köylüler ile cümle
köylüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat tüm köylüler geri dönmemişlerdir çok küçük bir kısmı köye geri dönmüştür.Плохая им досталась доля: Немногие вернулись с поля.
Arkadan öteki köylüler hareketlen-diler.Скоро к городскому движению примкнули крестьяне.
Köylüler bu seromoniyi "hamursuz yemek" şeklinde adlandırmaktadırlar.Местный фольклор называет этот водоворот "бездонным".
Köylüler yaz aylarında köylerine gelip kış aylarında yaşadıkları şehirlere dönerler.На зиму крестьяне возвращались в свои дома.
Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı.Были уменьшены налоговые повинности, налагаемые на крестьян.
Ufak tefek anlaşmazlıklar olsa bile köylüler birbirlerine her konuda yardımda bulunurlardı.Этому обществу противопоставлена тяжелая жизнь крестьян, помогающих друг другу в беде.
Köylülerin anlattıklarına göre ataları Bulgaristan'da serin bir yerde yaşamaktaydı.По рассказам старожилов, крестьянам при барине жилось хорошо.
Fakat çevre köylülerle Bodovi arasında arazi sorunları çıkmıştır.В окрестных селах происходили волнения среди крестьян.
Köylülerin güvenini kazanarak buraların temizlenmesine, okullar ve hastaneler kurulmasına öncülük etti.Ещё до отмены крепостного права он освободил своих крестьян, в имении построил школы и больницу.
Başta ÜZÜM olmak üzere köylüler yazlık ve kışlık sebzecilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.Крестьяне стремятся непременно сжечь все сенокосные угодья, осенью или весной.
Fakat buraya köylülerden sadece 40-50 hane yerleşti.Он состоял из 50 — 60 крестьянских домов.
Özellikle Bursa'da Ortakent köylüleri yoğun olarak yaşamaktadırlar.Работали на предприятии в основном крепостные крестьяне.
Boğaz köylüler satın aldıkları çiftlik topraklarını hisselere bölerek kendi aralarında pay etmişler.Если отягощённые налогами крестьяне бежали, лежавшие на них поборы распределялись между оставшимися на месте.
Bu sırada köylü Maturina ve Bıagio bir köylüler partisi ile sahneye gelirler.Франкфурт-на-Майне Драка крестьян при игре в карты.
Bu tabakada burjuvalar, zanaatkarlar, köylüler ve işçiler bulunuyordu.Здесь жили торговцы, ремесленники и крестьяне.
En çok bilinen tabloları, tarlalarda çalışan köylüleri betimlemektedir.В ней слишком мрачными красками описывается положение крестьян, проживающих в деревнях.
Köylülerin bir kısmı bu pazardan ihtiyaçlarını gidermektedirler.ويسد إنتاج هذه الآبار جزءًا يسيرًا من حاجة البلاد.
Köylülerin yeri yurdu belliydi ve vergi ödemekteydiler.كانت بيوت الدعارة قانونية ولكن خاضعة للضرائب.
Balık köylüler evsiz kalmışlardır.صياد السمك الأبقع.
Köyüne dönüşünde (muhtemelen köylülerce) soyulur, dövülüp saldırıya uğramıştır.عاد إلى قريته وأقام فيها طيلة حياته منصرفا إلى القضاء بين الناس والتعليم والهداية والإرشاد.
Köylüler bu krediyi 25 yıl içerisinde eşit taksitlerle devlete ödedi.أصدر مصرف دين الدولة أوراقًا من فئة 25 فرنك ذاك العام.
Bayramın 1 . günü bir aile tüm köylülere bayram namazından sonra yemek verir.عائلة مسيحية تصلّي قبل الطعام في عيد الشكر.
Ama bu işe yaramamıştır ve bütün köylüler enfekteler tarafından katledilmiştir.لم يستطيع فعل ذلك لأنهم نقلوا جميعا لدار الرعاية.
Mart ayında öfkeli köylüler, Jeon Bongjun ve Kim Gaenam'ın önderliğinde Gobu Ayaklanması'na katıldılar.في شهر مارس اجتمع الفلاحون بقيادة جون بونغ جُن وكم غاي نام وبدأوا ثورة غوبو.
Köylüler bu sözcüğü nereden bilmektedirler?كيف تجرؤ على نطق هذه الكلمات؟.
Köylüler kendi ülkesinin çiftçilere Yugoslav hükümeti tarafından zorla kolektifleştirmeye karşı ayaklandı.Os camponeses eram obrigados a adotar a religião de seu senhor.
Mozambik halkı, İşçiler ve köylüler, çalışarak Her zaman zenginlik üretecek.O Povo Moçambicano De operários e de camponeses, Engajado no trabalho A riqueza sempre brotará.
Çoğunlukla Çinli köylüler ya da çiftçiler basit, mekanik olmayan tarım araçlara bağımlıdırlar.A maior parte dos camponeses e dos fazendeiros ainda é dependente de implementos agrícolas não-mecanizados.
