Skatterne for landbefolkningen blev reduceret.
Köylülerin zevkle ve bir yarış halinde yaptığı işlerden biri de mantarcılıktır.Den materielle fordel med en dronning og 5 bønder for en løber og en springer er overvældende.
Asıl olarak Norveçli çoban ve köylülerin başlıca yemeği idi.Oprindeligt var det en basisfødevare for fårehyrder og bønder.
Sonunda savaş köylülerin lehine kaznılmıştır.Krigen endte med at bønderne tabte.
Hem kasabalılar hem de köylüler bu ilişkiyi istememektedir.Bønder og borgere kom ikke altid lige godt ud af det med hinanden.
Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı.Han overførte sin formue til sin hustru og begyndte at leve som en fattig bonde.
Nüfusun çoğunu köylüler oluşturmaktaydı.De fleste blev landmænd.
Ayaklanmayı köylüler başlattı.Bøndene gjorde på nytt opprør.
Ağustos 1524'te, Müntzer sonradan Köylüler Savaşı olarak anılacak ayaklanmanın liderlerinden biri oldu.I august 1524 ble Müntzer en av anførerne av den oppstand som senere ble kjent som Den tyske bondekrigen.
Bu kez Sırp köylülerin çoğu dağlara kaçmayı başardı.De mest førlige av befolkningen klarte å flykte opp i fjellene.
Asıl amacı yoksul köylüler için toprak elde etmekti.Hensikten var å skaffe dyrkbar land for de utarmede bøndene.
Eğer bazı köylüler miri terkederlerse, kalanlar daha yüksek vergi ödemek zorunda kalırdı.Anførerne for bondehæren ble hugget ned, flere avrettet ved dom, andre måtte betale store bøter.
Köylüler traktörlerle su taşımaktadır.De første dagene bisto lokale bønder med å transportere vann med sine traktorer.
Köylüler bu yüzden sıkıntı çekerler.Bønder ble redd for striden.
Yetişmiş kalifiye köylüler bu özelliklerini köyleri yararına pek kullanmamıştır.Som bøndene hadde renessansen liten effekt på disse.
Köylüler arasında sınır ve su yüzünden anlaşmazlıklar vardır.Grensene mellom strøk vil det derfor være uenighet om.
Delegelerin %39,2'i işçi, %31,2'si köylülerden oluşuyordu.Blant forskerne var 33,1 % utenlandske; blant gjesteforskere 52,3 %.
Gramsci de benzer konularla ilgileniyordu: Neden İtalyan işçiler ve köylüler faşistlere oy vermeliydi?Gramsci telah prihatin dengan masalah yang sama: mengapa buruh Italia dan petani memilih fasis?
Marksizm-Leninizm ideolojisine göre kulaklar daha fakir köylülerin sınıf düşmanıydı.Menurut Marxisme-Leninisme, kulak adalah musuh dari para petani miskin.
Ayaklanmayı köylüler başlattı.Kaum petani melakukan pemberontakan.
Köylülerin yarısından fazlası bu mahallede oturur.Lebih dari setengah penduduk negara bagian ini tinggal di sana.
En çok bilinen tabloları, tarlalarda çalışan köylüleri betimlemektedir.Lukisan-lukisan terkenalnya menggambarkan warga desa sedang bekerja di ladang.
Köylüler bu krediyi 25 yıl içerisinde eşit taksitlerle devlete ödedi.Pemerintah kolonial waktu itu memberikan hak konsesi khusus selama 25 tahun.
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.Mereka tinggal di desa dan bahagia.
Köylülerin hepsi Avrupa'ya göç etmiştir.Pelanggan-Nya tinggal di seluruh Eropa.
Bu mantar köylülerin önemli geçim kaynağıdır.Karena ini merupakan persoalan penting bagi para petani.
Asıl amacı yoksul köylüler için toprak elde etmekti.Mục đích là để có được đất canh tác dành cho những nông dân nghèo khó.
En çok bilinen tabloları, tarlalarda çalışan köylüleri betimlemektedir.Những bức tranh nổi tiếng nhất của ông mô tả nông dân làm việc trên đồng ruộng.
Arkadan öteki köylüler hareketlen-diler.Do đó nông dân Đàng Ngoài đồng loạt đứng lên khởi nghĩa.
Günümüzde köylüler domuluyuz diye söylerler.Ngày nay dân chúng chủ yếu làm nghề nông.
Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı.Nhiều nông dân bị mất tất cả tài sản của họ và kết thúc như người ăn xin ở các thành phố.
Köylüler burayı genellikle piknik alanı olarak kullanır.Hai nơi này thường được dân chúng dùng làm nơi dạo chơi hoặc picnic.
Ayaklanmayı köylüler başlattı.Nông dân nổi loạn.
O gün bu gündür Dikenlidüzü Köylüleri, çift koşmadan önce çakırdikenleri ateşe verirler.岩屋の中に祀られていたことにより戦火を免れて今日に至る。
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.村民は安堵し、その喜びも大きかった。
Bu kez Sırp köylülerin çoğu dağlara kaçmayı başardı.多くのキリスト教徒が山岳地帯に逃れることとなった。
Köyün yolu asfalt değildir, köylüler tarafından yapılmıştır.疲れているのは道ではなく農夫である。
Köylüler buraya "delikli kaya" ismini vermişlerdir.村人はこの石を「えんこ石」と呼び、大切にした。
Köylülerin rivayetine göre, bu şahıs bir papaz olmalıdır.小児性愛者の司祭がいるなら、その者は司祭になる前からそうなのだ。
Orman işletmesi bu hizmetlere karşılık köylülere ücret ödemektedir.借地農は借地料を農民への労働で支払った。
Sahibi ve köylüler atı aramaya başlamışlar.農夫は馬をひいて行き来したことが由来。
Zapatistalar, NAFTA'yı Meksika'lı köylülerin "ölüm cezası" olarak tanımladı.こうして、サパティスタたちはNAFTAが先住民族に対する「死刑宣告」であるとみなすようになった。
Bu köylüleri üretebilmek için, yiyecek değil, altın gerekmektedir.村が存在しないため、武器・食料などの調達などが不可となる。

İlgili Sayfalar