köylüler ile cümle

köylüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.Vesnice začaly stále více spoléhat na své zahrady.
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.Wioski coraz bardziej uzależniały się od swoich ogródków.
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.Сільське населення стало більше покладатися на свої господарства.
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.הכפריים נעשו יותר ויותר תלויים בגינות שלהם.
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.بدأت القرى باعتماد أكثر وأكثر على بساتينهم.
Köylüler doğal olarak bahçelerine daha fazla yöneldiler.この早期の農業では、突然変異種である 種が大きくて簡単に収集できる稲が選ばれました。
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması. Belki bir kaç okul sınıfının yapılması.Pomagamy mieszkańcom uzyskiwać czystą wodę ze studni, budować szkoły, itd.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.De dorpelingen helpen vers bronwater te winnen.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Den Dorfbewohnern zu helfen, frisches Wasser aus den Brunnen zu bekommen.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.마을 사람들이 우물에서 물을 얻을 수 있도록 돕고,
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Ne ocupăm să ajutăm sătenii să obțină apă curată din fântâni.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Những hoạt động để giúp người dân kiếm được nước sạch từ giếng.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Nous travaillons avec les villageois pour les aider a récupérer de l'eau potable à partir de puits.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Segítünk a falvak lakóinak vizet nyerni a kutakból.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Trabajando para ayudar a los aldeanos a obtener agua limpia de los pozos.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Trabalhar para auxiliar os aldeões a obter água fresca dos poços.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Εργαζόμαστε για να βοηθήσουμε τους χωρικούς να έχουν φρέσκο νερό από πηγάδια.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Допомога мешканцям у добуванні питної води з колодязів.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Помощ за селяните да получат прясна вода от изворите.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.Помощь жителям в добывании питьевой воды из колодцев.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.סיוע לכפריים להשיג מים טריים מבארות.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.العمل على مساعدة القرويين للحصول على المياه العذبة من الآبار.
Köylülere kuyulardan temiz su alabilmeleri için yardımcı olunması.学校の教室を作ることもあります
Köylüler kendileri yönettiler.C'était géré par les villageois eux-mêmes.
Köylüler kendileri yönettiler.Era condus chiar de săteni.
Köylüler kendileri yönettiler.Era gestito dagli abitanti del villaggio-
Köylüler kendileri yönettiler.Es wurde von den Dörflern selbst betrieben.
Köylüler kendileri yönettiler.Foi dirigido pelos próprios aldeões.
Köylüler kendileri yönettiler.Het werd gerund door de dorpelingen zelf.
Köylüler kendileri yönettiler.마을 사람들 스스로가 운영을 하죠.
Köylüler kendileri yönettiler.Lo dirigían los propios aldeanos.
Köylüler kendileri yönettiler.Maguk a falubeliek működtették.
Köylüler kendileri yönettiler.Nó được quản lí bởi chính những người dân làng.
Köylüler kendileri yönettiler.Program ini dijalankan oleh para penduduk desa itu sendiri.
Köylüler kendileri yönettiler.Prowadzą go sami mieszkańcy.
Köylüler kendileri yönettiler.Им руководили сами жители деревни.
Köylüler kendileri yönettiler.И най-вероятно едва ли ще видите тайландски мъж там.
Köylüler kendileri yönettiler.זה נוהל ע"י התושבים עצמם.
Köylüler kendileri yönettiler.انه يدار من قبل القرويين انفسهم
Köylüler kendileri yönettiler.男性の参加はほとんど見られません
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran직접 마을 사람들과 대화하고
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.C'était une équipe tanzanienne qui parlait aux villageois, qui leur demandait ce qui les intéressait.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Đã có một nhóm người Tanzania trò chuyện với những người dân, hỏi xem họ quan tâm đến điều gì.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Een Tanzaniaans team sprak met de dorpelingen over wat hun belangstelling had.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Era uma equipa tanzaniana a perguntar aos aldeões, em que é que eles estavam interessados.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Ők beszélgettek a falvak lakóival, megkérdezték, hogy mi érdekli a lakókat.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.To Tanzańczycy rozmawiali z mieszkańcami, pytając, czym byliby zainteresowani.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Μια ομάδα από την Τανζανία μιλούσε με τους χωρικούς, ρωτώντας τους τι τους ενδιέφερε.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran Tanzanya'lı ekipti.Танзанийци говориха със селяните, питайки ги от какво се интересуваха.
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıranצוות טנזני דיבר עם הכפריים,
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıranكان فريق تنزاني يتحدث إلى القرويين،
Köylülerle konuşanlar ve neyle ilgilendiklerini araştıran村民たちと話をして 彼らが何に 興味があるか訊ねてまわったのです
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.A falubéliek azt hitték elátkozta valaki és nem tudták mit csináljanak vele.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.De dorpelingen dachten dat ze vervloekt was. Ze wisten niet wat te doen met haar.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Die Dorfbewohner dachten, sie war verflucht; Sie wußten nicht mit ihr umzugehen.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Gli abitanti del villaggio pensavano fosse maledetta, non sapevano cosa farne di lei.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.마을 사람들은 그녀가 저주를 받았다고 생각했습니다. 그들은 그녀를 어떻게 해야될지 몰랐습니다.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Les villageois ont cru qu'elle était maudite; ils ne savaient pas quoi faire d'elle.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Los aldeanos pensaron que estaba maldecida; no sabían que hacer con ella.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Mieszkańcy wioski myśleli, że padła na nią klątwa.

İlgili Sayfalar