Daimyo köylülerden pirinç şeklinde vergiler toplarken, pirinç ekonominin temelini oluşturuyordu.O arroz era a base da economia, com o daimyo coletando as taxas dos camponeses na forma de arroz.
Arkadan öteki köylüler hareketlen-diler.Nas traseiras encontravam-se, por outro lado, as habitações dos camponeses.
Daimyolar köylülerden vergileri pirinç formunda topluyordu.Os agricultores eram tributados pesadamente na forma de arroz.
Köylüler başka şehirlere bir kısmı da Avrupa'ya göç etmişlerdir.É de se notar que muitos colonos vieram de outras partes da Europa.
Uygulanmada köylüler kamuya ait traktörleri kendi arazilerinde de kullandı.Semelhante a ele, ambos controlam o tráfico em suas cidades.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Cedo, nas manhãs de Elul se ouve o som do shofar.
Doktor, sibirli ve üzgün bir şekilde ahırı terk eder ve köylülerden uzaklaşır.O Doutor, irritado e chateado, sai do celeiro e se afasta das pessoas da cidade.
İsteksizce kabul eder ve köylülere savaş eğitimi vermeye çalışır.Relutantemente ele aceita, e tenta se impor para preparar a vila para a luta.
Köylüler "kurtları" izlediler ve bir çalılığın içinde sinmiş, yarı çıplak bir adam buldular.Tudo começou quando eles encontram um bebê palhaço perdido no meio do nada.
Köylüler, yaşanan kayıp ve ölüm olaylarından dehşete düşmüştür.Porém, os Criadores mostram-se temerosos perante o ocorrido e deixam a Terra.
Bu minibüse köylüler Sabri'nin arabası demiştir.Neste bairro situam-se os Moinhos do Bairro do Caramão.
Köylüleri diğer medeniyetlerin köylülerinden daha pahalıdır.Vale ressaltar que as fazendas do povo atlante são mais caras do que as das outras civilizações.
Köylüler Salman'ın korkusuyla yaşar.Os xiitas têm uma visão muito favorável de Salman.
Köylülerin rivayetine göre, bu şahıs bir papaz olmalıdır.A exemplo de seu avô, ele deveria se tornar um rabino.
Bu köylüleri üretebilmek için, yiyecek değil, altın gerekmektedir.Segundo ele, a terra deve produzir alimentos e não combustíveis.
Şehir 1381'de çıkan büyük Wat Tyler Köylüler Ayaklanması'nın merkezi idi.A cidade também foi o foco da revolta camponesa de 1381.
Artan sayıda köylüler çelik üretimine kaydırıldı.Assim, muitas empresas produtoras ampliaram o interesse na siderurgia.
Köylüler için geçici evler inşa ettiler ve çiftlik arazisini temizlediler.Zij bouwden tijdelijke huizen voor de dorpelingen en maakten landbouwgrond weer bebouwbaar.
Köylüler kiliseden çıkmaya başlarlar.De wandelingen vertrekken vanaf de kerk.
Köylüleri bedava ve daimi olarak üretilir.De bewoners zijn onafhankelijk en traditioneel ingesteld.
Bu gelenek sayesinde köylüler arasında sıcak, samimi bir ortam oluşmaktadır.Het ligt tussen de dorpen Heeze en Sterksel.
Bu kez Sırp köylülerin çoğu dağlara kaçmayı başardı.Veel dorpelingen waren toen naar de bergen gevlucht.
Köylüler kendi ekmeklerini kendileri yapmaktadırlar.De bewoners verbouwen hun eigen voedsel.
Köylüler bu sözcüğü nereden bilmektedirler?Kent U die uitdrukking?
Köylülerin güvenini kazanarak buraların temizlenmesine, okullar ve hastaneler kurulmasına öncülük etti.Hij begon de dorpen te reorganiseren en scholen en ziekenhuizen te bouwen.
Köylüler bu duruma her defasında itiraz eder.Boeren klagen altijd.
Köylüler ve kentliler birbirine düşmanlardı.De elite en de boeren waren verregaand van elkaar vervreemd.
Bu topraklarda yaşayan köylülere, yüksek vergiler alınarak çok büyük bir sosyal baskı uygulanırdı.De gewone boerenstand had daarentegen te maken met een onevenredig grote belastingdruk.
Çok sayıda firari Rus köylülerce esir alındı veya öldürüldü.De meesten van deze deserteurs werden echter ofwel gevangengenomen of geëxecuteerd door Russische boeren.
Koyunları kurtaran köylüler ise köylerine geri dönmüşler.De studenten springen in het water en de boer gaat met zijn schapen naar huis.
Kasabaya inen köylüler başlangıçta istedikleri samurayları bulmakta başarısız olurlar.De boeren die eerst niet wilden weten van de samoerai lopen nu uit schrik naar hun beschermers.
Köylüler dağılmak zorunda kaldılar.De inwoners hadden moeten vertrekken.